(66 S. K. Ek m. 4)
Davacı dilekçesinde özetle; 1309 doğumlu olan babası
.ın Çanakkale Savaşına katıldıktan sonra askerlik hizmetine devam ettiğini, Kurtuluş savaşının ilk günlerinde de asker olduğunu, 23 Ekim 1919 tarihinde terhis olduğunu, böylece 15.5.1919-23.10.1919 tarihleri arasında Milli Orduda görev yaptığını, 66 sayılı Kanun gereğince babasının İstiklal Madalyasına müstehak olduğunu, babasının sağlığında alçakgönüllülüğü nedeniyle İstiklal Madalyası için müracaat etmediğini, en büyük çocuğu olması nedeniyle babasından dolayı İstiklal Madalyasının kendisine verilmesi gerektiğini, aksi yönde tesis edilen MSB.lığı işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini talebiyle dava açmıştır.
Konu ile ilgili somut norm getiren 29.11.1920 gün ve 66 sayılı Kanunun, 30.05.1926 gün ve 869 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile getirilen Ek 4 ncü maddesinde: 15 Mayıs 1335 tarihinden İzmirin tarihi istirdadı olan 9 Eylül 1338 tarihine kadar milli orduda vazife almış berri, bahri, havai ve jandarma erkan, ümera ve zabitaniyle mensubin ve memurin ve efradı askeriyeden elyevm müstahdem bulunan veyahut tekaüt istifa veya terhis suretiyle ordudan infikak etmiş olanlardan şimdiye kadar İstiklal madalyası almamış bulunanlara ve şehadet veya vefat suretiyle üful eylemiş bulunanların ailelerine kırmızı şeritli İstiklal madalyası verilir. İstiklali Milli uğrunda fedayı hayat eden şehitlerin büyük oğluna, yoksa büyük kızına, yoksa pederine, o da yoksa validesine, o da yoksa zevcesine verilir. hükmü mevcuttur.
Dava dosyasına dahil edilen vukuatlı nüfus kayıt örneğinden, Rasim ile Saadet oğlu 1309 Hayrabolu doğumlu
.ın davacı
.nin babası olduğu, davacının Kanuna göre büyük erkek oğuldan sonraki hayatta kalan en büyük kız evlat olduğu, konunun bu yönünde herhangi bir sorun olmadığı görülmüştür.
Konunun diğer ve en önemli yönü ise müteveffa
..ın yukarıda zikredilen Kanun metninde getirilen koşullara sahip olup olmadığıdır.
Dosyada bulunan künye kayıt belgesinden, davacının babası İbrahimin, 21 Teşrini Evvel 1330 ile 23 Teşrini Evvel 1335 tarihleri arasında, 7 nci Kolordu evrak kaleminde yazıcı olarak askerlik hizmetini tamamlayarak bu tarihte terhis edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen Kanun metnine göre İstiklal Savaşı madalyası alabilmek için 15 Mayıs 1335 ile 09 Eylül 1338 tarihleri arasında Milli Orduda görev yapmış olmak gerekmektedir. Davacının bu sürenin başlangıç tarihinden kısa bir süre sonrasına kadar (23 Ekim 1335 tarihine kadar) askerde olduğu hususu sabittir. Ancak bu askerliğin Milli Orduda yapıldığı yolunda herhangi bir kanıt yoktur. Zira konu ile ilgili, Gn.kur.Bşk.lığının 8 Mayıs 1972 gün ve HRP.T.: 4060-269-72 Dök.Arş. sayılı, 4 Nisan 1973 gün ve HRP.T.:1611-31-73 sayılı, 5 Kasım 1982 gün ve ATESE:4060-25-82-(3169) sayılı, 20 Kasım 1969 gün ve HRP.T.:4060-372-69 sayılı MSB.lığının 30 Temmuz 2004 gün ve MİY:4063-251-04(1160) sayılı yazı ve raporlarından; İstiklal Harbi içinde, milli hükümetçe 1297-1317 doğumlu eratın savaş sonuna kadar terhis edilmediği, 1309, 1310 ve 1311 doğumlu eratın, İstanbul Hükümetince terhis edildiği, daha sonra 4 ve 5 nci Kolordularca, 13 Ağustos 1336da, 10 ve 11 nci Kolordularca 24 Ocak 1337de Trabzon, Erzincan, Gümüşhane bölgesinde bulunan terhis edilmiş eratın 28 Ekim 1336 da tekrar göreve çağırdıkları, 1309 doğumlu eratın 24.04.1339da süresiz izinli sayılarak terhis edildiği belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen bilgi ve belgelerden elde edilen sonuç şudur; 1309, 1310 ve 1311 doğumlu erattan İstiklal Savaşına katılmış olanlar 24.04.1339 tarihine kadar terhis edilmemiştir. Bu doğumlular için yapılan terhisler İstanbul Hükümetince yapılmıştır. Bunlardan (İstanbul Hükümetince terhis edilenlerden) bir kısmı da daha sonra Milli Ordunun çeşitli birimlerince silah altına alınmışlardır. Bu ölçütlere göre Milli mücadelenin başlamasını takiben 5 nci ayda İstanbul Hükümetince terhis edilen (çünkü Milli Orduca, Milli mücadelenin sonuna kadar terhis yoktur) ve Milli mücadele süresince silah altına alınmayan davacının babası müteveffanın Kanunda getirilen koşulları taşıyan kimse olmadığı sonuç kanısına varılmakla davanın reddi yönünde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy