(657 S. K. m. 146, 152) (ANY. MAH. 03.04.2001 T. 1999/50 E. 2001/67 K.) (YİBK. 27.01.1973 T. 1972/6 E. 1973/2 K.) (DAN. 1. D. 13.07.1992 T. 1992/224 E. 1992/238 K.) (AYİM GK. 12.06.1997 T. 1997/1 E. 1997/1 K.)
Davacı 03.11.2003 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; Dz.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde 4 ncü derecenin 1 nci kademesinde zabit katibi olarak görev yaptığını, 26.07.2003 tarihi itibariyle 4 ncü dereceye yükselmesi nedeniyle adalet hizmetleri tazminatının %100 oranında ödenmesi gerekirken %75 oranında ödenmesi işleminin iptali ile 26.07.2003 tarihinden itibaren kesilen %25 oranındaki adalet hizmetleri tazminatının yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Dz.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde zabit katibi olarak görev yaptığı, 26.07.2003 tarihinden itibaren 4 ncü derecenin 1 nci kademesine yükseldiği, 4 ncü derecede ilk kez 15.08.2003 tarihinde aylık aldığı, davacıya %75 oranı üzerinden adalet hizmetleri tazminatı ödendiği, bunun üzerine tazminatın %100 oranında ödenmesi için dilekçe ile müracaat ettiği, davacının talebinin Dz.K.K.lığının 20.10.2003 tarih
. sayılı yazısı ile reddedildiği, red işleminin 30.10.2003 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davacının yasal süre içerisinde AYİM de is bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davanın çözümü iki noktada odaklanmaktadır. Birincisi 1997 Mali Yılı Devlet Memurları Yan Ödeme Kararnamesine Ekli Diğer Tazminatlar başlığı altında düzenlenen 111 sayılı Cetvelin (F) Adalet Hizmetleri Tazminatı Bölümünde, 1-4 ncü derece kadrolarına atanmış olan zabit katiplerine En yüksek devlet memuru aylığının %100ü oranında tazminat ödeneceği kuralının davacı için bir kazanılmış hak yaratıp yaratmadığıdır. İkincisi ise davacının, 1998 yılında yeniden düzenlenen kararnamenin ayni bölümünde yer alan unvan sınıflandırmasında, Zabit katiplerinden grubu içerisinde mi yoksa Diğerlerinden (yukarıdaki sıralardan faydalanmayanlardan) grubu içerisinde mi mütalaa edileceğidir. Sorun bu şekilde ortaya konulduktan sonra kazanılmış hak kavramının hukuki anlamı üzerinde durmak gerekmektedir.
Kazanılmış hak sözcüğü hukukun en belirsiz, uygulama sahası çok dar, genel hukuksal durumlarda konu edilemeyen bir kavramdır. ONAR, kazanılmış hak kavramının sıklıkla kullanılmasına karşın hukukun müphem, karanlık bir kavramı olduğunu belirterek, kazanılmış hakkı; yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan hukuki durumlar, ya da tatmin edilmedikçe, boşluğu işlem ya da eylemle geri alınması mümkün olmayan bir yetki olarak tanımlanmıştır. (ONAR, Sıddık Sami, İdare Hukukunun Umumi Esasları, C.1, s.492-494, C.II s.1239, İstanbul 1966) TOLON kazanılmış hakkı; Objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir istemle özel hukuki duruma dönüşmesi, hukuka aykırı işlemlerde ise bir süre yararlanılması sonucunda Anayasa ve yasalarca korunmaya değer hale gelmiş, elde edilmiş veya elde edilebilir durumdaki hak sahibinin bir eylemi ve iradesi ile sürülmüş olan ve üçüncü kişilerden bir şey isteyebilmek ve ona bir şey yapmaya zorunlu kılabilmek gibi aktif bir hak sahipliği bahseden bir kişisel hak ve karşılanmadıkça ve boşluğu giderilmedikçe tek taraflı tasarrufta geri alınamayan hukuki güç veya yetki şeklinde tanımlanmıştır. (TOLON, Kemal Doğu, İptal ve Tam Yargı Davalarında Kazanılmış Hak, İdare Hukuku ve idari Yargı ile ilgili incelemeler (III), s.171) ERDOĞAN kazanılmış hakkı; yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan hukuki durumlar olarak tanımlanmıştır. (ERDOĞAN, Mustafa, Anayasal Demokrasi, 4. Başı, Siyasal Kitapevi, Ankara 2001, s. 109) OĞURLU, kazanılmış hak tanımını; doğumu anında hukuka uygun olarak tamamlanmış ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi nedenlere rağmen hukuk düzenince korunması gereken hak. şeklinde yapmıştır. (OĞURLU, Yücel, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, Birinci Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2003, s.28) Düzenleyici tasarruflar her zaman kaldırılıp değiştirilebilirler. Bu, yeni bir düzenleyici tasarrufla olur. Bir düzenleyici işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesinin daha önce doğurduğu hukuksal sonuçlara etkisi olmaması gerekir.
Yani önceki kişisel durumlar ve sonuçların geçerli olması gerekir. Memur statüsündeki değişiklikler, memurun o günden sonraki durumuna etki yapar. Örneğin, memurun maaş, ikramiye gibi hakları yeni statüye tabi olur. Memurların durumunun objektif hukuk kaidelerine, statüye dayanan genel bir hukuksal durum olmasının doğal bir sonucu, statüdeki değişikliklerin memurun hal ve gelecekteki durumuna da tesir etmesidir. (ALPAR, Erol, İdare Hukukunda Kazanılmış Hak Kavramı ve Uygulaması, AYİM Dergisi, sayı. 15, s.17)
İdare hukukunun statülere dayanan objektif, düzenleyici işlemlerle oluşan dokusunda kazanılmış hak kavramı hiçbir zaman söz konusu değildir. Burada kazanılmış hak ancak statünün şartları çerçevesinde kişisel bir durum doğduktan yani genel durum şahsi duruma dönüştükten sonra kazanılmış bir haktan bahsedilebilir. Örneğin memurun maaşı işledikten ve bu suretle bireysel bir alacağa dönüştükten sonra kazanılmış bir haktan bahsedilebilir (ÖZAY, İlhan, Gün Işığında Yönetim, Alfa Yayınları İstanbul 1996,s.332)
Yasama organı kanunla veya düzenleme yetkisine sahip idari makamlar düzenleyici işlemler ile memurların hukuki durumlarında tek yanlı olarak her zaman değişiklik yapabilirler. Çünkü memurlar akdi değil, kanuni ve nizami bir hukuki durumda bulunurlar. Memurların atandıkları tarihteki statülerinin sürdürülmesi konusunda kazanılmış hakları yoktur. Memurların atandıkları veya memuriyetlerinin belli bir dönemdeki lehlerine olan bir düzenleyici işlemin yürürlükte tutulmasını istemeye hakları yoktur. Memurun hakları ve avantajları, bir sözleşmeden değil memurların durumuyla ilgili olan kanun ve düzenleyici işlemlerden kaynaklanır. Bu haklar ve avantajlar dayanağı olan düzenleyici işlem yürürlükte kaldığı sürece varlığını sürdürebilir.
Söz konusu düzenleyici işlem değiştirilirse, onlardan kaynaklanan hak ve avantajlar da değişir. Kamu yararı, ülkenin ekonomik koşulları ve hizmetin gereklerinin gerektirdiği ölçüde, kanun koyucu ve kanunun verdiği yetkiyle kanuna aykırı olmamak koşuluyla idare, memurların ücretlerini azaltabilir, ilerlemelerini yavaşlatabilir, izin sürelerini kısaltabilir, çalışma koşullarını değiştirebilir.(GÖZLER, Kemal, İdare Hukuku, C.11., Ekin Yayınevi, Bursa 2003, s.584-586)
Doktrindeki kazanılmış hak kavramı ile ilgili tanımlar ve açıklamalar bu şekilde özetlendikten sonra yargı kararlarındaki kazanılmış hak tanımlarını da irdelemekte fayda görülmüştür.
Anayasa Mahkemesi 03.04.2001 tarih ve E. 1999/50, K.2001/67 sayılı kararında kazanılmış hakkı;
kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş hak olarak tanımlanmıştır. (Aynı yönde ifadeler için bkz. AYİM, 27.02.2001 tarih E.1999/43, K.2001/46, 25.10.1990 tarih, E. 1989/11, K.1989/48 sayılı kararları)
Anayasa Mahkemesi bir başka kararında kazanılmış hak kavramı ile ilgili su tespitleri yapmıştır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük beklenen haklar kazanılmış hak niteliğinde değildir. Bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında bu kurala uygun biçimde tüm sonuçları ile kesin olarak edinilmiş hakların korunması hukuk devletinin gereğidir. Yasa koyucunun bu haklara el atması, değiştirip geri alması düşünülemez ise de, önceki yasaya göre sağlanmış bir hak, kamusal düzen, toplumsal yarar açısından kazanılmış hak korunmasından sonsuza değin yararlanamaz. Kaldı ki aydan aya ya da belirli aylarda, her alınış zamanında yürürlükte olan kurala uygunluğu esas tutulmak gereken ödemeler kazanılmış hak kapsamında ve niteliğinde değildir. (AYİM. 19.12.1989 gün, E.1989/14, K.1989/49 sayılı kararı)
Kazanılmış hukuksal durumların ne zaman ve hangi koşullarda söz konusu olacağı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun bir kararı ile açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, kazanılmış hak hukuka uygun bir işlemden doğar ve işlem geri alınsa bile, ilerisi için devam eder. (Yrg. B.Gn.Krl.nun 27.1.1973 gün ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı kararı.) Yargıtay 9.H.D. 26.11.1982 gün E.1982/8329 K.1982/9353 sayılı kararında kazanılmış hakkı; yasalara uygun olarak gerçeklesen hak şeklinde tanımlanmıştır.
Danıştay, kazanılmış hakkın mevcut olup olmadığını saptarken, genel hukuksal durumların kişiler hakkında uygulanıp uygulanmadığını araştırmaktadır. Danıştaya göre, kural tasarruflarla kabul edilen hukuksal olay ve esaslar ferdi durumlara dönüşmedikçe, kazanılmış hakların varlığından bahsedilemez. Bir başka anlatımla, Danıştaya göre, elde edilmiş bir hakkın bulunduğunun kabul edilebilmesi için, objektif bir hukuksal kuralın kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi gerekmektedir. Bu durumda Danıştay, kazanılmış hak için objektif ve genel bir düzenlemenin kişi hakkında uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesini gerekli görmektedir.
Danıştay 1.D. 04.10.1991 gün, E. 1991/211, K.1991/289 sayılı kararında kazanılmış hak; Objektif bir hukuk kuralının kişilere uygulanmasıyla objektif ve genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönüşmesidir. Diğer bir kararında, Kazanılmış haklar eski kanun yürürlükte iken kesin bir surette kazanılan yani hukukça korunmakta bulunan ve bir iddia haline gelen haklar şeklinde tanımlanmış ve böylece zaman bakımından uygulanma ilişkisine vurgu yapmıştır. (1.D.13.07.1992 gün, E.1992/224, K.1992/238)
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi bir kararında kazanılmış hak kavramı ile ilgili aşağıdaki tespitleri yapmıştır. Kazanılmış hak kavramı, genel, objektif, soyut bir hukuk normunun tanıdığı durumun edinimi olarak tanımlanabilir. Uygulama ve öğretide idare hukuku alanında kazanılmış haklardan değil, ancak, müesses (kazanılmış) hukuksal durumlardan söz edileceği baskın görüş olarak kabul edilmelidir. İdare hukukuna özgü kazanılmış hukuksal durumların özel hukuk alanında kazanılmış bir hak anlamına gelmediği ve buna özdeş bir hukuksal değerde bulunmadığı yadsınamaz. Bununla birlikte, yasa koyucu önceden başlayıp da devam etmekte olan hukuksal durumların eski statü hükümleri dahilinde devam etmesini arzu ederse yeni kurallar ve hukuksal durumlara bunlar hakkında da hükümler koyabilir. Aynı şekilde yeni statünün eski durumları tasfiye etmesi yani bu hukuksal durumların yeni statüye tabi olması istenirse bunun için de yeni hükümler konulmuş olması gerekir. (AYİM. Içt. Brl. Gen. Krl. ,K. E. 1997/1, K:1997/1; AYİM. D.S.12, s.25.) Doktrin ve yargı kararlarının, düzenleyici işlemlerin birsel işlem haline dönüşerek kişilere uygulanıp, kesin, kişisel bir alacak haline gelmediği müddetçe, kazanılmış hak yaratmayacağı konusunda fikir birliği içerisinde olduğu görülmektedir. Kazanılmış hak konusundaki bu açıklamalardan sonra yasal durum incelendiğinde:
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinde; Bu kanunun kapsamına giren memurlar aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu kanundaki hükümlere tabidir. hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun Zam ve Tazminatlar başlığını taşıyan 152 nci maddesinin Tazminatlar başlığı altında düzenlenen 11nci fıkrası; Görevinin önem sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi, kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususular göz önüne alınarak bu kanunda belirtilen en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının
G) ADALET HİZMETLERİ TAZMİNATI
bu nispetleri asmamak üzere Bakanlar Kurulunca belirlenecek esas, ölçü ve nispetler dahilinde ödenir hükmünü, 111. fıkrası; Bu zam ve tazminatların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları ilgili kurumların yazılı isteği ve Devlet Personel Başkanlığının görüsü üzerine Maliye Bakanlığınca bütün kurumları kapsayacak şekilde yılda bir defa olmak üzere hazırlanır ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur. hükmünü öngörmektedir.
Söz Konusu hükümlere göre Bakanlar Kurulunun, görevin önem, sorumluluk ve niteliğine, görev yerinin özelliğine, hizmet süresine, kadro unvan ve derecesine ve eğitim seviyesine göre hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ne miktarda adalet hizmetleri tazminatı ve diğer tazminatların ödeneceğini her yıl yeniden değerlendirilerek belirleme yetkisi bulunmaktadır.
04.04.1997 tarih 22954 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 1997 Mali Yılı Devlet Memurları Yan ödeme Kararnamesine EK li Diğer Tazminatlar başlığı altında düzenlenen 111 sayılı Cetvelin (F) Adalet Hizmetleri Tazminatı bölümünde: F.Adalet Hizmetleri Tazminatı:
a) Yüksek Mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, Sayıştay, İl ve İlçe Seçim Kurulları ile adli, idari ve askeri yargıda (Ceza İnfaz Kurumları ve İcra Müdürlükleri personeli dahil) görevli olan memurlardan;
Genel İdari Hizmetleri Sınıfında bulunanlardan;
Anayasa Mahkemesi Genel Sekreter Yardımcısı; :180
Müdür ve Sayman kadrolarına atananlardan;
- 1 nci dereceden aylık alanlar: 175
- 2 nci dereceden aylık alanlar: 155
- 3 ncü dereceden aylık alanlar: 130
- 4 ncü dereceden aylık alanlar: 120
- 5,6 ve 7 nci dereceden aylık alanlar: 110
- Diğerleri: 70
Müdür Yardımcıları ve Sivil Savunma Uzmanlarından;
- 1 inci dereceden aylık alanlar: 165
- 2 nci dereceden aylık alanlar: 145
- 3 ncü dereceden aylık alanlar: 125
- 4 ncü dereceden aylık alanlar: 115
- 5,6 ve 7 nci dereceden aylık alanlar: 105
- Diğerleri: 65
Uzman,Şef,Programcı ve Çözümleyicilerden 1,2,3 ve 4 üncü derecelerden aylık alanlara :110
- Diğerlerinden (yukarıdaki sıralardan faydalanmayanlardan);
- 1-4 üncü derece kadrolara atanmış olanlar: 100
- 5-9 ncu dereceden aylık alanlar: 56
- Diğer derecelerden aylık alanlar: 54
seklinde düzenleme yapılmıştır.
Yüksek Mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, Sayıştay, il ve ilçe Seçim Kurulları ile adli, idari ve askeri yargıda (Ceza infaz kurumları ve icra Müdürlükleri personeli dahil) görevli olan memurlarından, Genel İdari hizmetleri sınıfında bulunanlardan, Anayasa Mahkemesi Genel sekreteri, müdür ve sayman kadrolarına atananlar, müdür yardımcıları ve sivil savunma uzmanları, uzman, şef ve programcılar dışında kalan diğer memurlardan 1-4 ncü derece kadrolarına atanmış olanlara, en yüksek Devlet memuru aylığının %100ü oranında tazminat ödenmesi öngörülmüş ve 1-4 ncü dereceye atanmış olan zabit katipleri de bu gruba dahil olduğundan, bu düzenleme yürürlükte bulunduğu sürece %100 oranında adalet hizmetleri tazminatı almışlardır.
2003 yılında da yürürlükte bulunan ve 04.02.1998 tarih 23248 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 1998 Mali Yılı Devlet Memurları Yan Ödeme Kararnamesinde adalet hizmetleri tazminat oranları yeniden belirlenmiş ve aşağıdaki gibi düzenleme yapılmıştır.
F.Adalet Hizmetleri Tazminatı:
a) Yüksek Mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, Sayıştay, İl ve İlçe Seçim Kurulları ile adli, idari ve askeri yargıda (Ceza İnfaz Kurumları ve İcra Müdürlükleri personeli dahil) görevli olan memurlardan;
Genel İdari Hizmetleri Sınıfında bulunanlardan;
Anayasa Mahkemesi Genel Sekreter Yardımcısı; :180
Müdür ve Sayman kadrolarına atananlardan;
- 1 nci dereceden aylık alanlar: 175
- 2 nci dereceden aylık alanlar: 155
- 3 ncü dereceden aylık alanlar: 130
- 4 ncü dereceden aylık alanlar: 120
- 5,6 ve 7 nci dereceden aylık alanlar: 110
- Diğerleri: 70
Müdür Yardımcıları ve Sivil Savunma Uzmanlarından;
- 1 inci dereceden aylık alanlar: 165
- 2 nci dereceden aylık alanlar: 145
- 3 ncü dereceden aylık alanlar: 125
- 4 ncü dereceden aylık alanlar: 115
- 5,6 ve 7 nci dereceden aylık alanlar: 105
- Diğerleri: 65
Uzman, Şef, Programcı ve Çözümleyicilerden
1,2,3 ve 4 üncü derecelerden aylık alanlara: 110
- Zabit Katiplerinden;
- 1,2,3 üncü derecelerden aylık alanlar: 100
- 4 ncü dereceden aylık alanlar: 75
- 5-9 ncu dereceden aylık alanlar: 56
- Diger derecelerden aylık alanlar: 54
Diğerlerinden (yukarıdaki sıralardan faydalanmayanlardan);
- 1-4 üncü derece kadrolara atanmış olanlar: 100
- 5-9 ncu dereceden aylık alanlar: 56
- Diğer derecelerden aylık alanlar: 54
Ekli 111 Sayılı Cetvelde, (F) Adalet Hizmetleri Tazminatı başlığı altında 1997 yılı kararnamesinden farklı olarak zabit katiplerinin ayrı bir grup olarak düzenlendiği görülmektedir.
Yasal durum bu şekilde ortaya konulduktan sonra dava konusu somut olayın değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı 26.07.2003 tarihinde 4 ncü dereceye yükselmiştir. 1997 yılında yürürlükte olan yan ödeme kararnamesi uyarınca hiç %100 oranında adalet hizmetleri tazminatı almamıştır. Bir başka ifadeyle 1997 yılında yürürlükte bulunan genel düzenleyici işlem, davacıya uygulanarak kişiselleştirilmemiş, davacı lehine tahakkuk etmiş bir alacak doğurmamıştır. Davacının 4 ncü dereceye yükseldiği 26.07.2003 tarihinde, 1998 yılında yayınlayan kararname yürürlüktedir ve davacıya uygulanması gereken kurallar bu kararname hükümleridir. Davacının lehine hükümler taşıması nedeniyle yürürlülükten kaldırılmış bir düzenleyici isleme göre işlem tesisini talep hakki bulunmamaktadır. Doktrinde ve Anayasa Mahkemesinin 19.12.1989 gün ve E.1989/14, K.1989/49 sayılı kararında da belirtildiği gibi, aydan aya ya da belirli aylarda yapılan ödemeler, her alınış zamanında yürürlükte bulunan kurallara uygun olarak yapılacağından, bu tür ödemeler kazanılmış hak kapsamında ve niteliğinde değildir. Bir an için kurulumuzun da benimsediği, doktrin ve Anayasa Mahkemesinin bu kabulü göz ardı edilse dahi, davacı henüz 2003 yılında 4 ncü dereceye yükseldiğinden, 1997 yılı kararnamesinden faydalanarak %100 oranında hiç tazminat almadığından, yine davacının kazanılmış hakkından söz edilemez. Davacıya 4 ncü dereceye yükseldiği tarihte yürürlükte bulunan kararname uyarınca aylık aldığı derecenin karşılığı olan % 75 oranında tazminat ödenmesi gerekir.
Çözümü gereken diğer bir konu da davacının 1998 yılında yayınlanan kararnamede, zabit katibi grubundan mı yoksa (1) Genel İdare Hizmetleri sınıfında bulunanlardan, başlığı altındaki , Diğerlerinden (yukarıdaki sıralardan faydalanmayanlardan) içerisinde mi yer alacağı konusudur. 1997 yılı kararnamesinde Zabit katibi şeklinde ayrı bir grup düzenlenmemiş idi. Zabit katipleri Genel İdare hizmetleri sınıfında unvanları sayılan personel içerisinde yer almadığından Diğerlerinden grubuna dahil olunmakta ve burada belirlenen oranlar üzerinden tazminat almakta idiler. Ancak 1998 yılında yayınlanan kararnamede zabit katibi ayrı bir grup olarak düzenlenmiştir. Davacı 5 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığında Genel İdare Hizmetleri sınıfında zabit katibi olarak görev yapmaktadır. Bu durumda davacıya uygulanacak tazminat oranlarının, zabit katiplerinden grubu içerisinden, aylık derecesine göre belirlenmesi gerekmektedir. Davacının Diğerlerinden grubu içerisine dahil edilmesi ve 1-4 ncü derece kadrolarına atanmış bir personel olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Diğerlerinden grubuna kimlerin dahil olacağı, kararnamede, yukarıdaki sıralardan faydalanmayanlardan şeklinde açıkça belirlenmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacıya adalet hizmetleri tazminatının %75 oranında ödenmesi hukuka uygun bulunduğundan, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy