(1602 S. K. m. 69)
Davacı vekili 27.06.2005 tarihinde AYİM kaydına geçen dilekçesinde özetle; talep edilmesine rağmen kararın hüküm fıkrasında hakediş tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi konusunda bir hüküm bulunmadığını, bu durumda davalı idarenin faiz ödemekten kaçınabileceğini belirterek tavzih talebinin kabulüyle faiz ödenmesi hususunun hüküm fıkrasına eklenmesini talep etmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 69 ncu maddesi; Daireler veya Daireler Kurulundan verilen kararlar müphem ise yahut birbirine aykırı hüküm fıkralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın tavzihini veya kaldırılmasını isteyebilir.
Tavzih dilekçeleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazlası ile verilir.
Kararı vermiş olan daire veya Daireler Kurulu, işi incelenir ve lüzum görürse dilekçenin bir nüshasını, tayin edeceği süre içinde cevap vermek üzere, diğer tarafa tebliğ eder. Cevap iki nüsha olarak verilir. Bunlardan birisi, tavzih veya aykırılığın kaldırılmasını isteyen tarafa gönderilir.
Görevli daire veya Daireler Kurulu bu husustaki kararı, taraflara tebliğ olunur.
Tavzih veya aykırılığın kaldırılması, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir. hükmünü amirdir.
Dava dosyası incelendiğinde; 13.09.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinin ne açıklamalar bölümünde ne de netice ve talep bölümünde faiz ödenmesine karar verilmesi yönünde davacı tarafın bir talebi bulunmadığı, 25.11.2004 ve 15.03.2005 tarihinde AYİM kaydına giren dilekçelerde de bu yönde bir talep bulunmadığı, talep olmaması nedeniyle de yasal faiz ödenmesi yönünde bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar çerçevesinde davacı vekilinin talebi değerlendirildiğinde; AYİM 3.D.nin 26.05.2005 tarih ve E.2004/1242, K.2005/750 sayılı kararında, müphemlik veya birbirine aykırı hüküm söz konusu olmadığından tavzih şartlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki tavzih yoluyla hüküm fıkrasına, dava konusu olmayan bir taleple ilgili yeni bir hüküm eklenmesi de hukuken mümkün değildir. Bu sebeple Kanunun 69 ncu maddesinin 4 ncü fıkrası uyarınca tavzih talebi içeren dilekçenin karşı tarafa tebliğine lüzum görülmemiş ve talebin reddinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yasal dayanaktan yoksun tavzih talebinin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy