(818 S. K. m. 113)
Davacı vekili, 04 Haziran 2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; adi malûliyet aylığı bağlanmaması işleminin iptali için açtıkları davanın idarece kabulü üzerine yapılan aylık ödemesine yasal faizin dahil edilip edilmediğinin açıklanması konusunda 17.05.2004 tarihinde yaptıkları müracaata davalı kurumun 26.05.2004 tarihinde gerek AYİM in kararında, gerekse 5434 sayılı Kanunda faize ilişkin hüküm bulunmadığından bahisle olumsuz cevap verildiğini, esasen davalının aylıkları zamanında ödemeyerek sebepsiz zenginleştiğini, bu yüzden 3095 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata göre yasal faiz ödenmemesi işleminin iptalini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacı uzman erbaş hakkında davalı T.C.Emekli Sandığı tarafından tesis edilen adi malûliyet kararının kaldırılmasına ilişkin işlemin iptali için davada, AYİM 3 ncü Dairesinin 07 Nisan 2004 gün ve E. 2003/297, K.2004/471 sayılı kararı ile kabul nedeniyle davanın esası üzerine bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacının davalı Kurumun kabulü üzerine ve kararda bir hüküm bulunmadığını dikkate alarak yeniden bağlanarak kesildiği tarih itibariyle iade olunan aylıklara yasal faizin dahil edilip edilmediği hususunda 17.05.2004 tarihinde dilekçeyle müracaatta bulunduğu, davalı Kurumun 26.05.2000 tarihli yazısıyla AYİMnin kararında ve 5434 sayılı Kanunda faiz ödenmesine ilişkin hüküm bulunmadığı belirtilerek talebin reddi yönünde işlem tesis edildiği, davacının bunun üzerine aylıklara faiz ödenmemesi işlemin iptali için işbu davayı açtığı görülmektedir.
Davada ihtilaf, davalı Kurumun malûliyet aylığı bağlanmama işleminin iptaline ilişkin davadaki, kabulünden sonra geçmiş aylıkların iadesinde faizi dikkate almaması üzerine davacının faiz ödenmesi yönündeki talebin reddi konusundadır. Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemesinin yapıldığı tarihe kadar bir süre geçmiş olabilir. Verilmesi gereken hakkın doğum tarihi ile verildiği tarih arasında bir süre geçmiş ise alacaklının mal varlığında bir eksilme meydana gelmiş olacaktır ve bu eksilmenin telafisi gereklidir. İşte faiz, borçlunun borcunu ödemesi gereken tarih ile ödediği tarih arasındaki süreden faydalanması nedeniyle alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gereken para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle feri bir borçtur. Zira faiz borcunun doğum ve hatta kural olarak varlığı, asil borcun doğum ve varlığına bağlıdır. Faiz alacağın bir bölümü olmayıp, onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır. Faizin talep şekli Borçların ferilerin sükutu başlıkla Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir.
Her ne kadar davalı kurum 5434 sayılı Kanunda Sandıktan olan alacakların faizi ile birlikte ödeneceğine dair bir hüküm yer almadığını belirtmekte ise de; yukarıda açıklandığı üzere davacıya ödenen asıl alacağının (aylıklarının) haksız ve geç ödenmesinden kaynaklanan mal varlığındaki eksilmenin telafisine yönelik olarak yasal faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının iade olunan adi malûliyet aylıklarına kesildiği tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz ödenmemesi işleminin İPTALİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy