(66 S. K. m. 1)
Davacı vekili, 06.09.2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının babası 1303 doğumlu
. oğlu
..in 25 nci Tümen Seyyar Alayında görevli iken Bisanda İngilizlere esir düştüğünü, 15 aylık esaretten sonra geri dönerek görevine devam ettiğini, Ordu Dairesi Seferi Sevk Riyasetinin 12.12.1335 tarihli terhis tezkeresiyle terhis edildiğini, 20.08.1945 yılında vefat ettiğini, davacının babasından dolayı kendisine İstiklal Madalyası verilmesini talep ettiğini, ancak davalı idare tarafından bu talebi davacının babasının İstiklal Savaşı öncesinde terhis olduğu, Milli Ordu kurulusunda görev almadığı gerekçesiyle reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, davacının babasının 12.12.1335 tarihinde terhis olduğu göz önüne alındığında 15.05.1335-12.12.1335 tarihleri arasında Orduda vazifeli olduğunun anlaşıldığını belirterek davcıya İstiklal Madalyası verilmemesi işleminin iptaline ve bu nedenle tahakkuk edecek aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Isparta Senirkent Yassıören Yukarı mahalle nüfusuna kayıtlı 1303 doğumlu davacının babası
.in Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğünden temin edilen Künye Kayıt belgesindeki bilgilere göre 12 Nisan 1331 tarihinde piyade neferi olarak Altıncı Kolorduya sevk edildiği, Bisanda İngilize esir edilerek 15 ay durduktan sonra 1400 nefer meyanında Dersaadete avdet ettiği ve Ordu Dairesi Seferi Sevk Riyasetinin 12 Kanuni Evvel 1335 ve 39119/2161 numaralı terhis tezkeresi ile terhis edildiğinin kayıtlı olduğu, davacının babasının 20.08.1945 tarihinde vefat ettiği, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi Başkanlığından temin edilen belgelere göre 1297-1317 doğumlu eratın muhtelif tarihlerde silah altına alındıkları, İstiklal Harbinin devam ettiği süre içerisinde terhis işleminin yapılmadığı, 1300-1308 doğumlu eratın İstiklal Harbi sona erdikten sonra 3 Nisan 1339(1923) tarihinde terhis mahiyetinde süresiz izine gönderildikleri, davacının 05.06.2004 tarihli dilekçesi ile İstiklal Madalyası verilmesi için müracaat ettiği, davalı İdarenin 24.06.2004 tarihli yazısı ile talebin red edildiği, tebliğ belgesinin bulunmadığı, dava dilekçesinde tebliğ tarihinin 10.07.2004 olarak belirtildiği anlaşılmıştır.
İstiklal Madalyasının kimlere verileceği hususunu düzenleyen İstiklal madalyası Kanununun Ek 4 ncü maddesinde; 15 Mayıs 1335 tarihinden İzmirin tarihi istirdadı olan 9 Eylül 1338 tarihine kadar Milli Orduda vazife almış berri, bahri, havai ve jandarma erkan, ümera ve zabitanıyla mensubun ve memurin ve efradı askeriyeden elyevm müstahdem bulunan veyahut tekaüt istifa veya terhis suretiyle Ordudan infilak etmiş olanlardan şimdiye kadar İstiklal madalyası almamış bulunanlara ve şahadet veya vefat suretiyle üful eylemiş bulunanların ailelerine kırmızı şeritli İstiklal madalyası verilir. İstiklali Milli uğrunda fedayı hayat eden şehitlerin büyük oğluna, yoksa büyük kızına, yoksa pederine, o da yoksa validesine, o da yoksa zevcesine verilir. hükmü bulunmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki İstiklal Madalyasına müstahak olabilmek için 15 Mayıs 1919 - 09 Eylül 1922 tarihleri arasındaki sürenin tamamında Milli Orduda vazife almış olmak şart değildir. Bu sürenin belli bir kesiminde dahi Milli Orduda görev almış olmak yeterlidir. Aksine kabulü hakkaniyetsiz ve adaletsiz durumlara yol açabilir. Örneğin 1920 yılında milli Orduya katılan ve üstün cesaret ve kahramanlıklar göstererek İstiklal Harbinde şehit olan veya gazi olan kişilere İstiklal Madalyası verilmemesi gerekirdi. Bu durum şüphesiz ki Kanunun ruhuna ve amacına da aykırıdır.
Davacının babasına ait künye kayıt defterinin ilgili 203 sayfasında 12.04.1331 tarihinde Altıncı Kolorduya sevkedildigi, 25 nci Tümen Seyyar Alayında görevli iken Bisanda İngilize esir düştüğü, 15 aylık esaretten sonra Dersaadete (İstanbula) döndüğü ve 12.12.1335 tarihinde terhis edildiği yazılıdır. Buna göre davacının babasının esaretten döndüğü tarih belli değildir. Davacı vekili, davacının babasının esaretten döndükten sonra orduda hizmetine 15.05.1919 tarihinden sonraki bir tarih olan 12.12.1919 tarihine kadar devam ettiğini iddia etmekte ise de davacının babasının esaretten döndüğü tarih belli olmadığı gibi, künye kayıt defterinde esaretten sonra orduda hizmetine devam ettiğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan davacının babası esaretten sonra Dersaadete yani İstanbula dönmüştür. Davacının babasının Milli Orduya katıldığına ilişkin hiçbir belge, delil mevcut değildir. Dava dosyasında bulunan belgelerden çıkan sonuç davacının babasının esaretten sonra İstanbula geldiği ve Osmanlı Hükümeti Ordusundan terhis edildiği, Milli Orduda görev almadığı ve İstiklal Harbine katılmadığıdır. Nitekim davalı idarenin savunması ekindeki belgelerden, 1303 doğumlu olup İstiklal Harbine katılan eratın, İstiklal Harbi devam ettiği müddetçe terhis edilmemiş ve ancak 03.04.1339 tarihinde terhis edilmiş oldukları anlaşılmaktadır.
Davacının babasının İstiklal Harbine Milli Orduda katılmış olması durumunda 03.04.1339 (1923) tarihinden önce terhis edilme imkanı bulunmayacaktı,
.in İstiklal Harbine katılıp terhisten önce yaralanarak gönderildiğine dair bir kayıt da bulunmamaktadır. Davacıya babasından dolayı İstiklal Madalyası verilmemesi işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir. Vazife malûllüğünden dolayı şehit yetim aylığı bağlamaya yetkili kurum, 5434 sayılı Kanun gereği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüdür. Dava dilekçesinde tahakkuk edecek aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesinin hüküm altına alınması talep edilmiş ise de bu konuda yetkili kuruma müracaat edildiğine ve bir işlem tesis edildiğine dair bilgi ve belgeler mevcut olmadığından davanın konusunun sadece İstiklal Madalyası verilmemesi işleminin iptali talebi olduğu kabul edilmiş, buna göre hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun İstiklal Madalyası verilmemesi işleminin iptali isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy