(1005 S. K. m. 1, 2)
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacının Mart 1974de Ispartadaki acemi birliğine, buradan da Temmuz 1974de ikinci harekata katılmak üzere Kıbrısa gönderildiğini,
,
.,
..,
,
. isimli silah arkadaşları ile birlikte Kıbrısta Askeri İnzibat Trafik Bölüğü personeli olarak Rum esirlerin gözetimini sağladıklarını, 1975 yılı Kasım ayında askerlik ödevini tamamlayarak Kıbrıstan terhis olduğunu, sonraki yıllarda davacının, adı geçen arkadaşlarına şeref aylığı bağlandığını öğrenmesi üzerine 23.03.2004 tarihli dilekçe ile kendisine de Kıbrıs Barış Harekatına katıldığı için şeref aylığı bağlanması talebiyle, Milli Savunma Bakanlığına ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına başvurduğunu, Kıbrıs Barış Harekatına katıldığına ilişkin bir kayda rastlanmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, zira 30 yıl öncesine ait olayla ilgili belgelerin davacıda değil, idarenin elinde bulunması gerektiğini, davacının Kıbrıs Barış Harekatına katılan arkadaşları ile fotoğraflarının bulunduğunu belirterek davacının Kıbrıs gazisi olduğunun kabul edilmemesi ve şeref aylığı bağlanmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, davacının Kıbrıs Barış Harekatına katıldığının kabul edilmemesi işleminin iptalinin yani sıra şeref aylığı bağlanmaması işleminin iptalini de talep etmiş ise de; şeref aylığını bağlayacak makamın T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü olması, su aşamada Emekli Sandığınca tesis edilen bir işlem bulunmaması karşısında davanın konusunun Kıbrıs Barış Harekatına katıldığının kabul edilmemesi işlemi olduğu kabul edilerek hukuksal değerlendirme bu işlemle ilgili olarak yapılacaktır. Konuyla ilgili yasal mevzuat incelendiğinde; 28.08.1991 tarihli 3461 sayılı Kanunla 1005 sayılı Kanunun 2943 sayılı Kanunla değişik 1 nci maddesinde değişiklik yapılarak, Milli Mücadeleye ve Kore Savaşlarına iştirak edenlerle 1974 yılında Temmuz 1 ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrısta fiilen görev alarak katılanlara hayatta bulundukları sürece Vatani Hizmet Tertibinden 1500 gösterge rakamının her yıl Bütçe Kanunu ile tespit edilen memur maaş katsayısı ile çarpılmasından bulunacak miktarda aylık bağlanması öngörülmüştür.
20.02.1968 tarihli 1005 sayılı Kanunun iki maddesinin değiştirilmesi ve Kanuna iki geçici madde eklenmesi amacıyla çıkarılmış olan 2943 sayılı Kanunun gerekçesi incelendiğinde; Korede savaşanlarla, Kıbrısta savaşanlar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi maksadıyla 1974 yılında Temmuz 1 ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrısta fiilen görevli olarak katılan Türk Vatandaşlarına da benzer imkanların sağlanmasının hedeflendiği görülmektedir. 1005 sayılı Kanunu değiştiren 27.04.1976 tarihli 1985 sayılı Kanun, 1950-1953, yılları arasında Korede fiilen savaşa katılanların tümünü kapsamakta olduğuna göre, bu kanundan yaralananlarla, Kıbrısta savaşanları eşit statüye getirmeyi amaçlayan 2943 sayılı Yasadaki 1974 yılında Temmuz 1 ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrısta fiilen görev alarak katılmış olan Türk Vatandaşları ibaresi ile kanun koyucunun 1974 yılında Kıbrısta icra edilen Barış Harekatının birincisine veya ikincisine ya da her ikisine birden fiilen iştirak etmiş olma şartını kastettiği kuskusuzdur. Bunun aksini düşünmek kanunun gerekçesinde belirtilen sosyal amaca ters düşeceği gibi, 1 nci Harekata fiilen katılan ancak, yaralanarak Türkiyeye tahliye edildiği için İkinci Harekata katılmayan veya 1 nci harekatta şehit olan bir personelin yerine 1 nci harekatın sonunda tayin olan ve ikinci harekata katılan bir kişinin de yasanın getirdiği haklardan yararlandırılmaması gibi bir sonuç doğurur ki bu da büyük bir eşitsizliğe neden olur.
3761 sayılı Kanunun getiriliş amacı da aynı olduğuna ve yararlanabilmek için yeni şartlar getirilmediğine göre bu kanundan yararlanmak için Kıbrısta birinci ya da ikinci harekata katılmanın yeterli olacağı açıktır. Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla, Birinci Kıbrıs Barış Harekatının 20-21-22 Temmuz 1974, İkinci Barış Harekatının da 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerinde yapıldığı kabul edilmekte olup 2943 sayılı Kanun ve onu değiştiren 3761 sayılı kanundan yararlanabilmek için bu tarihlerde fiilen Kıbrısta görev almış bulunmak gerekmektedir.
Kıbrıs Barış Harekatının yalnızca Kıbrısa giderek savaşanların mücadelesi ile sinirli kalmadığı, çok sayıda askeri birlik ve kurumun etkinliği ile gerçekleşebildiği, Ülkemizin genel yaşam düzenine de yansıyan pek çok yönünün bulunduğundan kuşku yoktur. Bu yönüyle Kıbrıs Barış Harekatı sırasında birçok askeri birliğin Güney Bölgemizde çeşitli yerlere intikal ettiği ve oralarda üstlendiği, buralara intikal eden birliklerinin eski karargahlarında kalan personelin de mesaisini Kıbrıs Barış Harekatına yönelik olarak harcadığı bir vakıadır. Keza harekatın Türkiyeden yönlendirilmesinin gerektiği Kıbrısa görevli gidiş-dönüşlerin olduğu da bir gerçektir.
Davacının Kıbrıs Barış Harekatına katıldığının kabul edilebilmesi için birinci ve ikinci harekatların yapıldığı tarihlerde fiilen Kıbrısta görev yapmış olması gerekmektedir. Davacının Kıbrısta askerlik yaptığı şüphesizdir. Ancak davacının birinci harekatın yapıldığı 20, 21, 22 Temmuz 1974 tarihlerinde veya ikinci harekatın yapıldığı 14, 15, 16 Ağustos 1974 tarihlerinde Kıbrısta fiilen görev yaptığına ilişkin bir delil, belge bulunmamaktadır. Kara Kuvvetleri Komutanlığında bulunan Kıbrıs Barış Harekatına katılan personele ait OBİM listesinde, K.T.B.K.K.lığına ait bilgisayar kayıtlarında, Osmangazi Askerlik Şube Başkanlığı kayıtlarında davacının adının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacının emsal gösterdiği kişilere aylık bağlanmış olması davacının da mutlaka Kıbrıs Barış Harekatına katıldığı anlamına gelmez. Çünkü adi geçen kişilerin birinci ve ikinci harekatın yapıldığı tarihlerde 2 nci As. İz. ve Trf.Bl.K.lığı emrinde askerlik yapıyor olmalarına karşılık davacının bu birliğe, ikinci harekatın yapıldığı tarihten sonra katılmış olması ve adı geçen askerlerle bir süre aynı birlikte görev yapmış olması kuvvetle muhtemeldir.
Bu durumda kanunun aradığı Kıbrıs Barış Harekatına fiilen katılmak koşulunun gerçekleştiği açık ve net bir biçimde kanıtlanamadığından davacının Kıbrıs gazisi sayılmasına ve Kıbrıs gazilerine tanınan haklardan faydalanmasına olanak bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy