(657 S. K. m. 54, 55, 56, 57, 120)
Davacı, 20.10.2004 tarihinde Antalya 2 nci İdare Mahkemesi, 26.10.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dilekçesinde özetle; Merkez Orduevinde garson olarak 03.09.2002 tarihinde memuriyete başladığını, devlet memurluğu ile bağdaşmayacak herhangi bir davranışta bulunmadığını, İdare Mahkemesi kararı ile göreve başlaması nedeniyle kendisine karşı önyargı oluştuğunu, 657 sayılı Yasanın 120 nci maddesine göre olumsuz sicil aldığı takdirde sicil amirinin değiştirilmesi gerektiğini, görevine son verilme işleminin usul ve yasalara uygun olmadığını iddia ederek dava konusu işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava ve davacının özlük dosyasının incelenmesinden; davacının açılan memurluk sınavını kazanarak Genelkurmay Başkanlığının 14.08.2002 Gün ve PER: 4310-1783-02/MRK-D.Svl.Me.Ş. sayılı atama emri ile Merkez Orduevi Müdürlüğüne garson olarak atamasının yapıldığı, 03.09.2002 tarihinde buradaki görevine başladığı, 14.03.2003 tarihinde içtimada elleri belinde durmak ve ikaza rağmen düzeltmemek suçundan dolayı savunmasının alındığı, savunmasında suçlamayı kabul etmediği, bu eylemi nedeniyle 04.04.2003 tarihinde disiplin amiri P. Yb.
tarafından 657 sayılı DMKnun 125 nci maddesi gereğince Uyarı cezası ile cezalandırıldığı, 17.05.2003 tarihinde izinsiz görev yerini terk etmek suçundan hakkında suç dosyası düzenlenmesi üzerine görevi ihmal suçundan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinde yargılandığı ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinin 02.12.2003 gün ve 2003/379-293 esas ve karar sayılı kararı ile eyleminin disiplin tecavüzü sayılabileceği görevi ihmal suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle beraatına karar verildiği, bir yıllık sürenin dolmasından itibaren 1,2 ve 3 ncü sicil üstleri tarafından 2003 Eylül ayının ilk haftası içerisinde düzenlenen sicil belgesinde, henüz kanaat edinilemediğinin belirtilmesi üzerine adaylık süresinin bir yıl daha uzatıldığı, davacıya 06.12.2003 tarihindeki sosyal faaliyetlerin hazırlanmasındaki gayret ve çalışmasından dolayı Lokanta Amiri P. Yb.
. tarafından takdir belgesi verildiği, 28.05.2004 tarihinde servislerin hazırlanması sırasında temizlik yaparken, temizlik bezine ve bazı metal malzemelere tükürdüğünün tespit edilmesi üzerine savunmasının alındığı, davacının bu suçlamayı da kabul etmediği, bu eylemi nedeniyle, disiplin amiri P. Yb.
tarafından 657 sayılı DMKnun 125 nci maddesi gereğince 1/20 aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı, 13.07.2004 tarihinde kullanılmış bardak ile su servisi yapmak, ikaz üzerine de kırık bardak getirme ve saygısız davranmak suçundan savunmasının alındığı, davacının suçlamayı kabul etmediği, bu eylemi nedeniyle disiplin amiri P. Yb.
.. tarafından 657 sayılı DMKnun 125 nci maddesi gereğince 1/20 aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı, 27.07.2004 tarihinde 1 nci sicil üstü, 28.07.2004 tarihinde 2 nci sicil üstü ve 30.07.2004 tarihinde üçüncü sicil üstü tarafından davacı hakkında olumsuz sicil düzenlenip menfi kanatlar belirtildiği ve bu olumsuz sicile dayanılarak 10.08.2004 tarihinde 657 sayılı DMKnun 57 nci maddesi gereği davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiği, 12.08.2004 tarihinde çıkarma kararının davacıya tebliğ edilerek ilişiğinin kesildiği, bunun üzerine davacının genel idari yargıda dava açtığı 21.09.2004 tarihli görevsizlik kararının 13.10.2004 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 20.10.2004 tarihinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 54 ncü maddesinde, Aday olarak atanmış Devlet Memurunun adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamaz ve bu süre içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz. denilmekte; Adayların yetiştirilmesi başlıklı 55 nci maddesi, Aday olarak atanan memurların önce bütün memurların ortak vasıfları ile ilgili temel eğitime, bilahare sınıfları ile ilgili hazırlayıcı eğitime ve staja tabi tutulmaları ve Devlet Memuru olarak atanabilmeleri için başarılı olmaları şarttır... hükmü yer almakta; Adaylık devresi içinde göreve son verme başlıklı 56 ncı maddesi, Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her birinde başarısız olanlarla, adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir... hükmünü amir bulunmakta; Adaylık süresi sonunda başarısızlık başlıklı 57 nci maddesinde ise, Adaylardan en geç iki yıl içinde Devlet memuru olabilmeleri için olumlu sicil alamayanların sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirinin onayı ile ilişikleri kesilir... denilmektedir.
Yukarıda belirtilen yasal hükümlere göre bir aday memurun, adaylık döneminde ilişiğinin kesilebilmesi ancak şu hallerde mümkündür: -Temel eğitim, hazırlayıcı eğitim veya staj devrelerinin herhangi birinde başarısız olma, -Adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumların tespit edilmesi, -Adaylık süresi içinde göreve devamsızlık halinin saptanması, -Adaylık süresi içinde en geç iki yıl içinde olumlu sicil alınamaması.
Davacının devlet memurluğuna intibak edemediği, sicil amirlerince hemen memuriyetine son verme yerine adaylığının bir yıl daha uzatılması suretiyle davacıya bir şans daha verildiği, ancak davacının disiplinsiz davranışlarına devam ettiği, çalışmalarında gerekli dikkat ve özeni göstermediği, sürekli ikaz ve takiple çalıştığı, bu nedenlerle her üç sicil üstü tarafından da hakkında menfi kanaatler belirtilerek olumsuz sicil düzenlendiği ve bu olumsuz sicil nedeniyle devlet memurluğundan çıkarıldığı, işlemin tüm unsurlarıyla hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı 657 sayılı DMKnun 120 nci maddesi gereği başka bir sicil amiri emrine atanmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de; bu hüküm adaylığı kaldırılmış devlet memurları için düzenlenmiş olup aday memurlar hakkında uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki adaylık süresinin 2 yıldan fazla olamayacağı 54 ncü maddede düzenlenmiş olup 2 yıl olumsuz sicil aldıktan sonra üçüncü yıl başka bir sicil amirinin emrine atanması 54 ncü maddedeki hüküm karşısında hukuken mümkün değildir.
Başsavcılık düşüncesinde 2004 yılı sicilinin zaman itibariyle yetki yönünden sakat olduğunu bu sicilin 30.07.2004 tarihinde değil Eylül ayının ilk yarısında düzenlemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı 2004 yılı için her üç sicil amiriyle 6 aydan fazla birlikte çalışmıştır. Sicil işleminde zaman yönünden yetki unsurunda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Olumsuz sicilin yönetmelikte belirlenen süreden yaklaşık bir ay kadar önce düzenlemiş olması ise şekil unsuru yönünden işlemin esasını etkileyen ağır bir sakatlık olarak görülmemiştir. (Danıştay 5 nci Dairenin 27.11.1985 gün E. 1985/1307, K.1985/2531 sayılı kararı da bu yöndedir.)
Davalı idare cevap lahiyasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacıya verilen disiplin cezalarının nitelik ve nicelik itibariyle, hakkında olumsuz sicil düzenlenmesini gerektirecek ağırlıkta bulunmaması, bunların yanında davacıya başarılı çalışmaları nedeniyle taktir verilmiş olması gözönüne alındığında, davacıya olumsuz sicil düzenlenmesinde, adil bir denge gözetilmediği, takdir yetkisinin ölçüsüz ve orantısız bir şekilde kullanıldığı ve buna dayalı olarak tesis edilen devlet memurluğundan çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğu, işlemin iptali gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılamadım. 02.05.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy