(926 S. K. m. 121, Ek m. 17) (2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 40)
Davacı 07.02.2003 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; Kara Kuvvetleri Komutanlığının 16 Mayıs 2001 atamalarıyla
. Brl. Komutan Vekilliğine atandığını, 11 Ağustos 2001 tarihinden itibaren bu görevde olduğunu, toplam 220 personeli bulunduğunu,
.. Komutanlığınca, Teknik Hizmet Birliğinin, Tabur ve Bölük Komutanlığı muadili kadro görev yerlerine eklenmesi ile ilgili
.. Komutanlığının 31 Ekim 2002 gün ve MRKS. S.:0931-90-02/1234 sayılı Tb./Bl. K.lığı Muadili Kadro Görev Yerleri konulu yazısı ile talebinin belirtilmesine rağmen, Birliğinin Bölük muadili kabul edilmediğini, bu nedenle atandığı günden bugüne kadar Bölük Komutanlığı tazminatı alamadığını iddia ederek Bölük Komutanlığı muadili kadro görev yerlerine Teknik Hizmetler Birlik Komutanlığının dahil edilmemesi işleminin iptali ile, atandığı günden bugüne kadar, Bölük Komutanlığı tazminatlarının yasal faizi ile ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 24 Ekim 2002 tarihli dilekçesi ile Bölük Komutanlığı muadili görev yerlerine Teknik Hizmetler Birlik Komutanlığının dahil edilmesi için gereğinin yapılması talebiyle başvurduğu,
Komutanlığınca Kara Kuvvetleri Komutanlığına yazılan 31 Ekim 2002 tarih ve MRK.S.: 0931-90-02/1234 sayılı yazı ile, söz konusu kadronun Bölük Komutanlığı muadili kadro görev yerleri listesine dahil edilmesinin teklif edildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca da 28 Kasım 2002 gün ve PER: 7100-1-02/Per. Pl. Ynt. D. Kdr. S. (12) (110) sayılı yazı ile Genelkurmay Başkanlığına,
Brl. K.lığı kadro görev yeri de dahil olmak üzere, Tabur ve Bölük Komutanı Muadili Kadro Görev Yerleri listesinin güncelleştirilmesi maksadıyla teklif edilmesi üzerine, Genelkurmay Başkanlığında yapılan değerlendirme sonucunda, Bölük Komutanlığı muadili kadro görev yeri olarak değerlendirilmediğinin, Genelkurmay Başkanlığının 06 Ocak 2003 gün ve HRK.:7100-1-03/Pl. Hrk. D. Tsk. S.(3) sayılı emri ile bildirilmesinden sonra 07 Şubat 2003 tarihinde iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun EK-17 nci maddesinin (A) bendinin 29.07.1988 tarih ve 4376 sayılı Kanunla değişik 2 nci fıkrasında; Bu kanunun 121 nci maddesi gereğince Tabur Komutanlığı ve Bölük Komutanlığı görevleri ile bu görevlerin Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek eşidi görev yerine asaleten veya boş kadrolarına asaleten vekil olarak atamaları yapılan subay ve astsubaylara, orgeneral aylığının (ek gösterge dahil) burut tutarının % 15i oranında ek hizmet tazminatı ayrıca ödenir hükmü bulunmaktadır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun 121 nci maddesinde ise Subay ve Astsubayların atanmalarına ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen hükümlerden anlaşılacağı üzere Tabur ve Bölük Komutanlığı muadili kadro görev yerlerinin belirlenmesi Genelkurmay Başkanlığının takdir yetkisine bırakılmıştır.
Takdir yetkisini kullanan tüm idari makam ve birimlerin bu yetkilerini kullanırken uymakla yükümlü oldukları bir takim hukuki kriterler mevcut olup; idarenin sahip olduğu takdir yetkisi, hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğünden başka bir şey değildir.
Bilindiği üzere, idareye tanınan takdir hakki (yetkisi) hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırı oluşturmaktadır. Takdir hakkinin, idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, keyfilikten, kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden kaçınıldığı ve uzak olunduğu, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığı sürece yargı denetimi dışında tutulması gerektiği kuşku yoktur. Ne var ki, idarenin takdir hakkını yerinde kullanmadığının iddia edilmesi halinde, bu sınırların asılıp asılmadığının idari yargı organınca denetlenmesi de kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü, birer hakkaniyet ve içtihat mahkemeleri durumunda bulunan idare mahkemeleri, gösterilen sebebin isleme unsur teşkil etmek üzere hukukun aradığı kuvvet ve mahiyette bir vakıa olup olmadığını aramak vazifesi ile mükelleftir. Diğer bir deyişle, Anayasanın 125 nci maddesinin 3. fıkrasında düzenlenmiş bulunan İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez tarzındaki hükmün; idarenin sinirsiz ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı şeklinde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen Hukuk Devleti ilkesi ile bağdaşamaz. Anılan yetkinin sınırlarının özellikle yüksek mahkemelerce olmak koşuluyla, yargı yerlerince çizilebileceği ve bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceği konusunda idari yargı öğretisinde ve içtihatlarda ittifak bulunmaktadır.
İdare Hukukunun sebep ve son olma özelliği açısından konuya yaklaşıldığında da benzer sonuçlara varmak mümkündür. İdare hukukunun sebep niteliği, bu hukuk dalı içinde yer alan tüm hukuksal varlıkların, her ne şekilde olursa olsun, bütün davranışlarının hukuka uygun bir sebebe dayalı olma zorunluluğudur. İdarenin sebepsiz hiçbir davranışı olamaz ve bütün davranışlarının her sebebi de mutlaka hukuka uygun olmak zorundadır. Bu, ayni zamanda kamu yararı denilen bir amaca yönelik olarak ortaya çıkmış ve ancak o amaca ulaşılmasının gerekli ve zorunlu kıldığı bir sebep olabilir. İdare hukukunun son olma seklinde ifadesini bulan bu ikinci temel özelliği, idarenin hiçbir davranışı, hiçbir zaman ve hiçbir koşulla kamu yararı amacının dışında bir amaca yönelik olamaz seklinde formüle edilebilir. Kamu yararına yabancı her unsur idarenin davranışını sakatlar ve hukuka aykırı hale getirir. (İlhan ÖZAY, Günışığında Yönetim, İstanbul 1996, S.301 - 302) Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, Genelkurmay Başkanlığının 06.01.2003 gün ve HRK.: 7100-1-03/Pl. Hr. D. Tsk. S.(3) sayılı emri ile yayınlanan Tabur ve Bölük Komutanı Muadili Kadro görev yerleri listesi incelendiğinde; Çok Prog. Astsb. Hzl. Ok. Hiz. Brl. K., K.K. Des. Kt. Tek. Hizler Amirliği, Per. Eğt. A. Hiz. Brl. K., Tuğ/Alay Kışla Hiz. Brl. K., 48 nci İç Güv. Tuğ. ve 47 nci Mot. P. A. Tuğ. Tipi Hiz. Brl. K., 6 nci Hd. A. Tb. Tipi Hiz. Brl. K., Uls. Okl. Hiz. Brl. K., 3 ncü (HRF) Kor. Kh. Ds. Gr. Hiz. Brl. K. ve 4 ncü Hd. A. Tb. Tipi Hiz. Brl. K. kadro görev yerlerinin TSK Personel Kanununun EK-17 maddesi kapsamında ek tazminat alacak kadro görev yerleri olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında bulunan Piyade Er Eğitim Alayı Hizmet Birliği
.., Piyade Er Eğitim Tugayı Hizmet Birliği
., Kara Kuvvetleri Komutanlığı Destek Kıtaları Grup Komutanlığı Teknik Hizmetler Amirliği
., Tabur Tipi Hizmet Birliği
. ile Tugay / Alay Tipi Hizmet Birliği
Teşkilat Malzeme ve Kadro çizelgeleri incelendiğinde; TMKlarda belirtilen Birlik Komutanı kadro görev yeri karşılığı rütbeler, birliklerin vazifeleri, kabiliyetleri, kategorileri, hareket kabiliyetlerinin davacının görev yaptığı
Destek Kıtaları Teknik Hizmet Birliği ile aynı olduğu hatta personel mevcudu ve teşkilatındaki alt unsurlar yönünden davacının görev yaptığı birliğin, listede yer alan ve yukarıda sayılan diğer birliklerden daha büyük bir birlik olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının görev yaptığı
. Destek Kıtaları Teknik Hizmet Birlik Komutanlığının hangi gerekçelerle Bölük Komutanı muadili Kadro görev yerleri listesine dahil edilmediği ara kararımız ile sorulmuş, verilen cevapta somut bir gerekçe ortaya konulamamıştır.
Birlik komutanı kadro görev yeri karşılığı rütbeler, birliklerin vazifeleri, kabiliyetleri, kategorileri, hareket kabiliyetleri, görev sorumlulukları açısından benzer olan görev yerleri arasında böyle bir ayrıma gidilmesinin somut gerekçesini ortaya koyamayan idarenin takdir yetkisini objektif kriterlere göre kullandığını söylemek hukuken mümkün gözükmemektedir.
926 Sayılı Kanunun EK-17 nci maddesinin (A) bendi 2 nci fıkrası kapsamında atama ve görev yeri yönünden gerekli şartlara sahip olan davacı hakkında takdir yetkisinin objektif gerekçelere dayanmadan kullanılması neticesinde ek hizmet tazminatından yararlandırılmaması yönünde tesis edilen işlemin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı göreve atandığı günden itibaren kendisine 926 Sayılı TSK Personel Kanununun EK-17 nci maddesine göre ödenmesi gereken ek tazminatların yasal faiziyle birlikte ödenmesini de talep etmiştir. Ancak Bölük Komutanlığı görevi nedeniyle ödenen ek tazminat aylık olarak ödenen özlük haklarından birisini oluşturmakta olup özlük hakları yönünden her ay için bir öncekinden ayrı ve farklı bir işlem yapıldığı bilinmektedir. O nedenledir ki Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yerleşik kararlarında, özlük haklarıyla ilgili davalarda süre aşımı her ay için ayrı ve müstakil olarak değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 40 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresinin, yazılı bildirim tarihinden itibaren, kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde, altmış gün olduğu, ayrıca ilgililerin düzenleyici tasarrufun kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir düzenleme yapılmasını uygulamadan itibaren almış gün içinde idareden isteyebilecekleri açıkça belirtilmektedir.
Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde davacının göreve atandığı 16.05.2001 tarihinden itibaren (göreve 11.08.2001 tarihinde başlamıştır.) ödenmeyen aylık ek tazminatların yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin isteminin, idareye aynı istekle başvurduğu tarihten itibaren altmış gün öncesine kadar olan süreyi kapsayan özlük hakları için geçerli olacağı, bundan daha öncesine ilişkin istemlerinin ise süre aşımı yönünden reddinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının görev yaptığı
.. Destek Kıtaları Teknik Hizmet Birlik Komutanlığı kadro görev yerinin Bölük Komutanlığı muadili kadro görev yeri sayılmaması İŞLEMİNİN İPTALİNE,
2. Davacının idareye başvurduğu 24.10.2002 tarihinden 60 gün geriye gidilmek suretiyle;
a. 26.08.2002 tarihinden öncesine ilişkin tazminat istemlerinin süre aşımı yönünden REDDİNE,
b. 26.08.2002 tarihinden itibaren 926 Sayılı TSK Personel Kanununun EK-17/A-2 maddesi gereğince ödenmesi gereken Bölük Komutanlığı tazminatlarının ÖDENMESİNE,
c. Hükmedilen Bölük Komutanlığı tazminatlarına, her ay için ayrı ayrı hesaplanmak suretiyle hak ediş tarihinden ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy