(3269 S. K. m. 16) (3095 S. K. m. 3) (818 S. K. m. 103)
Davacı vekili, dilekçe reddi kararı üzerine 09.12.2002 tarihinde Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına ve 16.12.2002 tarihinde AYİM kaydına geçen dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzman erbaş olarak görev yapmakta iken 29.06.2000 tarihinde trafik kazası geçirdiğini ve 3 ay süreyle istirahat aldığını, 22.09.2000 tarihinde sözleşmesi feshedilen müvekkilinin askerliğe elverişli değildir raporu alamaması nedeniyle maluliyet aylığı bağlanamadığını ve ikramiye almaya hak kazandığını, ancak müvekkiline ikramiyesinin 20 ay sonra 10.06.2002 tarihinde ödendiğini, bu nedenle mağdur olduğunu ve zarara uğradığını belirterek faiz alacağının ve dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizin ödenmesi istemiyle dava açmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 12 Ocak 1993 tarihinde TSKnde Uzman Erbaş olarak göreve başlayan davacı hakkında 29 Haziran 2000 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastahanesinin 22.07.2000 tarih ve 65 sayılı raporu ile üç ay istirahat kararı verildiği, bu rapor üzerine 3269 sayılı Kanunun 10 ncu maddesi uyarınca sözleşmesi feshedilen davacının 22.09.2000 tarihinde terhis edildiği, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi ve 5434 sayılı Kanun hükümleri kapsamında adi malul olmadığı anlaşılan davacıya ikramiyesinin 06 Mayıs 2002 tarihinde ödendiği, bunun üzerine davacının ikramiyesinin 20 ay gecikmeli olarak ödenmesi nedeniyle ödenmeyen faizin ödenmesi istemiyle vekili aracılığıyla AYİMnde dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının TSKnde uzman erbaş olarak görev yaparken 3269 sayılı Kanunun 10 ncu maddesi kapsamında sözleşmesinin feshedilerek 22.09.2000 tarihinde terhis edildiği ve uzman erbaş ikramiyesinin ise 06.05.2002 tarihinde ödendiğinden ve yaklaşık 20 ay gecikme nedeniyle faiz ödenmediğinden şüphe yoktur. Öncelikle belirtmek gerekir ki; davacı vekili her ne kadar tam yargı davası şeklinde dava açmış ise de, AYİM nin istikrar bulan yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, özlük hakları ve bağlılarına ait işlemlerle ilgili olarak açılan bu dava sözleşme feshi nedeniyle ikramiyenin geç ödenmesine bağlı olarak faiz verilmemesi işleminin iptali şeklinde ele alınmıştır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlardan, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar kısa veya uzun bir süre geçmiş olabilir. İşte faiz borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklıya Kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibarıyla feri bir borçtur. Faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı asıl borcun doğumu ve varlığına bağlıdır. Faiz, alacağın bir bölümü olmayıp onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır.
3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde her ne kadar özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de; faiz alacağının asıl alacağa bağlı olduğu, idarenin objektif sorumluluğu ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak davacıya geç ödenen asıl alacağının haksız olarak geç ödenmesinden kaynaklanan kayıpların telafisine yönelik faiz alacağının da ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.
Diğer yandan davacı vekili, ayrıca dava açma tarihinden itibaren faiz alacağına faiz yürütülmesini de talep etmiş ise de, Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun hükümlerine (m.3) göre hukukumuzda faize faiz (mürekkep faiz) yürütülmesi mümkün olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki talebine itibar edilmemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi, davanın türü idari işlemin iptali davası olarak belirlendiğinden davacı tarafından her ne kadar, ikramiye uygulanacak faiz miktarını 4.602.466.666 TL. olarak belirlenmiş ise de, davacıya ödenen ikramiye tutarına sözleşmenin feshedildiği tarihten tahakkuk ettirilerek ödendiği tarihe kadar yasal faiz uygulanmasının ve istemle bağlılık kuralı gereği idarece yapılacak hesap sonucu bulunacak bu miktarın 4.602.466.666 TL.yi aşmamak üzere davacıya ödenmesinin gerektiği değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1. Davacının ikramiyenin geç ödenmesinden dolayı fesih tarihinden tahakkuk ve ödeme tarihine kadar işleyen yasal faiz alacağının ödenmemesi işleminin İPTALİNE, davacıya hesaplanarak faiz tutarının istemine bağlı kalınarak 4.602.466.666 TL.yi aşmamak üzere ÖDENMESİNE, faiz alacağına ikramiyenin ödendiği tarihten itibaren mükerrer faiz işletilmesi talebinin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy