(1602 S. K. m. 71, 86) (926 S. K. m. 33, 65) (492 S. K. m. 13)
DAVA KONUSU: Açıkta geçen süreye ilişkin maaştan yapılan kesintilere faiz ödenmemesi işleminin iptali istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul bakımından; davacının eksik özlük haklarının 17.03.2004 tarihinde banka hesabına yatırıldığı ve davacının bu tarihte maaş farklarına yasal faiz ödenmediğini öğrendiği, bu tarihten itibaren 60 günlük yasal süre geçtikten sonra 10.08.2004 tarihinde dava açılması nedeniyle, davanın öncelikle süre aşımından,
Esas bakımından; mevzuatta açıkta geçen süreye ilişkin Açık maaş farkının yasal faiziyle birlikte ödeneceğine dair hüküm bulunmadığı, ayrıca Maliye Bakanlığının 22.06.2001 gün ve B.07.BMK 0.05.016.310.13020 sayılı yazısında faiz giderinin bütçeden karşılanmasının mümkün olmadığının belirtildiği ifade edilerek davanın reddi savunulmuştur.
Usul bakımından; eksik ödenen özlük haklarının davacının banka hesabına yatırıldığı 17.03.2004 tarihinde başlayan 60 günlük dava açma süresinin son günü olan 16.05.2004 tarihinin pazar gününe denk gelmesi nedeniyle 1602 sayılı AYIM Kanununun 86 ncı maddesi gereğince izleyen çalışma (17.05.2004 pazartesi) günü bitimine kadar uzadığı ve davacı vekilinin 17.05.2004 pazartesi günü Tokat 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına giren dava dilekçesi ile dava açmış olması nedeniyle davada süre asımı bulunmadığı,
Esas bakımından, davacının beraat ettiği rüşvet almak suçundan dolayı 23.02.2000-12.11.2003 tarihleri arasında açığa alınması nedeni ile maaşından 1/3 oranında yapılan kesintilerin aradan uzun bir zaman geçmesinden sonra 17.03.2004 tarihinde davacıya ödenmesi nedeniyle alım gücünde meydana gelen bu azalmanın hakkaniyet ilkesi uyarınca davalı idare tarafından karşılanması gerektiği belirtilerek, davacının maaşından yapılan kesintilerin hakediş tarihleri esas alınarak davacıya faiz ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka aykırı bulunduğu ve iptaline karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesince Raportör üye Hak.Y M. Aydan ALın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 17.05.2004 tarihinde Tokat 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi, 25.05.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesi ve 05.08.2004 tarihinde Tokat 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesi, 10.08.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren yenileme dilekçesinde özetle; müvekkilinin Diyarbakırlı J.K.lığına bağlı Kocaköy ilçe Jandarma Komutanlığında İstihbarat Harekat Eğitim Astsubayı olarak görev yapmakta iken Diyarbakır 2 nci Ağır Ceza Mahkemesinde rüşvet aldığı iddiası ile yargılanması nedeniyle açığa alındığını ve 44 ay süreyle açıkta kaldığını ve bu süre sarfında maaşının 1/3 oranında eksik ödendiğini, yargılama sonunda beraat etmesi üzerine açıkta geçen süreye ilişkin olarak eksik ödenen 1/3 oranındaki maaş farklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle yaptığı başvuru üzerine 17.03.2004 tarihinde banka hesabına 10.075.800.000.TL.sı yatırıldığını, yatırılan paranın ana para olup yasal faizini ödenmediğini belirterek faiz verilmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Diyarbakır İli JK.lığına bağlı Kocaköy İlçe Jandarma Komutanlığında İstihbarat Harekat Eğitim Astsubayı olarak görevli olduğu esnada Diyarbakır 2 nci Ağır Ceza Mahkemesinde rüşvet almak suçundan yargılandığı, yargılama esnasında TSK Personel Kanununun 65 nci maddesi uyarınca 23.03.2000-04.11.2003 tarihleri arasında açığa alındığı Diyarbakır 2 nci Ağır Ceza Mahkemesinin 1992/180 E, K. 2003/317 K. sayılı kararı ile beraatine karar verildiği kararın 12.11 2003 tarihinde kesinleştiği, davacının açıkta kaldığı süreye ilişkin maaşından yapılan 1/3 oranındaki kesintilerin ödenmesini talep ettiği davacının açıkta geçirdiği süreye ilişkin 1/3 açık maaş farkı toplamı olan 10.075.800.000.TL. (onmilyaryetmişbeşbinsekizyüzbin TL) nin 17.03.2004 tarihinde davacıya ödendiği, davacının vekili aracılığıyla 17.05.2004 tarihinde Tokat 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi 25.05.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesi ile dava açtığı, AYİM 3 ncü Dairesinin 10.06.2004 tarih 2004/804-976 E.K. sayılı kararı ile dava dilekçesi ve eklerinin tek suret olması, dava gerçek hasmın İçişleri Bakanlığı olarak belirtilmesi gerekirken J.Genel Komutanlığı olarak belirtilmesi, dava konusunun, sebebinin ve dayandığı deliller ile açığın kaldırılma işleminin yazılı bildirim tarihinin belirtilmemesi nedenleriyle dilekçenin reddine karar verildiği bu kararın davacı vekiline 08.07.2004 talihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 05.08.2004 tarihinde Tokat 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesi, 10.08.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren yenileme dilekçesi ile faiz ödenmemesi isteminin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davanın çözümünde bir önkoşul olarak dava konusunun belirlenmesi gerekli görülmüş bu kapsamda yapılan incelemede davacı vekilinin 10.08.2004 tarihinde AYİM kaydına giren yenileme dilekçesinin davanın konusu bölümünde davacının ödenmeyen maaşının ödenmeyen kısımlarının sadece ana para olarak ödenmesi, bu ana paraya faiz işletilerek 8.500.000 000 TL faizin ödenmesi hakkında olduğu belirtildikten sonra dilekçenin netice bölümünde, maaş farkının normal telifi ve kademe yansıtılarak ay ay hesaplanarak ödenmesi ve yasal faiz oranının yansıtılması suretiyle 8.500.000.000 TL. tazminatın ödenmesinin talep edildiği müteakiben davacı vekilinin 2 nci dilekçesinde asıl alacak yönünden herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, asıl alacağın müvekkile ödenmiş olduğu, bu maaş farklarına ilişkin faizin ödenmesinin talep edildiği anlaşıldığından davanın konusu, açıkta geçen süreye ilişkin maaştan yapılan kesintilere faiz ödenmemesi işleminin iptali istemi olduğu kabul ve sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan kamu düzenine ilişkin olması ve davalı idare tarafından ileri sürülmesi nedeniyle davada süre aşımının olup olmadığı hususu da incelenmiştir. Davacıya eksik ödenen özlük haklarının 17.03.2004 tarihinde banka hesabına yatırılması nedeniyle, bu tarihte başlayan 60 günlük dava açma süresinin son günü olan 16.05.2004 tarihinin pazar gününe denk gelmesi nedeniyle 1602 sayılı AYİM Kanununun 86 ncı maddesi gereğince izleyen çalışma günü bitimine kadar uzadığı ve dava dilekçesinin 17.05 2004 pazartesi günü Tokat 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına girdiği anlaşıldığından süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 65 nci maddesinde, hangi suçlardan dolayı personelin açığa alınacağı ve açığa alınan ve tutuklanan subay ve askeri memurlar hakkında hangi esaslara göre işlem tesis edileceği, açığa alınan ya da tutuklananların özlük haklarının nasıl verileceği belirtilmiş, aynı maddenin (e) bendinde açıkta bulunanların, açığı kaldırmış olup da henüz hükümleri kesinleşmemiş olanların terfi ve kademe ilerlemelerinin yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
926 sayılı Kanunun 33 ncü maddesinde ise; Muvazzaf subayların terfileri her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı günü yapılır/Kıdem alanlar, kazai ve idari kararlarla nasipten lehe düzeltilenler ile açığa alınmaları, tutuklanmaları, kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme hariç firar veya izin tecavüzünde bulunmaları nedeniyle terfi edemeyen ve rütbe kıdemliliği onanmayanlardan, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına, muhakemenin menine, kamu davasının düşmesine yahut ortadan kaldırılmasına, beraatine, kısa hapis cezasına veya verilen cezanın teciline, tedbire veya para cezasına çevrilmesine karar verilenler hakkında, emsalleri terfi etmiş veya rütbe kıdemliliği onanmış olmak şartıyla yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz. Ancak bu durumda olanların rütbe terfi ve rütbe kıdemlilikleri, hükmün kesinleşme tarihinden geçerli olarak yapılıp emsalleri tarihine götürülür. Bu şekilde yapılan terfi ve rütbe kıdemliliklerinde maaş farkı ödenmez hükmü bulunmaktadır.
Konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, vadenin dolduğu veya borcun muaccel olduğu tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, kısa veya üzün bir süre geçmiş olabilir. Faiz, borçlunun böyle bir süreden faydalanması dolayısıyla alacaklının kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gerekli olan para miktarı olarak tanımlanabilir. Faiz borcunun doğumu ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğumu ve varlığına bağlı olduğundan hukuki mahiyeti itibariyle fer'i bir borçtur. Dolayısıyla, faiz borcu asıl borcun bir bölümü olmayıp onun fer'i niteliğinde ayrı bir borçtur.
Davacı rüşvet almak suçundan yargılanmış, yargılama esnasında üzerine atılı suçun niteliği nazara alınarak 23.02.2000-12.11.2003 tarihleri arasında açığa alınmış, açığa alınması nedeni ile maaşında 1/3 oranında kesinti yapılmış, davacı hakkında verilen beraat kararı kesinleşmiş, yapılan kesintiler aradan uzun bir zaman geçmesinden sonra 17.03.2004 tarihinde davacıya ödenmiş, davacı alacağına geç kavuşmuştur. Davacının özlük haklarında yapılan kesintilerin kesilme tarihi ile ödendiği tarih arasında alım gücünde azalma meydana gelmiştir. Alım gücünde meydana gelen bu azalmanın hakkaniyet ilkesi gereği davalı idare tarafından karşılanması gerekir. Faiz ödenmesi için bütçeye ödenek konulmaması davacının zararının karşılanmasını engellememelidir. Davacının maaşından yapılan kesintilerin hak ediş tarihleri esas alınarak davacıya faiz ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen işlem hukuka aykırı bulunduğundan iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açılanan nedenlerle,
1. Davacının açıkta geçen süreye ilişkin maaştan yapılan kesintilere faiz ödenmemesi işleminin İPTALİNE,
2. Davacıya eksik ödenen özlük haklarına kesilme tarihinden ödeme tarihine kadar tutarı 8.500.000.000 TL. yi geçmemek üzere YASAL FAİZ ÖDENMESİNE,
3. 1602 sayılı AYİM Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, Ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulduğundan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4. Davacı tarafından peşin yatırılan 131.85 YTL. (Yüzotuzbir yeni lira seksenbeş yeni kuruş) harcın istemi hainde davacıya İADESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 30 YTL. (Otuz yeni lira) posta pulu bedelinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
17 MART 2005 tarihinde Üye P.Kur Alb. Necati YÜKSEL ve Hak Yb. Muhittin KARATOPRAK'ın dava konusunun belirlenmesi hususunda karşı oyu ve OYÇOKLUĞU diğer hususlarda OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı vekili 17.05.2004 tarihinde Tokat Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesinde özetle; davacının yargılama nedeniyle 44 ay açıkta kaldığını, beraet ettiğini davacının kademe ve terfi işlemlerinin yapılmadığını, maaş ve maaş farklarının Nisan 2000 yılı üzerinden hesaplandığını, hiç açığa alınmamış gibi derece ve kademe ilerlemesinin yapılarak, maaş kesintilerinin de bu maaş üzerinden hesaplanmak sureliyle yasal faiziyle ödenmesi gerektiğini belirterek maaş farkına normal kademe ve terfinin yansıtılarak 8.500.000 TL. tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dilekçe reddi üzerine davacı vekili 05.08.2004 tarihinde Tokat Nöbetçi İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; aynı hususları tekrarlayarak dilekçe içeriğinde müvekkiline kademe ve terfi ilerlemeleri yapılmadığını, olması gereken hiç açığa alınmamış gibi derece kademe ilerlemesinin yapılması ve bunun maaş miktarına yansıtılması suretiyle hesaplanarak kesintilerin yasal faizli ödenmesi gerektiğini belirterek dilekçenin netice bölümünde; maaş farkının normal kademe ve terfi yansıtılarak hesaplanmak suretiyle kesintilerin yasal faizi ile birlikte 8.500.000 TL. tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Görüldüğü gibi davacı vekilinin 17.05.2004 tarihli dava dilekçesi ve 05.08.2004 tarihli yenileme dilekçesinin içerik ve sonuç bölümlerinde bir farklılık bulunmamaktadır. Davacı vekili davacının açıkta geçirdiği süreye ilişkin olarak davacının hiç açığa alınmamış gibi derece ve kademe ilerlemesinin gözönüne alınarak kesintilerin belirlenmesini, bunun maaş farkına yansıtılmasını, bulunacak miktar üzerinden yasal faiz verilmesini talep etmekledir.
Davanın konusunun açıkta geçirilen süreye ilişkin olarak hiç açığa alınmamış gibi derece ve kademe ilerlemesinin göz önüne alınarak kesintilerin tesbit ve bu kesintilerin yasal faizi ile ödenmesi talebi olarak belirlenmelidir. Dava dilekçesinden bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Dava konusu belirlendikten sonra davacı vekilinin talebinin kararda karşılanması, bu husustaki uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkemenin görevi uyuşmazlıkları çözmektir. Faiz uygulanacak miktarın tesbiti hususunda taleple Mahkemenin kabulü arasında fark meydana gelmiştir. Davacı vekili dilekçesindeki gibi ödemelerin hesap edilmesini talep ederek 8.500.000.000 TL. ödenmesine karar verilmesini istemiş, kararın hüküm bölümünde 8.500.000.000 TL. yi geçmemek üzere yasal faiz ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar gereği davalı idare tarafından davacının açıkta geçirdiği, sürede derece ve kademe ilerlemesi yapılmadan 44 ay süreyle bulunduğu dereceden yapılan kesintilere faiz ödenmesi hesap edilerek ödeme yapılması durumunda davacı vekilinin talebi karşılanmayacak, yeni bir uyuşmazlık meydana gelebilecektir. Mahkeme kararlarında taleplerin karşılanabilmesi, talebin uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, taleple bağlılık ilkesinin uygulanabilmesi, uyuşmazlıkların çözümlenebilmesi, dava konusunun açık belirlenmesine bağlıdır.
Yukarıdaki nedenlerle dava konusu talebin sadece davacının bulunduğu dereceden yapılan kesintilere faiz verilmemesi işleminin iptali olarak belirlenmesi yönünde oluşan çoğunluk kararına katılmadık. 17.03.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy