(657 S. K. m. 68, 72, 76) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 18 Haziran 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Genelkurmay Basımevi Müdürlüğünde sivil memur statüsü ile 1991 yılında göreve başladığını, 1997 tarihinde Renk Ayırım ve Soğ. Diz. Ks. Amiri kadrosuna atandığı, son seneye kadar sicillerinde hiçbir olumsuzluk bulunmadığı, ancak 27.12.2001 tarihinde Basımevi Müdürlüğüne ihale yoluyla alınan bilgisayar parçalarının muayene ve kabul komisyonuna görevlendirilip, müvekkilinin imza atmak istememesi sonucu Basımevi Müdürünün baskılarına ve hakaretlerine uğradığı bu olaydan sonra odada sigara içtiği gerekçesiyle savunmalarının alındığı ve hakkında suç dosyası hazırlandığı, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada beraatine karar verildiği, yargılama sırasında açığa alındığı, beraat kararı üzerine görevine döndüğü ancak 29.05.2003 tarihinde Gölbaşı-Özel Kuvvetler Komutanlığı emrine matbaa teknisyeni olarak atandığı, bu atama nedeniyle kısım amirliği kadrosunun elinden alındığı, maaşının 30.000.000 TL. civarında azaldığı, işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmenin durdurulmasına ve atama işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. AYİM 3 ncü Dairesinin 18.09.2003 günü Gensek No: 2003/1321, Esas No: 2003/87 sayılı ve 23.10.2003 gün ve Gensek No:2003/1321, Esas No: 2003/87 sayılı kararları ile davacı vekilinin yürütmenin durdurulması istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Dava ve özlük dosyasının incelenmesinden; davacının Genelkurmay Basımevi Müdürlüğüne 1991 yılında soğuk dizgi operatörü unvanı ile sivil memur olarak atandığı, Genelkurmay Başkanlığının 12.11.1999 tarihli intibak ataması ile Genelkurmay Basımevi Müdürlüğü Renk Ayrım-Kamera ve Soğuk Dizgi Kısım Amiri (Baş renk ayrımcı) olarak görevlendirildiği, davacının bu görevinin devamı sırasında 01.03.2002 tarihinde Basımevine ait cihazların bulunduğu odada sigara içmesi ve sonrasında Basımevi Müdürü ile aralarında meydana gelen olay nedeniyle hakkında emre itaatsizlikle israr ve amire saygısızlık suçlarından soruşturma dosyası hazırlandığı ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından 26.03.2002 tarihinde aynı suçlardan kamu davası açıldığı, davacının 29.03.2002 tarihinde açığa alındığı, yargılanması sonunda Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinin 27.08.2002 gün ve Esas No: 2002/297, Karar No: 2002/265 sayılı kararı ile emre itaatsizlikte israr suçundan 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, amire saygısızlık suçundan ise mahkemenin görevsizliğe karar verildiği, görevsizlik kararı sonrasında Genelkurmay Başkanlığı Disiplin Mahkemesinin 26.02.2003 gün ve Esas No: 2003/11, Karar No: 2003/11 sayılı kararı ile amire saygısızlık suçundan zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği; emre itaatsizlikte israr suçundan ise Askeri Yargıtay bozma ilamı sonrasında Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesince yeniden yapılan yargılamada davacı hakkında 01.04.2003 tarihinde beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği; 20.05.2003 tarihinde görevine dönen davacının, 29.05.2003 tarihinde 657 sayılı kanunun 76 ncı maddesi uyarınca Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı, Kurmay Başkanlığı Merkez Şube Matbaa Teknisyenliği görevine atamasının yapıldığı, davacı vekilinin bu atama işleminin iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ait şahsi dosya incelenmiş, davacının Genelkurmay Basımevi Müdürlüğünde 1991 yılında göreve başladığı, 1995 yılında uyarı cezası verildiği, 2000 yılında yazılı ikaz edildiği, 01.03.2002 tarihinde uyarı cezası verildiği, şahsi dosyasındaki belgelere göre 10 adet takdir aldığı, 2001 yılı sicili haricinde sicil notlarının yüksek seviyede olduğu, davacı hakkında genellikle olumlu kanaatler yazıldığı ve özellikle renk ayrımı konusunda yetiştirildiği ve daha sonra aynı konuda uzmanlaştığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 72 nci maddesinin 1 nci fıkrasında; Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmaları; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır. hükmü yer almıştır.
Aynı Kanunun 76 ncı maddesinin 1 nci fıkrasında; Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 nci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde ayni veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler. hükmü bulunmaktadır.
Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 2 nci bölüm 8 nci maddesinde; Aşağıda belirtilen hallerde, hizmet bölgelerindeki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle atama yapılır: a) Haklarında yapılan adli, idari, inzibati bir soruşturma sonucuna göre o yerde kalmalarında sakınca görülenler, b) Sicil raporu sonuçlarına göre olumsuzluğu tespit edilmiş olanlar. düzenlemesi bulunmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 72/1 maddesinde kurumlar arasında yer değiştirme suretiyle atanmaların hizmetin gereklerine, özelliklerine göre adil ve dengeli bir sistem içerisinde yapılabileceği düzenlenmiş, davacının atamasının hizmet gerekleri göz önüne alınarak hizmet gereği Özel Kuvvetler Komutanlığının matbaacı ihtiyacının karşılanması amacıyla yapıldığı belirtilmiştir. Milli Savunma Bakanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında görevli devlet memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğinin hizmet gereği yapılacak yer değiştirmeler başlıklı 8 nci maddesinde hizmet gereği olarak atanma iki şartın varlığına bağlanmıştır. Bunlardan biri haklarında adli, idari, inzibati bir soruşturma sonucuna göre o yerde kalmalarında sakınca görülmesi, diğeri sicil raporu sonuçlarına göre olumsuzluğu tespit edilmiş olmaktır. Davacı hakkında emre itaatsizlikte israr ve amire saygısızlık suçlarından suç dosyası hazırlandığı ve hakkında dava açıldığında kuşku bulunmamaktadır. Ancak amire saygısızlık suçundan davanın düşmesine, emre itaatsizlikte israr suçundan ise beraat kararı verilmiş, bu kararlar verildikten sonra davacı hakkındaki dava konusu atama kararı gerçekleştirilmiştir.
Davacı 1991 yılından itibaren Genelkurmay Basımevi Müdürlüğünde çalışarak renk ayrımı kısım amirliğine getirilmiş, bu konuda uzmanlaştığı bizzat amirleri tarafından belirtilmiştir. Davacının kısım amiri olması ve tecrübesi itibariyle Genelkurmay Basımevi gibi uzmanlık gerektiren ve yoğun iş yükü altındaki bir yerden Özel Kuvvetler Komutanlığına matbaa teknisyenliğine atanmasında kamu yararının bulunmadığı açıktır. Her ne kadar davalı idare tarafından Özel Kuvvetler Komutanlığının üç olan matbaa teknisyenliği kadrosunda bir personelin görev yapması nedeniyle personel ihtiyacı dikkate alınarak davacının atamasının yapıldığı savunulmuş ise de; gerek davacı tarafından duruşmada ibraz edilen görevlendirme belgesi, gerek şahsi dosyasında mevcut takdir belgesinden davacının Özel Kuvvetler Komutanlığına matbaa teknisyeni olarak atanmasına rağmen 24.10.2003 tarihinde matbaa kısmındaki görevinden alınarak Genel Evrak Memuru olarak görevlendirildiği ve her iki görevindeki başarısı nedeniyle de amirleri tarafından takdir belgesi verildiği anlaşılmaktadır. Bu görevlendirme karşısında davacının hizmet ihtiyacına yani matbaa teknisyenine duyulan ihtiyaca binaen atandığı savunmasına itibar etmek mümkün olmamıştır.
Diğer yandan davacının atamasında idarenin takdir yetkisini kullandığı savunmasına da değinmek gerekmektedir. Bilindiği üzere, idareye tanınan takdir yetkisi hiçbir zaman mutlak ve sınırsız değildir. Kamu hizmetinin verimliliği, etkinliği ve kamu yararı ile kişi yararı arasında bir denge kurulması zorunluluğu, bu hak ve yetkinin sınırı oluşturmaktadır. Takdir hakkının, idarece takip edilen amaca uygun olarak kullanıldığı, keyfilikten, kişisel ve duygusal, sübjektif değerlendirmelerden kaçınıldığı ve uzak olduğu, objektif ve gerçek kıstaslara bağlı kalındığı sürece, yargı denetimi dışında tutulması gerektiğinde kuşku yoktur. Ne var ki, idarenin takdir hakkını yerinde kullanmadığının iddia edilmesi halinde, bu sınırların aşılıp aşılmadığının idari yargı organınca denetlenmesi de kaçınılmaz olmaktadır. Diğer bir deyişle, Anayasanın 125 nci maddesinin 3 ncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan İdarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez tarzındaki hüküm; idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir hakkinin idari yargı denetime tabi olmadığı yönünde yorumlanması ve uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle; anılan yetkinin sınırlarının (takdir hakkının) özellikle yüksek mahkemelerce olmak koşuluyla, yargı yerlerince çizilebileceği ve hatta bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceğinin benimsenmesinde kamu yararı bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Öte yandan, takdir yetkisinin söz konusu olduğu hallerde bile, idare yargıcı, idari işlemi amaç unsuru yönünden de denetleme yükümlülüğü altındadır. Gerçekten, idare her idari işlemi tesis ederken, işlemin amaç öğesi açısından kamu yararı ile bağlıdır ve bu husus esasen idare hukukunun finalist özelliğinin yansımasından ibarettir. Bunun doğal sonucu olarak da, idarenin sahip olduğu takdir yetkisini kanunun amacına aykırı bir biçimde kullanması hali, başlı başına bir hukuka aykırılık sebebi teşkil eder ve amaç öğesi açısından sakat doğmuş bir işlem mesabesinde olur. Bu durum ise takdir yetkisinin amaç unsuru bakımından sakatlandığını ortaya koyar.
Bu açıklamalar karşısında davacının atamasında kullanılan takdir yetkisinin kamu yararına olmaması, diğer yandan Yönetmelikte belirtilen hizmet gereği atama sebeplerinin de bulunmaması, davacının yargılanmasına neden teşkil eden eylemlerden dolayı birinci sicil amiri ile aralarında meydana gelen husumetten kaynaklanması nedeniyle tesis edildiği anlaşılan atama işleminin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılarak atama işleminin iptaline karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle
Davacı hakkında tesis edilen atama işleminin İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesinde devlet memurlarının görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylıkları ile bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 nci maddesindeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı ve başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atanabileceği bildirilmiştir. Bu hükme dayanılarak memurların isteklerine bakılmaksızın görev yerleri değiştirilebilir. Yer değiştirme suretiyle aynı yerdeki bir başka göreve veya başka yerdeki göreve atanma idareye tanınmış en geniş yetkilerdendir.
Davacı hakkında emre itaatsizlikte ısrar ve amire saygısızlık suçlarından suç dosyası hazırlanarak Askeri Mahkemeye verilmiş olması nedeniyle görev yerinde kalmasının uygun olmaması, diğer yandan Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığının yeniden yapılanması kapsamında matbaacı ihtiyacının karşılanması için davacı Genelkurmay Basımevi Müdürlüğünden Özel Kuvvetler Komutanlığı matbaacı teknisyenliğine atanmıştır. Atama işlemi her yönü ile hukuka uygun olduğundan işlemin iptaline karar verilmesi yönündeki çoğunluk kararına katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy