(926 S. K. m. 24)
Davacı 06.09.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dilekçesinde özetle; Dz.K.K.lığında tabip subay olarak görevli eşi ile İstanbulda aynı garnizonda görev yapmakta iken 16.05.2003 tarihinde 2 nci bölge görevini yapmak üzere Şırnak Garnizonuna atandığını, aile bütünlüğünün sağlanması maksadıyla Dz.K.K.lığına geçme talebinin reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek kuvvet değişikliği talebinin reddine dair işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde davacının 5.5.2003 tarihli dilekçe ile eşinin Dz.K.K.lığında görev yaptığını, GATA Haydarpaşa Eğt.Hst.Fiz.Ted. ve Reh.Bil. Dalında uzmanlık öğrencisi olduğunu, kendisinin 2 nci bölge görevini yapmak üzere kati olarak tayin olduğunu, eşinin görev yerinin bulunmadığını belirterek K.K. Atanma ve Yer.Değ.Esasları Yönergesinin 10 ncu bölüm 1 nci madde (c) fıkrası gereğince 926 sayılı Kanun esaslarına uygun olarak kuvvet değişikliği yapılarak Dz.K.K.lığında istihdam edilmeyi talep ettiği, idarece K.K.K.lığı tabip sınıfı subay mevcutlarının kadroya göre düşük seviyede olması nedeniyle adı geçen subayın Dz.K.K.lığına geçme talebinin uygun görülmediği, eşinin K.K.K.lığına geçme talebinde bulunması durumunda isteğinin uygun görüleceğinin mütalaa edilebileceği, ikinci bölge görevi bitiminde Kuvvetler arası koordinasyon sonucu eşi ile aynı garnizona atandırılmasına çalışılacağının davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacının yasal süre içerisinde 08.08.2003 tarihinde AYİM kaydına giren dilekçesi ile işlemin iptali için dava açtığı, AYİM 3 ncü D.nin 25.03.2004 tarih ve E.2003/442, K.2004/539 sayılı Kararı ile, kuvvet değişikliği talebi hakkında kesin işlem yapmaya yetkili makamın Genelkurmay Başkanlığı olduğu, davacı hakkındaki işlemin K.K.K.lığınca tesis edildiği gerekçesiyle dava dilekçesi ve eklerinin görevli mercii olan Genelkurmay Başkanlığına tevdiine karar verildiği, kararın Genelkurmay Başkanlığına tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde davacıya cevap verilmemesi üzerine, zımni red işlemine karşı süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
926 Sayılı TSK Personel Kanununun 24/h maddesi Eşleri farklı kuvvetlere mensup subayların kuvvetleri, aile bütünlüklerinin korunabilmesi amacıyla sınıflandırma yönetmeliğinde gösterilecek esas, usul ve şartlar göre; ilgili kuvvet komutanlıklarının, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının da görüşleri alındıktan sonra, Genelkurmay Başkanlığınca değiştirilebilir. hükmünü içermektedir.
Yukarıdaki hükümden de anlaşılacağı üzere, eşleri farklı kuvvetlere mensup subayların aile bütünlüklerinin korunabilmesi amacıyla kuvvetlerinin değiştirilmesi konusunda Genelkurmay Başkanlığına takdir yetkisi tanınmıştır. Genelkurmay Başkanlığınca davacının talebi değerlendirilirken Kuvvet Komutanlıklarının hizmet İhtiyaçları göz önünde tutulmuş, K.K.K.lığının tabip sınıfında kadroyu karşılama oranının Dz.K.K.lığına göre düşük olması nedeniyle davacının talebi reddedilmiştir. Ancak İdare tarafından davacının aile bütünlüğü gözardı edilmemiş, davacının Dz.K.K.lığında görev yapan eşinin K.K.K.lığına geçmek istemesi durumunda isteğinin kabul edileceği davacıya ve eşine bildirilmiştir. Davacının aile bütünlüğü bu şekilde de sağlanabilecekken davacının eşi tarafından K.K.K.lığına geçmek istemediği bildirilmiştir. Bu durum davacının talebinin aile bütünlüğünün sağlanmasına yönelik olduğu hususunda samimi olmadığını göstermek açısından önem arz etmektedir.
Davacı beş personelin ismini belirterek, bu personelin eş durumu nedeniyle kuvvetlerinin değiştirildiğini, eşitlik ilkesi gereği kendisinin de kuvvetinin değiştirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Söz konusu personelin durumları incelendiğinde, bu kişilerden ikisinin Tbp. sınıfından subay oldukları ve her ikisinin de K.K.K.lığından Hv.K.K.lığına geçirildikleri ve bu işlemlerin Ağustos 2001 tarihinden önce gerçekleştirildiği, bu personelin K.K.K.lığından Dz.K.K.lığına geçmek isteyen davacıya emsal teşkil etmediği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak davacının kuvvet değişikliği talebinin, hizmet ihtiyaçları gözetilerek, aynı zamanda davacının aile bütünlüğünün sağlaması hususunda da imkan sağlanarak reddedildiği, yapılan işlemin tüm unsurlarıyla hukuka uygun olduğu yönünde tam bir vicdani kanaate ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy