(657 S. K. m. 36) (2709 S. K. m. 2, 10, 36, 55, 152) (926 S. K. m. 137) (1602 S. K. m. 20) (ANY. MAH. 18.03.1981 T. 1981/5 E. 1981/14 K.)
Davacı vekili 01.12.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 4 yıllık yüksek okulu bitirmesini müteakip 926 sayılı TSK Personel Kanunu uyarınca intibak işlemi yapılarak bir derece verildiğini, aynı durumda olan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi bir memura ise, 17.09.2004 tarih ve 5234 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeden sonra her yıla bir kademe olacak şekilde intibak işlemi yapıldığını, 5234 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemenin Türk Silahlı Kuvvetleri personeli aleyhine sonuçlar doğurduğunu, aynı yüksek öğrenimi tamamlayan iki devlet memurunun birisi 657 sayılı Kanuna diğeri 926 sayılı Kanuna tabi olduğu kabul edildiğinde, 657 sayılı Yasaya tabi personel bir derece ve bir kademe yükselirken, 926 sayılı Yasaya tabi personelin sadece bir derece yükseldiğini, bu durumun Anayasanın 2, 10, 36 ve 55 nci maddelerine aykırı olduğunu belirterek 926 sayılı TSK Personel Kanununun 137 nci maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talebiyle dava açmıştır.
AYİM Başkanlığının 15.12.2004 tarih ve Gensek No:2004/3464/İd.Ks. sayılı yazısıyla dilekçede belirtilen hususların idari davaya konu yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek bir karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır. 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde; AYİM Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimi ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar. Ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz. hükmü bulunmaktadır.
Anayasanın 152 nci maddesinin birinci fıkrasında; Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa Anaysa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. hükmü yer almaktadır.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, mahkemeler tarafından, bir kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesinin koşulları; bakılmakta olan bir davanın bulunması, davaya bakanın mahkeme olması, İptali istenen kanun hükmünün davada uygulanacak kural olması, uygulanacak kuralın Anayasaya aykırı görülmesi ya da aykırılığın ciddi olduğu kanısına varılmasıdır.
Davacı 5234 sayılı Yasa ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yapılan yeni düzenlemeden sonra, bu yeni kuralın kendisine de tatbiki için idareye bir müracaatta bulunarak uyuşmazlık yaratmamış olup, ortada dava konusu olabilecek bir idari işlem bulunmamaktadır. Dava konusu olabilecek bir uyuşmazlık ve idari işlem bulunmadığına göre, iptali istenen kanun hükmünün davada uygulanacak kural olduğundan da bahsedilemez. Dava dilekçesi incelendiğinde, herhangi bir iptal istemi bulunmadığı, talebin, sırf 926 sayılı TSK Personel Kanununun 137 nci maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması isteminden ibaret olduğu görülmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, dava konusu olabilecek bir idari işlem bulunmadığından, iptali istenen yasa kuralının davada uygulanması da mümkün değildir. Dolayısıyla davada uygulanacak kural niteliği bulunmayan yasa hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması da hukuken mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi 18.03.1981 gün E.1981/5, K.1981/14 sayılı kararında (RG:17.05.1981/17343), sırf Anayasaya aykırılığın saptanması amacıyla açılan davada, mahkemenin itiraz yoluyla yaptığı başvuruyu, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddetmiştir.
Sonuç itibariyle denetlenebilecek bir idari işlem bulunmadığından DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy