(2330 S. K. m. 2)
Davacı vekili, 11 Temmuz 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin
. nci Mknz. P.Tug
. nci Mknz. P.Tb.K.lığı emrinde askerlik görevini yaparken Kasım 1997 tarihinde Van ili Çatak ilçesi Narlı Köyü yakınlarında terörle mücadele operasyonu ile görevli olduğu sırada ayağının takılması sonucu yere düştüğünü, yere düşme sonucu ayağının kırıldığını, GATA Sağlık Kurulu raporunda müvekkili hakkında sağ tibia malleol kırık ameliyatlısı tanısı ile yaralanmadan dolayı 15 gün iş ve gücünden kaldığının belirtildiğini, müvekkilinin görevinin sebep ve tesiri ile yaralandığını bu nedenle müvekkiline nakdi tazminat ödenmesi gerekirken K.K.K.lığı tarafından hiçbir kayıt ve bilgi bulunmadığı gerekçesiyle müvekkilinin bu yöndeki talebinin reddedildiğini belirterek müvekkiline nakdi tazminat ödenmemesi işleminin iptali istemiyle dava açmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde;
. nci Mknz. P. Tug.
nci Mknz. P. Tb. Kh.Bl.K.lığı emrinde askerlik görevini yapan davacı hakkında GATA K.lığının 30.10.2002 tarih ve 12706 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Eski Sağ Ayak Bileği Medial Malleol Kırık Ameliyatlısı tanısıyla A/59 F1 Askerliğe Elverişlidir. Mevcut Yaralanmadan Dolayı 15 (Onbeş) Gün İş ve Gücünden Kalmıştır. Kararı verildiği, davacının 31 Ekim 2002 tarihli dilekçe ile nakdi tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, bu başvuruya K.K.K. lığının 27 Mayıs 2003 tarih ve PER:5633-872-03/ Per.Isl.D.Sht.Gazi Isl.S.Nak.Taz.Ks.(RED) (235676) sayılı yazısıyla olumsuz cevap verildiği, bunun üzerine davacının vekilleri aracılığıyla nakdi tazminat ödenmemesi işleminin iptali istemiyle AYİM de dava açtığı anlaşılmaktadır. Nakdi Tazminatın ödenme usul ve esasları, 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.
Davacının nakdi tazminata müstahak olduğunun, görev emri, olay tutanağı, ayrıntılı kaza ya da idari tahkikat raporu ve sağlık raporu ile açıklığa kavuşmuş olması gerekmektedir. Süloğlu/Edirne
. nci Mknz. P. Tug. K.lığının 21 Ocak 2003 tarihli yazısında; davacının, belirtilen tarihlerde ayağının burkulması ile ilgili olarak hiçbir evraka rastlanmadığı bildirilmiştir. Yaralanmaya konu teşkil eden olaya ilişkin hiçbir belgenin bulunmaması, böyle bir olayın olmadığını göstermektedir. Sağlık Kurulu raporu, tek başına yaralanma olayının iç güvenliğin sağlanması ve asayişin korunmasına yönelik bir görevin sebep ve tesiri ile olduğunu göstermemektedir.
Nakdi tazminat işlemlerinde, sadece, olayla ilgili olarak ilgilinin askerliğini yaptığı sırada amiri, komutanı veya kıta amiri sıfatına haiz kişilerin ifadeleri, diğer belgelerle birlikte nakdi tazminat ödenebilmesi açısından değerlendirilebilmektedir. Dava dilekçesinde olayı doğrulayan ifadeler bulunduğunu belirtmişse de, davacının arkadaşı bir erin mahalle muhtarı onaylı beyanlarına nakdi tazminat işlemleri açısından itibar edilemeyeceği değerlendirilmektedir.
İdare hukukunda bütün işlemler şekle tabidir. Medeni hukukta şekil, tamamıyla istisnai ve arızi bir unsur olmasına karşılık, idare hukukunda devletin fonksiyonlarına, devlet ve kamunun menfaatlerine uygunluğu temin edecek en önemli vasıtadır. Aynı zamanda idare edilenler için de bir garantidir. İdarelerin işlemlerinde yazılı şekil esastır. Kanunun açık bir hükmü olmadıkça sözlü irade beyanları ile hukuki işlem tamamlanamayacağı kıymetlendirilmektedir.
Olayla ilgili olarak herhangi bir kayıt bulunmaması nedeniyle davacıya, nakdi tazminat ödenmemesi işleminin hukuka uyarlı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE
KARŞI OY GEREKÇESİ
GATA Sağlık Kurulunun 30.10.2002 tarih ve 12706 sayılı raporun bulgular bölümünde Kasım 1997 tarihinde askerde iken düşme sonucu sağ ayak bileğinden kırık geçirdiği yönünde açıklama bulunduğu, dosyada başka herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacı hakkında bundan önce ve ilk kez düzenlenen Van Askeri Hastanesince düzenlenen ilk hava değişimi raporunun dosyaya idhal edilerek bir sonuca varılmasının gerektiğini düşündüğümden, bu raporun celbini gerek görmeyen çoğunluğun bu yönde ara kararı alınmamasına ilişkin görüşüne usul bakımından iştirak etmem mümkün olmamıştır.
Davalı idare her ne kadar davacının düşme sonucu ayağının kırılmasına ilişkin bilgi ve belge bulunmamasının, sakatlığın iç güvenliğin sağlanması ve asayişin korunmasına yönelik bir görevin sebep ve tesiri ile olduğunu gösteremeyeceğini belirtmiş ise de; Başsavcılık düşüncesinde de isabetle açıklandığı gibi, olayla ilgili bilgi ve belgelerin düzenlenmesi ve muhafazası idarenin yükümlülüğünde bulunduğu, bu yükümlülüğün davacı üzerine bırakılamayacağı, ayrıca mevcut sağlık kurulu raporunda belirtilen olayın tanık ifadeleri ile desteklenmesi karşısında, 2330 sayılı kanun kapsamında asayişe ilişkin pusu operasyonuna giderken sakatlanan davacıya nakdi tazminat ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğu kanaatine ulaştığımdan aksi yönde oluşan sayın heyetin görüşüne katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy