(657 S. K. m. 48, 98, 125, 131) (334 S. K. m. 68) (2709 S. K. m. 76) (647 S. K. m. 7) (2802 S. K. m. 8) (306 S. K. m. 9) (2839 S. K. m. 11) (1803 S. K. m. 20) (442 S. K. m. 33) (743 S. K. m. 131) (2820 S. K. m. 11) (1602 S. K. m. 30) (926 S. K. m. 50) (2821 S. K. m. 5) (2908 S. K. m. 4)
Davacı 21.07.2004 tarihinde Mutki Asliye Hukuk Mahkemesinde ve 27.07.2004 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; MSB Yüksek Disiplin Kurulunun 29.03.2004 tarihli kararı ile hakkında devlet memurluğundan çıkarılma cezası verildiğini, bu cezanın usul ve yasalara aykırı olduğunu, zira savunmasının alınmadığını, ayrıca kendisine yöneltilen suçları işlediğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığı gibi söz konusu suçları işlemediğini ve bu bakımdan devlet memurluğundan çıkarılması işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek anılan işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ise 17.03.2005 tarihinde yapılan duruşma sırasında verdiği dilekçede özetle; müvekkilinin işlediği iddia olunan dolandırıcılığa teşebbüs suçundan yargılandığı Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ettiğini, bu konudaki kararın kesinleştiğini, memuriyetten çıkarılmasına esas alınan ve halen Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinde devam eden diğer davada 18.05.2005 tarihinde karar verilme ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenle bu davanın bekletici mesele yapılmasına ve sonuçta davacının devlet memurluğundan çıkartılması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve özlük dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının sivil memur statüsünde TSK bünyesinde görev yapmakta iken 13-22 Ekim 2001 Tarihleri arasında 9 gün mazeretsiz ve kesintisiz göreve gelmeme suçundan zamanaşımı nedeniyle ceza verilemediği;
01 Ekim 2001 tarihinde 1 gün mazeretsiz göreve gelmemek suçundan disiplin amiri tarafından 1/30 maaş katı cezası, 17-18 Ocak 2003 tarihleri arasında 2 gün mazeretsiz göreve gelmemek suçundan disiplin amiri tarafından 1/16 maaş katı cezası, 17-18 Şubat 2003 tarihleri arasında 2 gün mazeretsiz göreve gelmemek suçundan disiplin amiri tarafından 1/16 maaş katı cezası, 27-28 Mart 2003 tarihleri arasında 2 gün mazeretsiz göreve gelmemek suçundan disiplin amiri tarafından 1/16 maaş katı cezası verildiği,
Memurluk Sıfatı İle Bağdaşmayacak Nitelik ve Derecede Yüz Kızartıcı Ve Utanç Verici Hareketlerde Bulunmak (Resmi evrakta sahtekarlık, Hükümet tarafından yapılan soruşturmayı yanlış yola sevk etmek) suçundan Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 02.04.2002 gün ve 2002/1 Karar sayılı kararı ile çıkarma isteminin reddine ve bir alt cezanın verilmesi için dosyanın yetkili makama gönderilmesine karar verildiği; davacının söz konusu disiplin cezası verilmesine neden olan, eylemlerinden dolayı Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinin 15.07.2003 tarih ve Esas No: 2001/91, Karar No: 2003/81 sayılı kararı ile hakkında mahkumiyet kararı verildiği;
Özürsüz ve kesintisiz olarak 1 yılda toplam 20 gün göreve gelmemek suçundan Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 21.04.2003 gün ve 2003/4 Karar sayılı kararı ile çıkarma isteminin reddine ve bir alt cezanın verilmesi için dosyanın yetkili makama gönderilmesine karar verildiği;
2001-2002 yıllarında Mutki Askerlik Şubesinde görev yaptığı dönemde hakkında isnat olunan eylemlere göre; Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığında bulunan jeneratör için tahsis edilen benzinden As.Ş.Bşk. Vekili Per. Bçvş.
..'un emri ile davacının aracına konduğu, konulan jeneratör benzinini Bçvş.
..un özel amacına kullandığı, şubenin aracı olmadığından dolayı şubenin evrakını götürüp getirmek için Bçvş.
'un bilgisi dahilinde aracına konulan benzinin bu maksatla kullanıldığı, iddiaları ile, Bçvş.
., davacı
.. ve benzinin üzerine zimmetli olduğu
'ın iştirak halinde Askerlik Şubesinin jeneratörü için tahsis edilen benzini özel araçlarına koydurarak şahsi işlerinde kullanmak sureti ile zimmet suçlarından Van Jandarma Asayiş Komutanlığı As.Savcılığınca Kamu davası açıldığı;
Davacının okullar tatil olduktan sonra eşi ve çocuklarını memleketine göndermesini müteakip Haziran 2002-Temmuz 2002 tarihleri arasında bir çok kez öğle ve akşam yemeklerini Şubede askerler için çıkan yemekten yediği, As.Ş.Bşk.V. Per.Bçvş.
. yemekhanede görevli erler üzerinde Şube Başkanı olmasının etkisini kullanarak,onun emri ve bilgisi dahilinde söz konusu yemekleri davacının yediği iddiaları ile Per.Bçvş.
hakkında memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanmak suçundan, davacı hakkında da
.. eylemine iştirak etmek sureti ile müteselsilin memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanmak suçundan Van Jandarma Asayiş Komutanlığı As. Savcılığınca kamu davası açıldığı;
Davacının, 2001-2002 yılları arasında şubeye ait telefonlar ile birçok kez özel görüşme yaptığı, askeri hizmete tahsis edilmiş Şubeye ait telefonlar ile özel görüşme yapmak sureti ile askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunu işlediği, telefonla konuşma eylemlerini belirtilen tarihler arasında birçok kez aynı suç işleme kararı ile gerçekleştirdiğinden eyleminin müteselsilin askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunu oluşturduğu iddiasıyla Van Jandarma Asayiş K.lığı As. Savcılığınca kamu davası açıldığı;
As.Ş.Bşk.V. Per. Bçvş.
. davacının özel aracını sık sık alarak kullandığı,
..'un aracı kullanması esnasında, davacının
.'un bilgisi dahilinde Şubede görevli askerlere 2001-2002 yılları arasında birçok kez özel aracını yıkattığı, böylece davacının askerleri müteselsilen hizmetçilikte kullanmak suçunu işlediği iddiasıyla Van Jandarma Asayiş Komutanlığı As.Savcılığınca kamu davası açıldığı;
Ağustos 2002 tarihinde yapılan sevkler nedeni ile davacının 22.08.2002 tarihinde avans mutemedi olarak görevlendirilmesi sonrası 1.550.000.000.TL. yi avans olarak aynı tarihte çektiği, paranın 927.050.000. TL. lik kısmının sevk edilen erlere verilmesi nedeni ile kullanıldığı, davacının 26.08.2002 günü rahatsızlığı nedeni ile sevk edildiği hastahaneden 16.09.2002 tarihinde dönerek görevine başladığı, avanstan geriye kalan 622.950.000.TL. yi de Şubede bırakmayıp beraberinde götürdüğü, davacı yokken yapılan sevkler nedeni ile sevk yükümlülerine 31.450.000.TL. nin Şube Başkanı tarafından kendi parasından ödendiği, davacının beraberinde götürdüğü avansı harcadığı, dönüşünde Şube Başkanının ödediği kısım düşülerek kalan 591.500.000. TL. nin 16.09.2002 tarihinde Mutki Mal Müdürlüğüne davacı tarafından yatırıldığı, avans mutemedi olarak kendisine teslim edilen yukarıda belirtilen miktardaki parayı hastahaneye giderken beraberinde götürüp kullanmak suretiyle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla Van Jandarma Asayiş Komutanlığı As. Savcılığınca kamu davası açıldığı;
Davacının eşi
'un 06.03.2002 tarihinde Mutki As. Ş. Bşk. lığınca Sağlık Ocağına sevk edildiği,
.'un Mutki Sağlık Ocağına müracaat etmeden 08.03.2002 tarihinde Bitlis Devlet Hastahanesine müracaat ederek tedavisini yaptırdığı,
.'un 31.05.2002 tarihinde Mutki As.Ş.Bşk,lığınca Mutki Merkez Sağlık Ocağına sevk edildiği, aynı gün Sağlık Ocağına müracaat eden
..'un Bitlis Devlet Hastahanesi Diş Polikliniğine sevk edildiği, 31.05.2002 tarihinde Bitlis Devlet Hastahanesine müracaat eden
'un tedavisinin yapıldığı,
..'un 12.06.2002 tarihinde doğrudan Tatvan Askeri Hastahanesine müracaat ettiği, hariciye polikliniğine muayene için sevk edilen
.'un ilgili polikliniğe müracaat edip muayene olmadığı, 17.06.2002 tarihinde yeniden Tatvan Askeri Hastahanesine müracaat ettiği, aynı gün Tatvan Devlet Hastahanesi üroloji polikliniğine sevk edildiği, As.Ş.Bşk.lığında tahakkuk memuru olarak görevli bulunan davacının yukarıda, belirtilen 06.03.2002, 31.05.2002 ve 12.06.2002 tarihli bu şevkler nedeni ile eşine ve refakatçisine taşıt ücreti ve yevmiye tahakkukuna ilişkin 14.06.2002 tarihli yurt içi geçici görev yolluğu bildirimi hazırladığı ve Şube Başkanının onayından sonra hazırlanan tahakkuk müzekkeresi ve verile emrine istinaden 55.980.000 TL'yi Mal Müdürlüğünden aldığı böylece davacının sahte evrak tanzim etmek suçunu işlediği iddiasıyla Van Jandarma Asayiş Komutanlığı As.Savcılığınca kamu davası açıldığı;
Davacının Cihan Ticaret ve Kilercioğlu Şark Ticaret isimli inşaat malzemesi satan işyerlerinden çeşitli inşaat malzemeleri aldığı, Cihan Ticaret ve Kilercioğlu Şark Ticaretten şahsına almış olduğu malzemelerin karşılığında Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığı adına kestirmiş olduğu faturaları Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığına götürdüğü, 23.08.2002 tarihinde Cihan Ticaretin sahibi
'in Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığına geldiği, verdiği dilekçe ile 15.08.2002 tarihli faturada yazılı malzeme bedellerinin kendisine ödenmesini istediği, bunun üzerine davacının Cihan Ticaretten almış olduğu 15.08.2002 tarihli faturayı Şube başkan vekili Per.Atğm.
..'a ibraz ettiği, bu malzemelerin Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığına daha önceki dönemlerde alındığını, ödenek olmadığı için Cihan Ticaret'e ödeme yapılamadığını ve şahsın ödeme yapılması için Şubeye geldiğini söylediği, Şube Başkanı Per. Atğm.
..'ın faturada ismi bulunan iş yeri sahibini odasına çağırdığı, faturada yazılı malzemelerin hangi tarihte alındığını sorması üzerine bu malzemelerin fatura tarihinden 2 ay kadar önce alındığını ve 2001 yılında Şube adına bir alış-veriş daha yapıldığını, bu alış-verişin karşılığında da varil, kapı zili, kapı süngeri ve asma kilit bedeli olan 17.250.000 TL.nin 08.07.2002 tarihli fatura ile Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığı adına kesildiğini öğrendiği, bu nedenle malzemelerin Şubede kullanılıp kullanılmadığını araştırdığı, yaptığı araştırma neticesinde faturalarda yazılı bulunan malzemelerin Şubede kullanılmadığı kanaatine vardığı, bu nedenle Cihan Ticaretin sahibi
.'e ödeme yapmadığı, bir gün sonra 24.08.2002 tarihinde Şubede yaptırdığı plansız aramada davacının Askerlik şubesi Başkanlığında bulunan çalışma masasının çekmecesinde Kilercioğlu Şark Ticaret isimli firma tarafından Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığı adına kesilmiş 16.08.2002 tarihli faturayı ele geçirdiği, faturadan anlaşıldığı kadarıyla Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından toplam 289.100.000 TL. tutarında boya ve fayans alınmış gibi görüldüğü, buna rağmen bu malzemelerin Şubede kullanılmadığının anlaşıldığı, iddiasıyla Van Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Savcılığınca dolandırıcılığa teşebbüs kamu davası açıldığı ve anılan Mahkemece 10.06.2004 tarih ve E:2004/429,K:2004/454 sayılı görevsizlik kararı ile dolandırıcılığa teşebbüs etmek suçundan dolayı açılan dava dosyasının Mutki Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, oradan da 16.09.2004 tarih ve E:2004/28, K:2004/47 sayılı görevsizlik kararı ile Bitlis Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği;
Davacının dolandırıcılığa teşebbüs suçundan yargılandığı Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinde, Mahkemenin 25.01.2005 tarih ve Esas No: 2004/145, Karar No: 2005/17 sayılı kararı ile beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davacının Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 29.04.2004 tarih ve 3004/1 sayılı kararı ile devlet memurluğundan çıkarılması kararı sonucu işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan davacının 2002 ve 2003 1 nci ve 2 nci sicil üstü sicil notlarının yetersiz seviyede verildiği ve hakkında her iki sicil amirlerinin de olumsuz kanaatler belirttikleri anlaşılmaktadır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi AYİM 3 ncü Dairenin 30.09.2004 tarih ve Gensek No: 2004/2348 Esas No: 2004/1287 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık ceza yargılaması sonucu beklenmeden devlet memurluğundan çıkarma cezası verilip verilmeyeceği, davacı Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararında isnat olunan suçların devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirecek eylemler olup olmadığı ve davacıya savunma hakkı tanınıp tanınmadığı hususlarında odaklanmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinde Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasının verileceği haller tek tek sayılmıştır. Paralel düzenlemeye, Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13/5 maddesinde de yer verilmiştir. Devlet Memurluğundan çıkarma cezasının verileceği haller tek tek sayılmakla beraber bu konuda bir sınırlama getirilmemiş, sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezası verileceği zaten Kanunun 125 nci maddesinin 4 ncü fıkrası ile Yönetmeliğin 14 ncü maddesinin 3 ncü fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinin (g) alt bendi kamu görevinin inanılır, güvenilir, itibarlı ajanslar eliyle yürütülmesini amaçlamıştır. Memur sıfatı taşıyan ve kamu hizmetinin personel unsurunu oluşturan kişilere toplumun güven duyması, bireylerin idareye olan güven ve inancını da sağlayacaktır.
Kamu hizmetinin gerekli saygınlığı yitirmiş ajanlar eliyle yürütülmesi bireylerin idareye olan güven duygularının sarsılmasına, kişi-idare ilişkilerinde arzu edilmeyen olumsuz bazı gelişmelere neden olabilir. Kanun böylesi bir tehlikenin meydana gelmesini önlemek için önlem almış, müsebbiplerinin devlet memuriyetinden çıkartılması suretiyle ayıklanmasını öngörmüştür.
Disiplin hukukunun esaslarından birisi de kamu görevlilerine karşı yürütülen disiplin soruşturmasının bağımsızlığıdır. Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturmasının ceza kovuşturmasından bağımsız olduğu açıkça vurgulanmış (Md. 125/7) ve memurun Ceza Kanununa göre mahkum olması veya olmamasının ayrıca disiplin yaptırımının uygulanmasına engel olmayacağı belirtilmiştir. (Md. 131/2)
Disiplin soruşturmasını gerektiren fiil ile ceza kovuşturmasını gerektiren fiilin aynı olması durumunda ceza kovuşturmasının sonucu olarak verilen mahkeme kararlarının disiplin soruşturmasına etkisi üzerinde durulmasında fayda görülmektedir. Eğer sanığın isnat olunan fiili işlemediği sabit olmuş veya işlediği sabit olmamış (delil yetersizliği) veya işlediği fiil kanunda suç olarak gösterilmemiş veya suç olmaktan çıkarılmışsa verilecek karar beraattır. Beraat kararı delil yetersizliğinden verilmişse disiplin soruşturmasını bağlamaz. Çünkü disiplin soruşturmasında o fiil kurum düzeni ve memuriyet mesleği bakımından değerlendirilir.
Sanığın ceza davasında suçu işlediği sabit olmuş ise verilecek karar mahkumiyettir. Devlet Memurları Kanununun 125/7 ve 131/2 nci maddelerindeki açık düzenleme karşısında ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararının disiplin soruşturması bakımından bağlayıcılığı bulunmasa da, söz konusu karar diğer deliller kategorisinde değerlendirilmek suretiyle disiplin soruşturmasında delil değeri taşıyabilir.
Yasalarda yüz kızartıcı suçların tanımı yapılmamıştır. Yargı Kararlarında da yüz kızartıcı suçlar konusunda içtihat birliğine varılamamıştır. 1961 Anayasasının milletvekili seçilme yeterliliğine ilişkin bulunan 1801 Sayılı Anayasa değişikliği ile değiştirilen 68 nci maddesinde, 1982 Anayasasının aynı konuyu düzenleyen 76 ncı maddesinde, Cezaların İnfazı Hakkındaki 647 Sayılı Kanunun 879 Sayılı Kanunla değiştirilen 7 nci maddesi (B) bendinde, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 8 nci maddesinin (h) bendinde, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 48(A) ve 98 nci maddelerinde, 306 Sayılı Milletvekili Seçim Yasasının 9/7 maddelerinde, 2839 Sayılı Milletvekili Seçim Yasasının 11 nci maddesinde 1803 Sayılı Af Kanununun 20 nci maddesinde 442 Sayılı Köy Kanununun 33/5 maddesinde, 743 Sayılı Eski Medeni Kanunun 131 nci maddesinde, 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunun 11/b-2 maddesinde, 1602 Sayılı Askeri Ceza Kanununun 30 ncu maddesinde 926 Sayılı TSK Personel Kanununun 50/d maddesinde, 2821 Sayılı Sendikalar Kanununun 5 nci maddesinde, 2908 Sayılı Dernekler Yasasının 4/2-a maddelerinde yer alan hükümlerde yüz kızartıcı suçlar olarak hep aynı suçlar sayılmıştır.
Yasa Koyucu tarafından bu maddelere gibi edatını koyulmakla, metinlerde sayılan suçlarla birlikte nitelikleri ve yasal unsurları bakımından onlara benzeyen başka yüz kızartıcı suçların bulunduğu söylenebilecek midir?
TBMMnin 12.05.1937 gün ve 991 sayılı Yorum Kararında;
1. Memurin Yasasının 4 ncü ve 49 ncu maddelerinde yazılı olan muhili haysiyet ve namus cürümleri tabiri mutlak olup ne bu yasada ve ne de diğer yasalarda hangi cürümlerin muhili haysiyet ve namus olduğunu gösteren bir kayıt ve sarahat bulunmadığı gibi bu hususta kazai bir içtihat da bulunmamasına;
2.2071 sayılı Yasada sayılan cürümlerin muhili haysiyet ve namus olduğunun kabulü zaruri olsa dahi bu yasada tadat edilmeyen diğer ceraim ve efal muhili haysiyet ve namus mefhumu içerisine muhili haysiyet ve namus efalin yalnız bu cürümlere inhisar ettirilemeyeceği tabi bulunduğuna;
3. Kanunen memnu olan ve bir suç teşkil eden her hadise esas itibariyle failin haysiyetiyle alakalı olmakla beraber muhitin ve içtimai sebeplerin tesiratına tabi olan muhili haysiyet ve namus fiillerde sebep, saik ve zaman değişmekle de telakki farkları hasıl olabileceğine göre bu nevi fiilleri vazıı kanun tayin ve inhisar ifade edecek tarzda tadat etmesi doğru olmayacağına ve binaenaleyh yasal ve inzibati bakımından suç sayılabilecek fiillerin bu amiller her zaman göz önünde bulundurularak bir neticeye varılmak üzere takdiri vaziyete bırakılması maksadı temine daha ziyade yarayacağına,
Binaen muhili haysiyet ve namus tabirinin tefsir mevzuu olamayacağına ve bu mefhumun yasal tatbiki ile mükellef olan salahiyetli mercilerin takdir ve içtihatlarına bırakılması muvafık olacağına karar verilmiştir.
Doktrinde ve yargı kararlarında gibi terimi iki şekilde yorumlanmaktadır. Birinci görüşe göre gibi sözcüğünün maddede sayılan suçlara atıf yaptığı kabul edilmekte ve yüz kızartıcı suçlar maddede sayılan suçlarla sınırlı tutulmaktadır. (Bu konudaki örnek yargı kararları: Danıştay 1. D. 09.11.1983 1983/220 K.1983/260, Y.C.G.K. 09.03.1987 gün 608/107, Danıştay 5. D. E. 1987/1931, K.1989/640 AYİM 1. D. 04.04.1989, E.1988/390, K.1989/217) Diğer görüş ise dilbilgisi ve yorum kurallarını esas alarak benzer suçları da kategoriye alarak Kanundaki sayımın sınırlı olmadığını vurgulamaktadır. (Bu konudaki örnek yargı kararları:Y.C.G.K. 02.07.1996 gün 1996-3-144/171, Danıştay 10. D. E. 1987/1637, K. 1989/1877, DİDDGK.nun E.1992/117, K.1992/118, Danıştay 5. D. 30.04.1984 E.1981/2025, K.1984/2038, Danıştay 5. D. 17.03.1986 E. 1985/953 K. 1986/308, Danıştay 5.D. 29.12.1986 E. 1986/1946, K.1986/2547)
Öncelikle belirtmek gerekir ki 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası için gereken eylemin mutlaka ceza hukuku anlamında yüz kızartıcı suç olması gerekmez. Devlet Memurluğundan çıkarma için aranan ölçüt; memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı hareketlerde bulunmaktadır. Bu bentte belirtilen yüz kızartıcı hareketler kavramı 657 Sayılı Kanunun 48 nci maddesinde belirtilen yüz kızartıcı suçlardan daha geniş kapsamlıdır. Ceza Hukukunda dahi kapsamı tartışmalı olan yüz kızartıcı suçlardan daha geniş yorumlanabilecek yüz kızartıcı hareketlerin sınırı memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olmasıdır.
Bu açıklamalar sonucunda davacının durumu incelendiğinde; öncelikle davacının dolandırıcılığa teşebbüs suçundan Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılaması neticesinde beraat ettiği ve beraat kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Ancak davacı hakkında müteselsilen zimmet, zimmet, sahte evrak tanzim etmek, müteselsilen memuriyet nüfusuna sair suretle kötüye kullanmak, müteselsilen askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak, müteselsilen askerleri hizmetçilikte kullanmak suçlarından açılan kamu davasının devam ettiği, 657 sayılı Kanunun 131/2 nci maddesinde memurun ceza Kanununa göre mahkum olması veya olmamasının ayrıca disiplin yaptırımının uygulanmasına engel olmayacağı hükmünün düzenlenmesi karşısında davacıya isnat olunan eylemlerin özellikle sayılan ilk 3 suçun nitelikleri itibariyle 657 sayılı Kanunun 125/E(g) maddesi kapsamında bulunması nedeniyle davacı hakkındaki ceza davasının bekletici mesele yapılmasına yönelik talebin yasal dayanağı bulunmadığı; diğer yandan davacının sicil notları ve daha önce almış olduğu disiplin cezalarının sayısı ve nitelikleri itibariyle davacıya bir alt disiplin cezasının da uygulanmasının mümkün olmaması karşısında davacının devlet memurluğundan çıkartılma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davacı savunmasının alınmadığını iddia etmiş ise de; öncelikle davacının hakkında isnat olunan eylemlerle ilgili olarak, Milli Savunma Bakanlığının 09.09.2003 tarihli emri uyarınca Mutki Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından savunmasının istendiği ve davacının 20.10.2003 tarihli yazılı savunma verdiği, diğer yandan davacı hakkında idari soruşturma dosyası düzenlenirken davacının savunmasına başvurulduğu, davacı konuyu anlayamadığı için toparlandığında savunma yapacağını ifade ettiği, Milli Savunma Bakanlığının 23 Ekim 2002 gün ve HUK. MÜŞ. DAV.: Müt-02-2339J M.O.(100) sayılı yazısıyla davacıya 7 günlük kanunî savunma süresi hakkı bulunduğu hatırlatılarak iddia ile ilgili savunmasının alınması istendiği, söz konusu yazıya istinaden savunması alınarak Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği; Milli Savunma Bakanlığının 25 Kasım 2002 gün ve HUK.MÜŞ.DAV.: Müt-02-2551-J M.O.(059) sayılı yazısıyla farklı suçlardan davacıya 7 günlük kanunî savunma süresi hakkı bulunduğu hatırlatılarak farklı ile ilgili savunmasının alınması istendiği, davacının savunmasını Milli Savunma Bakanlığı Adli Müşavirliğine yazılı veya sözlü vermek istediğini ifade ettiği, Milli Savunma Bakanlığının 11 Mart 2004 gün ve HUK.MÜŞ.DAV.: Müt-02-2339 J A.K. (032) sayılı yazısıyla davacıya Yüksek Disiplin Kurulunun toplantı gün ve saatinin kurul huzurunda sözlü savunma yapabileceği gibi savunmasını yazılı olarak da verebileceğinin tebliğ edilmesi istendiği, bu hususun davacıya 24 Mart 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edildiği, dolayısıyla davacının bu yöndeki iddiasının da yasal dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yasal dayanaktan yoksun bulunan devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptali isteminin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy