(5434 S. K. m. 44, 45, 64, 72) (2709 S. K. m. 92)
Davacılar vekili 04.10.2004 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğulları
.nun askerlik görevini yapmakta iken içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu şehit olduğunu, ölüm olayının 5434 sayılı Kanunun 64/d maddesi kapsamında değerlendirilerek, müvekkillerine harp malullülüğü aylığı bağlanması gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek, müvekkillerine ödenmeyen tüm maddi hakların yasal faizi ile birlikte verilmesi talebinde bulunmuştur.
Dava ve emeklilik sicil dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacılar yakını
nun Hakkari Dağ ve Kom.Tug.Ds.Kt.Ulş.Oto.Tk.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken rahatsızlanması sonucu Hakkari 30 Ytk. Seyyar Cerrahi Hastahanesinden 26.09.2003 günü almış olduğu sevk yazısı gereği 29.09.2003 günü Van 100 Ytk. Askeri Hastahanesine sevk edildiği ve burada yapılan tetkik ve muayene sonrası Diyarbakır Askeri Hastahanesine sevk edildiği, Van Askeri Hastahanesi tarafından
..nun planlı kurye helikopteri ile Diyarbakıra sevkinin yapılmasının planlandığı ve 01.10.2003 tarihli kurye helikopter manifestosuna
.nun kaydının yapıldığı ve 01.10.2003 günü kurye helikopterin Vandan Hakkari istikametine hareket edildiği, Başyurt Kışlası helikopter pistine inişi esnasında düştüğü ve
.nun yaralı olarak kurtarılmasına ve sonradan yapılan tedavilere rağmen 05.10.2003 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 45 nci maddesi, 44 ncü maddede yazılı malûllük; -a) iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa, -b)Vazifeleri dışında Kurumların verdiği herhangi bir Kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa, -c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla), -ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ilari gelen kazadan doğmuş olursa, buna (Vazife Malûllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife Malûlü) denir. hükmünü amir olup, bu hüküm ile, iştirakçilerin vazifelerinin sebep ve tesiri ile malûl olmaları halinde haklarında vazife mallüğü uygulanacağı belirlenmiştir.
Aynı Kanunun 64.maddesi; Vazife malûllüklerinden bu malullüklere; a) Harpte fiilen ateş altında, -b) Harpte, harp bölgelerindeki hareket ve hizmetleri sırasında, bu hareket ve hizmetlerinin sebep ve etkileriyle, c) Harpte ve harbe hazırlık devresinde her çeşit düşman silahlarının etkisiyle, ç) Askeri harekatı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında, bu hareketlerin sebep ve etkisiyle, d)Barışta ve olağanüstü hallerde, emir veya görev ile uçuş yapan uçuculara hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak uçakta bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebepleriyle ve yine emir ve görev ile dalış yapan dalgıçlarla, hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan Denizaltıcılığı veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve tesirleriyle, e) Anayasanın 92. maddesi veya Türkiyenin taraf olduğu uluslararası andlaşmalar uyarınca yabancı ülkelere Türk Silahlı Kuvvetleri gönderilmesini gerektiren durumlarda birliklerin bulundukları yerlerden hareketlerinden itibaren yurt içinde, yurt dışında yabancı ülkelere veya yurda dönüş sırasında, uğramış olan muvazzaf ve yedek subay, astsubay, uzman, jandarma, çavuş, uzman çavuş, erbaş ve erler (gönüllü erler dahil) ile Türk Silahlı Kuvvetlerince görevlendirilen sivil iştirakçilere ve T.C.Emekli Sandığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna, Bağ-Kur'a ve çeşitli Sandıklara tabi olmayan sivil görevlilere de ayrıca Harp Malûlü) denir.... hükmünü amirdir.
5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin son fıkrası Bu Kanunun 64. maddesinin (a, b, c, ç, d ve e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı veya 03.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Kanun ile bu Kanuna ek 18.12.1981 tarihli ve 2566 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerle bunlardan aylık almakta iken ölenlerin baba veya analarına Ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Babaya bağlanan aylık, dul ve yetimlerin bulunması hali de dahil ana ve babaya eşit olarak paylaştırılarak ödenir. Dul ve yetimlerle beraber baba ve anaya aylık bağlanması halinde, eş ve çocukların aylıkları baba veya ananın bulunmadığı durumlarda bağlanacak aylıktan az olamaz. 03.11.1980 tarih ve 2330 sayılı Kanun ile bu Kanuna ek 18.12.1981 tarihli ve 2566 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle bağlanan aylıklar Bakanlar Kurulu Kararıyla iki katma kadar çıkartılabilir. Ödenecek aylığın Bakanlar Kurulunca arttırılması halinde, bağlanan aylıkta meydana gelecek farklar ile dul ve yetimlere beraber aylık bağlanması halinde, baba ve anaya bağlanan aylıklar da Sosyal Güvenlik Kurumlarınca Hazineden tahsil edilir. hükmünü amirdir.
Davanın çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle davacılar yakını
.nun vefatının 5434 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gereklidir. Bu bağlamda davacının rahatsızlığı nedeniyle önce Van Asker Hastahanesine sevk edildiği, buradan da Diyarbakır Asker Hastahanesine sevk edildiği ve Van Asker Hastahanesi yetkililerince yapılan planlama doğrultusunda
..nun kurye helikopteri ile Diyarbakıra sevkinin yapılmasının kararlaştırıldığı ve
..nun helikopter ile sevki sonrasında helikopterin düşmesi sebebiyle vefat ettiği açıktır. Ancak 5434 sayılı Kanunun 64/d maddesinde
.. hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak uçakta bulunanlardan
ifadesi ile yalnızca emirle uçakta bulunmanın harp malulü sayılma için yeterli olmadığı, aynı zamanda görevli olarak uçakta (veya helikopterde) bulunmak gerektiği koşuluna yer verildiği anlaşılmaktadır. Davacıların oğlunun ise kurye helikopterine verilen emir doğrultusunda bindiğinde tereddüt olmamasına rağmen, görevli olmadığı, zira rahatsızlığı nedeniyle tedavi göreceği hastahaneye gitmek üzere bindiği, bu durumda müteveffa
ya verilmiş bir görevin söz konusu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy