(1076 S. K. m. 17) (926 S. K. m. 38) (5434 S. K. m. 15, 16, 31, 41, 100, 103) (211 S. K. m. 34) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 80)
Davacı 27.01.2003 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; TSKden 25.02.1998 tarihinde 1979-54 sicil numaralı ve Tnk.Kd.Bnb. rütbesiyle emekli olduğunu, 1076 sayılı Kanunun 17 ve 926 sayılı Kanunun 38 nci maddeleri gereğince 13.10.2000 tarihli kararname ile 30.08.1999 tarihinden geçerli olarak yedekte yarbaylığa terfi ettiğini, 04.11.2002 ile 12.11.2002 tarihleri arasında sürdürülen Yıldırım 2002 tatbikatına iştirak ettiğini, özlük hakları ve kimlik kartında gerekli değişikliğin yapılması için 20.12.2002 tarihinde davalı kuruma başvurduğunu, 02.01.2003 tarihli cevabi yazı ile istemlerinin red edildiğini belirterek yedekte yarbaylığa yükselmesi nedeniyle özlük haklarında ve kimlik kartında gerekli değişikliğin yapılmaması işlemlerinin iptalini talep ve dava etmektedir.
Dosyadaki belgelerin incelenmesinde davacının Tnk.Kd.Bnb. olarak 1979-54 sicil numaralı subayken kendi isteğiyle 1 nci derecenin 1 nci kademesi ve 3600 ek gösterge puanına hak kazanarak, 25.02.1998 tarihinde emekli olduğu 25.10.1999 tarihinde verdiği dilekçe üzerine durumu incelenerek K.K.K.lığının 30.10.2000 tarih PER:4184-894-00/Emk.ve Ars.S.Sb.Ks. 290216 sayılı yazısı ile davacının 1076 sayılı Kanunun 17 nci ve 926 sayılı Kanunun 38 nci maddeleri gereğince 30.08.1999 tarihinden geçerli olmak üzere üçlü kararname ile yedeklikte yarbaylığa terfi ettirildiğinin bildirildiği, davacının daha sonra Yıldırım 2002 seferberlik tatbikatına 04.11.2002 ile 12.11.2002 tarihleri arasında sekiz gün süre ile iştirak ettiği, akabinde 20.12.2002 tarihinde davalı kuruma yaptığı başvuru ile yedekte yarbay rütbesine terfi etmesi nedeniyle özlük haklarında ve emeklilik kimlik kartında gerekli değişikliğin yapılmasını istediği, ancak T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından 02.01.2003 tarihli cevabi yazı ile 5434 sayılı Kanunun 31 nci maddesi gereğince fiili hizmet müddetlerine eklenecek şekilde 04.11.2002 ve 12.11.2002 tarihleri arasında herhangi bir kesenek kesilmediğinden davacının talebinin reddedildiği, bunun üzerine davacının süresinde iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Yasal mevzuatın incelenmesinde; 1076 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin A) fıkrasının 4 ncü bendi ..... Binbaşı olmak ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek Harp Okulu tahsilini ikmal etmek ve muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununda yazılı kayıt ve şartları ibraz etmekle meşruttur. hükmünü amirdir.
Anılan Kanun hükmünün, yedek subayların barış zamanında silah altında geçmeyen sivil hayattaki müddetlerinin de hizmet sürelerinden sayılarak muvazzaf subaylar gibi terfi ettirileceklerini, dava konusu ile ilişkili olan bölümün ise binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek için Harp Okulu mezunu olmak ve muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununda yazılı kayıt ve şartları yerine getirmekle söz konusu olabileceğini belirtmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subayların rütbeleri, bekleme süreleri, nasıpları, rütbe terfi ve kademe ilerlemesi şartlarının 926 TSK Personel Kanununda düzenlendiği dikkate alındığında muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununun 926 sayılı TSK Personel Kanunu olduğu ve 926 sayılı TSK Personel Kanununun 38 nci maddesi ise rütbe terfi şartları ve esaslarını gösterdiği anlaşılmaktadır.
Davacının Tnk.Kd.Bnb. olarak emekli olması, seferberlik nedeniyle tekrar hizmete çağrılması, yaptığı yeni hizmetin özlük haklarına yansıması ise 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununda düzenlenen esaslara göre belirlenmektedir.
Kanunun 103 ncü maddesi aynen; Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı alanlardan talim, manevra, seferberlik veya harp için silah altına alınanlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. a) Aylıkları, rütbe aylıklarından az ise aradaki fark ilgili kurumlarınca ödenerek, rütbeleri aylıklarından kesenek alınır. b) Aylıkları, rütbeleri aylıklarından çok ise farkları Sandıkça ödenerek kurumlarca yalnız rütbeleri aylıklarından kesenek alınır. c) Er olarak silah altına alınanlardan aylıkları kesilmez. (a) ve (b) fıkralarında yazılı olanların terhislerinde rütbeleri aylıkları üzerinden 100 ncü madde hükümleri uygulanır. hükmünü amirdir.
Anılan maddenin aynı Kanunun 100 ncü maddesine atıf yapması nedeniyle anılan 100 ncü madde metni incelendiğinde; Emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı almakta iken (Erlerle emeklilik hakkı şartı bağlı olanlar hariç) emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilenlerin tekrar emekliye ayrılmalarını istemeleri veya emekliye sevk edilmeleri halinde kendilerine veya ölümlerinde dul ve yetimlerine eski ve yeni hizmetlerinin toplamı üzerinden ve bu kanun hükümleri dairesinde aylık bağlanır şeklinde düzenlendiği görülmektedir. Yine aynı Kanunun emekli kesenekleriyle ilgili 16 ncı maddesi 103 ncü maddesindeki düzenlemeye paralel olarak; Emeklilik kesenekleri kurumlarca aylık, ücret veya, ödeneklerin bordrolarında gösterilir ve bunların hak sahiplerine ödenmesi sırasında kesilir.
Aylık ücret veya ödeneklerin emanet hesaplarına alınması hak sahiplerine ödeme sayılır. Bunların 15 nci maddenin (g) fıkrasında yazılı haller dışında kanun veya hüküm ile veyahut idari, inzibati sebeplerle eksik verilmesi emekli keseneğinin eksik hesaplanmasını icabettirmez.
Talim ve manevra için rütbe ile silah altına alınan iştirakçilerden rütbeleri aylıkları, vazife aylık veya ücretlerinden fazla olanların istihkak farklarına ait emekli kesenekleri vazife aylık veya ücretlerinden kurumlarınca ve seferberlik ve harb için silah altına alınanlardan vazife aylık veya ücretleri rütbeleri aylıklarından fazla olanların istihkak farklarına ait emekli kesenekleri de, rütbeleri aylıklarını ödeyen kurumlarca kesilerek Sandığa gönderilir. hükmünü içermektedir.
Kanunun 31 nci maddesi; Fiili hizmet müddeti, iştirakçinin 30 ncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir.
Ay başlarından sonra vazifeden ayrılanlar için ayrıldıkları ayın tamamı fiili hizmet müddeti sayılır. ........ şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 41 nci maddesi ise a) Emekli, adi mâlullük ve vazife mâlullüğü aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43 ncü maddesinde yer alan gösterge tablosu ve Personel Kanunlarındaki ek gösterge esas alınır. b) Emekli, adi mâlullük ve vazife mâlullüğü aylıkları, (a) fıkrasına göre tespit edilen rakamların her yıl Bütçe Kanununda tespit edilen katsayı ile çarpılmasının sonunda bulunacak tutarın fiili ve itibari hizmet toplamı 25 yıl olanlara %75i 25 yıldan az olanlara her tam yıl için %1 eksiği, fazlası olanlara da her tam yıl için %1 fazlası üzerinden bağlanır.
Fiili ve itibari hizmet toplamındaki ay kesirleri tam ay sayılır. Yıl kesirlerinin her ayı için emekli aylığı bağlanmasına esas aylık tutarının %1inin onikide biri emekli aylığına ayrıca eklenir.
Bağlanacak aylıkların toplamı, emekli ve adi mâlullük aylıklarında emekli aylığı bağlanmasına esas aylıklarının %100ünü geçemez. Vazife mâlullüğü aylıkları hakkında bu tahdit uygulanmaz şeklindedir.
Davacının emeklilik sicil dosyasının tetkikinde silah altında bulunduğu süre içinde emekli kesenek ve karşılık alınmadığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusunun davacının yedeklikte yarbaylığa terfi ettirilmiş olmasının emeklilik yaşantısının bundan sonraki döneminde yarbaylık özlük haklarına hak kazandırıp kazandırmayacağı konusu ile emekli yarbaylık kimlik kartının verilip verilmeyeceği hususlarında olduğu görülmektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat ışığında; talim ve manevra, seferberlik ve harb için silah altına yeni rütbeleriyle çağrılan yükümlülerin bu silah altı statüleri devam ettiği müddetçe yeni rütbelerinin özlük hakları önceki vazifesindeki aylık ya da ücretlerinden yani silah altına alınmadan önceki aylığından fazla ise; istihkak farkları kurumlarınca ödeneceği ve emekli keseneğinin de kurumlarınca kesileceğine amirdir. Önceki aylıkları silah altında bulundukları rütbenin aylıklarından az ise fark kurumunca ödenerek, emekli keseneği rütbeleri aylıkları üzerinden kurumunca kesilerek ödeneceğini düzenlemektedir. Talim manevra, seferberlik ya da harb hali sona erdiğinde de Kanunun 100 ncü maddesi uyarınca silah altında sürdürülen hizmetin silah altına alınmadan önceki hizmet süresine ekleneceği ve yeni aylıkların bu suretle hesaplanacağı ancak her halükârda silah altına alınmadan önceki aylıklarından az olamayacağı anlaşılmaktadır.
Kanunun 31 nci maddesinde belirtilen fiili hizmet müddetine eklenecek hizmet hesabında; talim, manevra, seferberlik veya harb hali için silah altında bulunulduğu süre içerisinde aylık veya ücretlerden Kanunun 16 ncı ve 103 ncü maddeleri hükümleri gereği alınacak keseneklerin ve karşılıkların önceki hizmet sürelerine ekleneceği belirtilmektedir. Bir diğer ifadeyle Kanunun 103 ncü maddesi son fıkrası, silah altında iken bulunulan rütbenin aylıkları gözönüne alınarak yapılacak keseneklerin 100 ncü madde gereğince silah altındaki hizmetten önceki bulunulan derece ve kademeye esas olan hizmet müddetine eklenmesini zorunlu kılmakta yoksa yeni rütbe üzerinden aylık verilmesi hususunu öngörmemektedir.
Davacının katıldığı seferberlik tatbikatında silah altında bulunduğu sürenin 8 (sekiz) gün gibi bir süre olması ve silah altında bulunduğu sürelerin 04.11.2002 - 12.11.2002 tarihleri arasında olması, yani emekli kesenek ve karşılıklarının kesilme zamanı olan maaş (aylık) ödeme, alma ve kesenek gönderme gününü kapsamaması nedeniyle de Kanunun 100 ncü maddesi gereğince eski hizmet süresine eklenebilmesine olanak bulunmadığı şeklindeki davalı kurum savunmasına da 5434 sayılı Kanunun yukarıda zikredilen 41 nci madde 2 nci fıkrası amir hükmü gereğince davacının seferberlik tatbikatında aldığı maaşından emekli kesenek ve karşılıkların kesilmesi ile Kanunun 100 ncü maddesi gereğince seferberlik tatbikatında geçirilen hizmet süresinin birleştirilmesi gerektiği nedeniyle itibar edilememiştir.
Yukarıdaki açıklamalara göre silah altı süresinde rütbeleri aylığından kesenek ve karşılıkların kesilmesi ve silah altından terhisleri halinde, yükümlülerin silah altında geçirdikleri hizmet sürelerinin 5434 sayılı Kanunun 16 ncı, 31 nci, 103,100 ve 41 nci maddeleri gereğince silah altına alınmadan önceki hizmet süreleriyle birleştirilmeleri gerekeceği, özlük hakları ve aylığının ise ortaya çıkan nihai hizmet süresine göre belirleneceği, diğer ifade ile davacının, silah altından terhisi üzerine emekliliğe esas rütbesi olan kıdemli binbaşılığa ait özlük haklarına esas olan hizmet süresine, seferberlik tatbikatında geçirdiği hizmet süresi eklenerek, oluşacak yeni hizmet süresi üzerinden belirlenecek maaşı alabileceği, yoksa terhislerini müteakip yarbay rütbesinin özlük haklarını alabilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; TSK İç Hizmet Kanununun 34/e ve TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddelerinde Silahlı Kuvvetler mensuplarına verilecek kimlik kartının veriliş biçim ve koşullarının yönerge ile saptanacağı öngörülmüştür. Kanun ve Yönetmelik hükümlerinde, TSKden emekli personele kimlik kartı verilmesine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Milli Savunma Bakanlığınca çıkarılan 30.4.1984 tarih ve (30-8) sayılı MSY 52-7 (A) TSK Kimlik Kartı Yönergesinde ise, Silahlı Kuvvetler mensupları ve ailelerine ilaveten, kapsam genişletilerek subay ve astsubay emeklileri ile bunların ailelerine de kimlik kartı verilmesi öngörülmüştür.
Yönergenin madde 1-c, 2-b, 4-b, 5-b hükümlerinde TSK muvazzaf ve emekli personelin yönerge kapsamında bulunduğu belirtilmiştir. Yönergenin 5 (e) maddesi ise TSKden maaş bağlanmak suretiyle emekliye ayrılan veya emeklilik için gerekli yasal hizmet süresini Türk Silahlı Kuvvetlerinde doldurduktan sonra istifa ederek ayrılan subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile bunların hak sahibi aile fertlerine sonradan emeklilik hakkı veren başka bir kurumda görev alsalar dahi kimlik kartı verileceğine amirdir.
Yönergenin 9 ncu maddesi hükmü ile muvazzaf subay, astsubay ve uzman jandarma çavuşların kimlik kartlarının rütbe ve sınıf değişikliğinde, değiştirilecekleri öngörüldüğü halde, subay, astsubay ve uzman jandarma emeklilerinin kimlik kartlarının emekliye ayrılış sırasında bir defaya mahsus olmak üzere ilgili Kuvvet Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığınca verileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Yedeklikteki terfi durumlarına göre, kimlik kartlarının değiştirilmesi ise öngörülmemiştir.
Keza 1076 Sayılı Kanunun 17 nci maddesinde de Silahlı Kuvvetlerden emekli olanların ileride yedek hizmete çağrıldıklarında görev yapacakları sınıf ve rütbelerini belirleyen hükümler yer almakta olup, yedekte terfi edenlere kimlik kartı verilmesi ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır.
TSK emeklilerine emekli kimlik kartının verilmesinde esas alınan sınıf ve rütbe, kişinin emekliliğini doğuran sınıf ve rütbesidir. Yedekte terfiin amacı, Silahlı Kuvvetlerden emekli olan personelin yedeklik döneminde hizmete çağrıldıklarında görev yapacakları rütbeyi belirlemektir. Bu nedenle, yedekte terfi işlemi; davacının TSK kimlik kartına yazılacak rütbesinde bir değişiklik doğurmamaktadır.
Açıklanan mevzuat doğrultusunda yedekte terfi ettirilen TSKden emekli personele verilen emekli subay/astsubay kimlik kartında yedekte terfi ettiği rütbenin yazılacağı yönünde herhangi bir hüküm mevcut bulunmadığından, davacıya yedekte yarbay rütbesinde emekli subay kimlik kartı verilmemesi işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı hakkında tesis olunan işlemlerde idari işlemlerin unsurları bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından,
Yasal dayanaktan yoksun olan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy