(5434 S. K. m. 14, Ek m. 14)
Davacı dilekçesinde özetle; babası
nin askeri vazife malûlü olduğunu ve ölünceye kadar vazife malullüğü aylığı aldığını, babasından dolayı yetim aylığı talebinin Emekli Sandığı tarafından, çalışarak hayatını kazanabileceği iddiasıyla reddedildiğini, kendisinin çalışamaz ve muhtaç durumda olduğunu, mesleğinin olmadığını, 66 yaşında olduğu için çalışmasının söz konusu olmadığını, aylık bağlanmaması işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava ve tahsis dosyalarında bulunan belgelerden,
.nin davacının öz babası olduğu, davacının babasının askerlik hizmeti sırasında seyyar jandarma olarak görev yaparken silahlı çatışmada kolundan yaralandığı ve malul hale geldiği için vazife malullüğü aylığı bağlandığı, davacının babasının 1971 yılında vefat etmesinden sonra davacının Haziran 2001 tarihli dilekçe ile Emekli Sandığına başvurarak babasından dolayı yetim aylığı bağlanmasını talep ettiği, davacının Emekli Sandığının isteği üzerine Denizli Devlet Hastanesinden aldığı 16.09.2003 tarihli Sağlık Kurulu raporunda Senilite tanısı ile çalışarak hayatını kazanamayacağına karar verilmiş olmasına rağmen Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun bu raporda yazan kararın tersine olarak davacının çalışarak hayatını kazanabileceğine karar vermesi nedeniyle davacıya aylık bağlanmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından açılan davada AYİM in görevli olup olmadığı hususu değerlendirilmiş vazife malullüğünden dolayı şehit yetim ve dul aylıkları ile ilgili davalarda maaş bağlanmasına esas teşkil eden nedenin askeri hizmete bağlantılı olduğu yerleşik Uyuşmazlık Mahkemesi ve AYİM kararları ile kabul edildiğinden dava konusu olayda Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılmış, Üye Hâk. Alb. Celal IŞIKLAR bu görüşe katılmamıştır.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 74 ncü maddesinde; ... Ölüm tarihinde iyileştirilmesi olanaksız hastalıklarının veya sakatlıklarının çalışmalarına engel olduğu Sağlık Kurulunca onaylanacak raporla tespit edilenlere muhtaç olmaları şartıyla, ölüm tarihindeki yaşları ne olursa olsun ölüm tarihini izleyen aybaşından, sonradan bu şekilde malul ve muhtaç duruma düştükleri anlaşılanlara kendileri veya veli veyahut vasileri tarafından Sandığa müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır... hükmü yer almaktadır.
Aynı kanunun Ek 14 ncü maddesi de; Ölüm tarihinde aylığa müstahak olmayan veya aylığı kesildikten sonra başkasının yardımı olmaksızın hayatlarını devam ettiremeyecek derecede malul ve muhtaç duruma giren erkek çocuklara yazı ile Sandığa müracaatlarını takibenden aybaşından itibaren aylık bağlanır ve gerekirse 68 nci maddeye göre düzeltme yapılır. 74 ncü maddenin 2 ve 3 ncü fıkralarında yazılı durumlarda olup da süresinde müracaat edemediklerinden aylık bağlanmamış olanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. hükmünü amir bulunmaktadır.
Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere vazife malulü aylığı alırken vefat eden babasından dolayı erkek çocuğa yetim aylığı bağlanabilmesi için erkek çocuğun muhtaç olması ve çalışmasına engel olan bir hastalık veya sakatlığının bulunması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle çalışarak hayatını kazanamayacak bir durumda bulunması gerekmektedir.
Davacının muhtaç olduğu tahsis dosyasındaki muhtaçlık belgesinden anlaşılmakta olup, esasen taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının çalışamayacak derecede hasta veya sakat olup olmadığı hususuna yöneliktir. Her ne kadar Emekli Sandığı Sağlık Kurulu davacının çalışarak hayatını kazanabileceğine karar vermiş ise de dosyada ve tahsis dosyasında bulunan Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 16.09.2003 tarihli Sağlık Kurulu raporunda davacıya Senilite tanısı konularak açıkça çalışarak hayatını kazanamayacağına oybirliği ile karar verildiği görülmektedir. Emekli Sandığı Sağlık Kurulu Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda belirtilen karara aykırı olarak davacının çalışarak hayatını kazanabileceğine karar verirken hangi nedenlerle, gerekçelerle bu sonuca vardığına ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporunda belirtilen davacının çalışarak hayatını kazanamayacağına ilişkin kararın aksini kabul etmek için haklı bir neden bulunmamaktadır.
Diğer taraftan 5434 sayılı Kanunun hükümleri incelendiğinde; aylık bağlama hususunda erkekler için malul ve muhtaç olma koşullarının arandığı yerlerde eğer ilgili kişi 65 yaşını geçmiş ise artık o kişinin malul olduğu farazi olarak kabul edilmekte ayrıca malul olduğunu kanıtlaması gerekmemektedir. Devlet memurlarının emeklilik yaş haddinin 65 olduğu da dikkate alındığında 1938 doğumlu olan ve 66 yaşında olan davacının çalışarak hayatını kazanabileceğini kabul etmek mümkün görülmemektedir.
Netice itibariyle çalışarak hayatini kazanamayacak derecede hasta olduğu ve muhtaç durumda bulunduğu dosyadaki ve tahsis dosyasındaki belgelerle sabit olan davacıya babası
dan dolayı yetim aylığı bağlanması gerekirken aksi yönde tesis edilen işlem sebep unsuru yönünden hukuka aykırıdır.
Bu itibarla;
Davacıya Şehit yetim aylığı bağlanmaması İŞLEMİNİN İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava, daha önce ölümünün 1683 sayılı Kanunun 45 nci kapsamında vazife malulü olduğu Sandıkça kabul edilen ve aylık bağlanmış olan babasından dolayı aylık bağlanması isteğinin davacının çalışarak hayatını kazanamayacak durumda bulunduğunu belgeleyemediğinden bahisle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.07.1972 tarih ve 1602 sayılı Yasanın 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 sayılı Yasanın değişik 20 nci maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünde askeri hizmete ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere, askeri usul ve yönteme, askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler; idarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gerekler göz önünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Olayda, davacının babasının ölümünün 1683 sayılı Kanunun 45 nci maddesi kapsamında bulunduğu ve bu sebeple sağlığında aylık bağlandığı hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
İncelenen uyuşmazlığa konu edilen dava, 65 yaşını dolduran davacıya, vazife malullüğü Sandıkça kabul edilen şehit babasından dolayı 5434 sayılı Yasanın 74 ve Ek 14 ncü maddelerine göre aylık bağlanıp bağlanmayacağına ilişkin olup; 65 yaşını dolduran yetime ne şekilde aylık bağlanacağına ilişkin olarak işlem tesis edilirken ve yargı yerince bu işlemin yargısal denetimi sırasında askeri kural ve gerekler yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmediğinden, dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkin bir yanının bulunmadığı açıktır. Zira, esasen davacının babasına sağlığında vazife malulü aylığı bağlanmış olup, davanın konusu bu aylığın davacı oğla intikal ve yeniden bağlama şartlarının bulunup bulunmadığını tespitten ibarettir.
Bundan başka, Emekli Sandığınca dul, yetim, emeklilik, vazife malulü aylığı bağlanmama işleminde, AYİM ni görevli kılan husus konusu (aylık bağlamama) değil, kanunen aranan sebeplerden birinin (askeri hizmetten dolayı malul olma) varlığıdır. Yani, AYİM, davalara sebebinin askeri hizmete ilişkin olup olmaması noktasından bakmaktadır ki, muhtaçlık gibi farklı bir sebebin görev bağının kurması mümkün bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, 5434 sayılı Yasanın 74 ncü maddesine göre 65 yaşını doldurmuş oğluna aylık bağlanacak ölmüş Sandık iştirakçisinin asker ya da sivil kişi olması, davaların niteliğini ve o davaların çözümüyle varılacak sonuçları farklı kılmayacaktır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi, aynı konuda genel idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir (UM, 27.05.2002, 2002/12-19 ). Benzer şekilde, asker kişinin malulen emekliliği halinde sakatlık derecesinin ve buna göre emeklilik başlangıç tarihinin düzeltilmesi talebiyle açılan dava üzerine çıkarılan olumsuz görev uyuşmazlığı sonucu, AYİM nin değil, genel idari yargı yerinin görevli olduğunu içtihat etmiştir (UM, 20.05.1996, 1996/27-70) Belirtilen durum karşısında, olayda Anayasanın 157 nci ve 1602 sayılı Yasanın 20 nci maddelerinde öngörülen, idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartları birlikte gerçekleşmediğinden, davanın görüm ve çözümü genel idari yargı yerinin görevine girmektedir. Bu sebeple, sayın çoğunluk görüşüne katılamadım.
Full & Egal Universal Law Academy