(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (5434 S. K. m. 15, Geç. m. 170)
Davacı 01.10.2004 tarihinde Adana 1 nci İdare Mahkemesi, 11.10.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; 1996 yılında Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinden mezun olmayı müteakiben 1997 yılında teğmen nasbedildiğini, üniversitede geçen öğrencilik süresinin borçlanılması için kesenek karşılığına faiz uygulanması ve borcun defaten ödenmesi işlemin iptalini, öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
AYİM 3 ncü Dairesinin 03.02.2005 gün ve 2004/1580 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
AYİM Genel Sekreterliğinin 03.03.2005 gün ve Gensek: 2004/3359/İd.Ks. sayılı yazısı ile davalı Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması kararının kaldırılması istemi hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın gönderildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir.
Anayasanın belirtilen kuralına paralel düzenleme içeren 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde de; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini yapacağı, aynı madde de bu konunun uygulamasında asker kişiden maksadın Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 21 nci maddesinde 20 nci madde de belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı menfaati ihlal edilenler tarafından açılacak davaların Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde çözümleneceği düzenlemesine yer verilmiş, Kanunun 45/A maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmeyen davaların reddine karar verileceği belirtilmiştir.
Bu hükümler uyarınca Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tespiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir.
Genel görevli idari yargı organı işlevini sürdürürken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması, 1602 sayılı Kuruluş Kanununun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idari ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerin bu alanda uzman bir kurulca denetlenmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri gözönünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikli olduğu kabul edilmelidir. Bu halde işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi halde görevli yargı yerinin genel idari yargı olacağı kuşkusuzdur.
Dava konusunda, davacının muvazzaf subay statüsünde olması nedeniyle ve bu statünün 926 sayılı Personel Kanunu ile öngörülmesi karşısında, 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesi kapsamında asker kişi sayılması gerektiği açık olup; bu nedenle de davada asker kişiyi ilgilendirme koşulunun gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Ancak belirtilen bu koşulun yanı sıra varlığı gerekli bulunan askeri hizmete ilişkinlik unsurunun davada mevcut olduğunu söylemeye imkan görülmemektedir. Gerçekten, dava konusu ihtilaf, davacının yedek subaylık hizmetini müteakiben 1997 yılında teğmen olarak nasbedilmesi üzerine, üniversitede geçen öğrencilik süresinin hizmet borçlanması için kurum karşılığının ödenmemesine ilişkindir. Davalı idare tarafından tesis edilecek işlemde davacının askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri gözönünde tutularak değerlendirilmeyeceği izahtan varestedir. Diğer bir deyişle, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde davacının asker kişiliğinin ve askeri hizmetin değerlendirme ve uygulama yeri bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava konusu işlem AYİMnin görev ve uzmanlık alanı dışında kalmaktadır.
Dairemizin 10.06.2004 tarih ve Esas no.: 2003/825, Karar no.: 2004/1022; 10.06. 2004 tarih Esas no.: 2004/23, Karar no.: 2004/1021; 25.11.2004 tarih ve Esas no.: 2004/687, Karar no.: 2004/1743; 25.02.2004 tarih ve Esas no.: 2003/581, Karar no.: 2004/222 sayılı kararlarında benzer davaların esasına girilerek karar verilmiş ise de; Uyuşmazlık Mahkemesinin 4.12.2001 tarih ve Esas no.: 2001/110, Karar no.:2001/117 sayılı kararında da Anayasa'nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.7.1972 tarih ve 1602 sayılı Yasa'nın 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılı Yasa'nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan, subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
İdari işlemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden askeri hizmete ilişkin olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Eğer idari işlem askeri gereklere askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler: idarenin bir asker kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerinin, tutum ve davranışlarının, askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler gözönünde tutularak değerlendirilmesi sonucunda tesis edilen işlemlerdir. İşlem, askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir. Davacının 1602 sayılı Yasa'nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusu işlemin asker kişiyi ilgilendirdiği tartışmasızdır.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Emekli Keseneğine Esas Tutulacak Aylık, Ücret ve Ödenekler başlıklı 15. maddesinin değişik (e). bendinin üçüncü fıkrası ile aynı Kanun'un Geçici 170. maddesinde, fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subaylığa geçirilenlere yükseköğrenim süresinin fiili hizmetlerinden sayılması nedeniyle yapılacak borçlanmanın usul ve esasları düzenlenmiştir.
Söz konusu düzenlemeye göre yapılacak borçlandırmaya esas alınacak keseneklere faiz uygulanması işlemi tesis edilirken, idarece davacının askeri geçmişinin, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerinin, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler yönlerinden bir değerlendirme yapılması veya bu işlemin yargısal denetimi sırasında da bu hususların dikkate alınması söz konusu olmadığından, ortada askeri hizmete ilişkin bir işlem bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, borçlandırma sırasında keseneklerine faiz tahakkuk ettirilen bir asker kişinin açtığı dava ve bu davanın çözümüyle varılacak sonuç, sivil bir kamu kuruluşunda görevli memur hakkındaki aynı işlemden doğan dava ve onun çözümüyle varılacak sonuçtan farklı değildir.
Belirtilen duruma göre ve olayda Anayasa'nın 157. ve 1602 sayılı Yasa'nın 20. maddelerinde öngörülen asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşulları birlikte gerçekleşmediğinden, davanın görüm ve çözümünde genel idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. gerekçesine yer verildiği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle;
Uyuşmazlığın çözümü idari yargının (genel görevli İdare Mahkemelerinin) görevi içine girdiğinden, DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy