(1086 S. K. m. 187, 194)
Davacı, 18 Mayıs 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; çok başarılı bir meslek safahatı olduğunu, ancak uzman yardımcılığı müracaatının kabul edilmediğini, bu durumun 2002 yılı sicil üstlerinin sübjektif bir değerlendirme ile düşük sicil vermelerinden kaynaklandığını belirterek 2002 yılı sicillerinin ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen uzman yardımcılığı görevine atanmama işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.
Davacıya ait Genel Sekreterliğin 2004/590 no.sına kayıtlı dava dosyasının incelenmesinden; 2001 yılı sicilinin iptalini ve uzman yardımcılığı müracaatının yeniden değerlendirmeye alınmasına karar verilmesi istemiyle dava açtığı, ve 07 Mayıs 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dilekçesi ile ıslah talebinde bulunduğu AYİM Üçüncü Dairesinin 11 Kasım 2004 gün ve Esas No.2004/1416, Karar No.: 2004/1652 sayı ile Davacının özellikle ıslah talebinde bulunduğu 2 nci dilekçesinde 2002 yılı sicilinin yanı sıra 2001 yılı sicilinin de iptali isteminde bulunup bulunmadığının
tam olarak anlaşılamaması, şarta bağlı talepte bulunması, uzman yardımcılığı müracaatının kabul edilmeme işleminin iptalini isteyip istemediğinin anlaşılamaması
nedenleriyle dilekçenin usulüne uygun olmadığı belirtilerek dilekçenin reddine karar verildiği ve söz konusu kararın taraflara tebliğ aşamasında olduğu, 18 Mayıs 2004 tarihinde açılan bu davada da 2002 yılı sicil notunun ve sicil notuna dayanılarak tesis edilen uzman yardımcılığına atandırılmama işleminin iptalini istediği, bir önceki davadaki iptal istemiyle bu davadaki iptal isteminin ayniyet gösterdiği dolayısıyla davacının 2002 yılı sicil notunun ve sicil notuna bağlı olarak tesis edilen uzman yardımcılığına atandırılmama işleminin iptaline yönelik bu davadaki istemin mükerrer bir mahiyet arz ettiği görülmektedir.
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187 ve 194 ncü maddelerinde düzenlenen derdestlik usule ilişkin ilk itirazlar arasında yer almakla beraber, gerek 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu, gerekse 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda bu müessese düzenlenmemiştir. Ancak, derdestlik durumunun idari yargıda bulunmadığını söyleyebilmekte şüphesiz mümkün değildir. Derdestlik iddiasının ayrı mahkemeler arasında, sözgelimi AYİM-İdare Mahkemeleri arasında olabilmesi imkan dahilinde olduğu gibi; aynı mahkemede açılan davalarda da olması mümkündür.
Diğer bir deyişle, derdestlik (ilk) itirazı ya da mahkemece resen tespiti ile, yeni açılmış olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış görülmekte (derdest) olduğu ileri sürülür veya saptanır. Bunun üzerine yeni davanın açıldığı mahkeme, aynı davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış ve görülmekte olduğunu tespit ederse, ikinci davanın açılmamış sayılmasına karar verir.(Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.III., Ankara 1982, sh.3004-3015).u halde bir davanın derdestlik nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için gerekli olan; aynı davanın iki kere açılmış olması, birinci davanın görülmekte (derdest) olması, birinci dava ile ikinci davanın aynı dava olması şartları bu davada tamamen gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Bu dava konusunun Gensek:2004/590 nosuna kayıtlı derdest davadaki iptal istemiyle aynı olduğu anlaşıldığından derdestlik nedeniyle DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy