(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı vekili 18.06.2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının eşi Uzm.Çvş.
nin iştirakçilikte 5 yılını doldurup 10 yılını doldurmadan 07.07.1996 tarihinde hayatını kaybettiğini eşinin ölüm tarihinde malul ve muhteza olma şartları aranarak dul aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının eşi Ord. Uzman Çvş.
nin görev yapmakta iken 07.07.1996 tarihinde vefat ettiği, 5 yıl 4 ay 23 gün hizmete karşılık çocuklarına yetim aylığı bağlanmadığı, davacı hakkında Konya Numune Hastanesi Sağlık Kurulunun 21.08.2002 tarih ve 1640-13836 sayılı raporu ile çalışarak hayatını kazanamaz. kararı verildiği, T.C. Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca da 07.07.1996 tarihinde çalışarak hayatını kazanmasını engelleyecek derecede bir arızasının bulunmadığından maaş bağlanması talebinin reddine dair karar üzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev, kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir.
Anayasanın 157 nci maddesinde; Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askerî hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askerî memur, astsubay, askerî öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Buna göre, bir davaya Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için; İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş olması ya da uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş bulunması, dava konusu idari işlem veya eylemin askerî hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
İdari işlemin askeri hizmete ilişkin olmasından ne anlaşılmak gerektiği hususunda yasal düzenlemelerde bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yargı alanını düzenleyen metinlerden, özel niteliğe sahip idari işlemlerin bu yüksek mahkemenin yargısal denetimine tabi tutulacağı sonucuna varılmaktadır. İdari hizmetlere nazaran askeri hizmetin değişik karakter ve özellik taşıdığı bilinmektedir. Bu kamu hizmetinin yerine getirilisinde görülen yöntem farklılığı ortadadır. Bunun yanında, hizmetin ifası ile görevli aslı ajanların değişik bir statüye sahip bulundukları da ayrı bir özelliktir.
Kendine özgü bu farklılık, zamanla genel idari yargıdan askeri idari yargının ayrılmasını ve askeri idari uyuşmazlıkların yargısal denetimi bakımından askeri idari yargının kurulmasını gündeme getirmiştir. Nitekim Kanun Koyucu askeri idari yargının kurulmasında kendine özgü ve umumi hukuk kuralları dışında, diğer mesleklerden farklı, hiyerarşik düzene sahip bir kamu hizmeti kolu olan askerlikle ilgili işlem ve eylemlerin yargı denetimini özel ihtisası gerektiren bir kurula bırakmak, gerekçe ve fikrinden hareket etmiştir. O halde yargı yerinin saptanması bakımından idari işlemleri askeri nitelikli idari işlemler ve sırf idari işlemler olarak ikiye ayrılabilir. Birinci kategoriye giren idari işlemlerin hukuki denetimi; askeri idari yargıya, ikinci grubu oluşturanların ise genel idari yargıya ait olması gerekir. Böylece Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemlerden doğan davalardaki görevi, bu mahkemenin kuruluş amacına uygun olarak belirlenecek, askeri özellik taşıyan idari işlemlerin yargı denetimi bu işlemler açısından daha uzman sayılan, askerlik mesleğine ve askeri hizmete daha yakın bir kurulca yapılacaktır.
İdari işlemin yargısal denetiminde, askerlik mesleği ve askeri hizmet gereklerinin yakından bilinmesinin önem taşımadığı hallerde, davadaki hukuki problemin çözümünde olayın askerlik mesleği ile askeri hizmetin özellikleri açısından değerlendirilecek bir yönün bulunmadığı durumlarda işlem askeri makamlarca tesis edilmiş olsa bile, davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde değil, genel idari yargıda çözüme kavuşturulması zorunluluğunun belirmesidir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemlerin yargısal denetiminde görevli sayılmasının ölçüsü işlemi tesis eden makamın askeri makam olması değil (organik ölçüt) işlemin niteliğinin askeri nitelik, yani askeri hizmete ilişkinlik öğesi taşıyıp taşımadığıdır (fonksiyonel ölçüt). İster askeri makamlarca, ister askeri olmayan makamlarca tesis edilsin, bir işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine bir başka deyişle niteliğine bakılacaktır. Tesis edilen idari işlemi bir askeri kişinin askeri yetenek ve yeterlikleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, hak ödev ve sorumlulukları gibi durumları, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerinin özellikleri, askeri kural, gelenek ve gerekleri gözetilerek tesis edilmiş ise askeri hizmete ilişkinliği var sayılabilir (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin 5 Ocak 1988 gün ve E.1986/4, K.1986/1 sayılı kararı).
Bu açıklamalar sonucunda dava konusu uyuşmazlık ele alındığında, davacının ölen eşinin asker kişi olması konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak dava konusu uyuşmazlıkta idari işlemin askeri hizmete ilişkin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira dava konusu uyuşmazlık davacıya dul aylığı bağlanmasına ilişkin davacı hakkında 21.08.2002 tarihli Konya Numune Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık raporuna ve buna bağlı olarak davacıya dul aylığı bağlanmaması istemidir. Davacıya dul aylığı bağlanması için gerekli olan maluliyet derecesinin tespiti ve değerlendirilmesi tamamen tıbbi verilere dayanılarak yapılmaktadır. Yapılan işlem davacının son maluliyet durumunun, sağlık durumunun tespitinden ibarettir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 23.12.1996 tarih 1996/63-108 E.K. sayılı kararında 6 ncı derece vazife aylığı bağlanan ve daha sonra yapılan Sağlık Kurulu denetiminde yedek askerlik görevini yapabileceği yönünde rapor verilmesi üzerine aylığı kesilen davacının işlemin iptali istemi ile açtığı davada uyuşmazlığın niteliğine göre idari yargı yeri görevli görülmüştür.
Dava konusu işlemde askeri hizmete ilişkinlik şartı bulunmadığından davaya Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde bakılmasının mümkün olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözümünün genel idari yargı yerine ait olacağı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle
Davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy