(211 S. K. m. 2, 35, 36) (926 S. K. m. 112) (2709 S. K. m. 13, 18) (AYDK. 03.10.2002 T. 2002/291 E. 2002/252 K.) (AYİM. 2. D. 16.04.2003 T. 2002/799 E. 2003/312 K.)
DAVANIN KONUSU: İstifa isteminin kabul edilmemesi işleminin iptali istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: 211 sayılı İç Hizmet Kanununun 2 nci maddesinin Askerlik: Türk vatanının, istiklal ve Cumhuriyetini korumak ve kollamak için harb sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir. Bu mükellefiyet özel kanunlarla vazolunur... hükmünü; 35 nci maddesinin Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk Yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini korumak ve kollamaktır. hükmünü; 36 ncı maddesinin ise; Silahlı Kuvvetler, harp sanatını öğrenmek ve öğretmekle vazifelidir. Bu vazifenin ifası için lazım gelen tesisler ve teşkiller kurulur ve tedbirler alınır, hükmünü amir olduğunu, anılan kanun hükümleri ile Türkiye Cumhuriyetini korumak ve kollamak görevi ile yükümlü bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, anılan görevin layıkıyla ifası için gerekli tedbirleri alması ve gerekli görülen yasal düzenlemeleri yapması gerektiğinin şüphesiz olduğunu, bu çerçevede Yasa Koyucu tarafından, her türlü görev ve yetkilerinin kaynağını kanunlardan alan Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlık amacını gerçekleştirebilmesi amacıyla; bünyesinde görev yapan subay-astsubaylara 15 yıllık mecburi hizmet yükümlülüğünün gerekli ve yerinde olduğunun değerlendirilmiş ve bu yöndeki düzenleme üst hukuk normuna uygun olarak yürürlüğe konulmuş olduğunu, söz konusu zorunlu hizmet yükümlülüğü ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin uhdesinde bulunan vazgeçilemez, ertelenemez ve telafi edilemez hizmetlerinin özel önemi nedeniyle kanun koyucu tarafından yasal düzenlemeye konu edildiğini, dolayısıyla, söz konusu Anayasaya aykırılık iddialarının ciddi olmadığını, davacının mecburi hizmet yükümlülüğünü bilerek ve kabul ederek Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldığını, mecburi hizmet yükümlülüğünü içeren yasal düzenleme askerlik hizmetinin aksatılmaksızın layıkıyla yürütülmesi için bir zorunluluk olduğunu, belirtilen nedenlerle davacı tarafın Anayasaya aykırılık iddiasının hukuksal dayanaktan yoksun sübjektif değerlendirmelerden ibaret olup reddinin gerektiği, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: 926 Sayılı TSK Personel Kanunu'nun 112 nci maddesindeki Muvazzaf subay ve astsubaylar subay ve astsubay nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 15 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler hükmünde yer alan 15 yıl ifadesinin, Anayasanın 13 ncü maddesindeki ölçülülük ilkesine aykırı olduğundan iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması, anayasaya aykırılık yönündeki düşünce kabul edilmediği takdirde yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesi yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesince Raportör üye HakYb. M. Aydan AL'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 17.09.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; davacının 1992 yılında Balıkesir Teknik Astsubay Hazırlama Okulundan dereceyle mezun olduğunu, 30.08.2003 tarihinde Sıhhiye Teknisyen Astsubay çavuşluğa nasbedildiğini, 1997 yılında A.Ü. Hukuk Fakültesinde yüksek öğrenimini tamamladığını, halen 2002 yılında atandığı Ağrı 12 nci Mknz.P.Tug.K.lığı 200 Yataklı Asker Hastahanesinde tıbbi cihaz tamir teknisyeni olarak görev yaptığını, 24.05.2004 tarihinde istifa talebinde bulunduğunu, ancak bu talebinin kabul edilmediğini, 926 sayılı Kanunun 112 nci maddesi hükmünün açıkça Anayasaya aykırı olduğunu belirterek, aykırılık iddiasının ciddi görülerek hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve istifa ettirmeme işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ile davalı idare arasındaki ihtilaf konusunu, davacının istifasının davalı idare tarafından kabul edilmemesi işlemi ile buna dayanak olarak belirtilen 926 sayılı Personel Kanununun 112 nci maddesinin Anayasaya aykırı olduğu hususu oluşturmaktadır.
Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması başlıklı 13 ncü maddesi; Temel hak hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve Türkiye Cumhuriyetinin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. hükmünü amirdir.
Anayasanın Zorla Çalıştırma Yasağı başlıklı 18 nci maddesi; Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümsüzlük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki bedeni ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz. hükmünü amir bulunmaktadır.
926 sayılı TSK Personel Kanunu'nun Onuncu Kısım 112 nci maddesi; muvazzaf subay ve astsubaylar nasbedildikleri tarihten itibaren fiilen 15 yıl hizmet etmedikçe istifa edemezler hükmünü amirdir.
İstifa memurun talep ve tahriki üzerine, onu memur statüsünden çıkarmak üzere idare tarafından yapılan bir şart tasarruftur. Memurun ne gibi hallerde ve hangi şartlarda vazifesinden ayrılabileceğini tespit hususunda idareye takdir yetkisi tanımak gerektiği idare hukukunda kabul edilegelen bir görüştür. Zira istifa hususunda memura verilecek kayıtsız ve şartsız bir yetki bazen kamu hizmetlerinin inkıtaa uğramasına sebebiyet verebilir. Bu nedenle memur statülerinde bu bakımdan bazı kayıtlamalar getirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Astsubaylık statüsünden istifa yolu ile çıkabilmek için belli bir süre hizmet etmiş olmak şarttır. Memur hukuku bir statü hukukudur. Statüler, şartları önceden tespit edilmek suretiyle belirgin hale getirilmişlerdir. Bu statülere giren kimselerin önceden belirlenmiş olan şartları kabul ettiği farz olunur. Bu statünün şartları kanun, tüzük, yönetmelik gibi hukuk kaideleri ile önceden düzenlenmiştir. Bu şartların personel alınmakta iken yayınlanmaları ve statüye alınırken kendilerine tebliğ edilmesi gerekmez. Statüye girmek isteyen kimselerin ilgili mevzuatı inceleyip, kendisi için uygun bulduğu takdirde statüye girmesi gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin niteliği gereği, bünyesinde görev almak ve görevden ayrılmak gibi konuların diğer kamu kurumlarına nazaran değişik şartları içermesi tabiidir. Türk Silahlı Kuvvetlerine girerek seçilen bu statüyü kabul eden kişilerin, bu statünün ilerde kendisine getireceği sorumlulukları da bilmek durumundadır.
Davacı vekili istifa talebinin kabul edilmemesi işleminin Anayasaya aykırılığını ileri sürmekte ise de; Yasa koyucu Anayasaya aykırı olmamak koşuluyla her alanda düzenleme yapmak yetkisine sahiptir. Kamu hizmetlerini en iyi ve etkin şeklide yürütmekle görevli ve yükümlü olan İdare; hizmetin gereksinimine göre o hizmetin nasıl ve hangi niteliklere sahip personel ile yürütüleceğini planlamak hak ve takdir yetkisine sahiptir. Bu bakımdan 926 sayılı Kanuna tabi bulunan davacının 657 sayılı, ya da salt 2802 sayılı Kanunlara tabi bulunan kamu görevlileri ile aynı statü ve hukuksal durumda olmadığı açıktır. Dolayısıyla farklı statüde bulunanlara farklı zorunlu hizmet statüsü ve farklı hizmet koşullarının getirilmiş olmasının Anayasaya aykırı olduğu anlamına gelmeyeceği açık olduğundan Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.
Nitekim benzer davalarda AYİM Daireler Kurulunun 03.10.2002 gün ve Esas:2002/291, Karar:2002/252, AYİM 2 nci Dairesinin 16.04.2003 gün ve Esas:2002/799, Karar:2003/312 sayılı kararları da aynı yöndedir.
Sonuç olarak, 1992 yılında statüye giren davacının 926 sayılı Kanunun 112 nci maddesinde açıkça ifadesini bulan 15 yıllık yükümlülük süresini tamamlamamış bulunması nedeniyle istifasının kabul edilmemesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
3. Gizli gizlilik dereceli belgelerin aynı usulle İADESİNE, 17 MART 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy