(2709 S. K. m. 128)
Davacı 22 Mayıs 2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; hakkındaki beraat kararındaki hazine zararına ilişkin kayıt gerekçe gösterilerek Aşkale Mal Müdürlüğünün 08.04.2003 gün ve 2300/195 sayılı yazısı ile aylığından kesinti yapılmasının istendiğini, oysa Mal Müdürlüğünün söz konusu hazine zararını doğrudan talep ve aylıktan kestirme yetkisinin bulunmadığını, Jandarma Saymanlık Müdürlüğünün 29.04.2003 gün ve 320 sayılı yazısı ile de aynı talebin tekrarlandığını, bu işlemlerin ve bunlara dayanılarak kesinti yapılmasının yasal dayanağının olmadığının belirtilerek işlemlerin iptaline ve yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacının yürütmenin durdurulması talebi AYİM 2 nci Dairesinin 18 Haziran 2003 gün ve 2003/620 sayılı kararı ile kabul edilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacı hakkında ordu malının eksilmesine sebebiyet vermek suretiyle memuriyet görevini ihmal suçundan dolayı yapılan yargılama sonunda 9 ncu Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 03.12.2002 tarih ve 2002/289-675 sayılı ilamı ile beraatına ve hazine zararının takip ve tahsili için ilgili evrakın Aşkale Mal Müdürlüğüne bildirilmesine karar verildiği, kesinleşen bu karar üzerine evrakı alan Aşkale Mal Müdürlüğünün 08.04.2003 tarih ve 195 sayılı yazısına atfen Jandarma Saymanlık Müdürlüğünün 29.04.2003 tarih ve 320 sayılı yazısı ile, Kara Kuvvetleri 1 Nolu Dikimevi Müdürlüğünden Mayıs 2003 tarihinden itibaren gerekli kesintinin yapılmasının talep edildiği, ayrıca Aşkale Mal Müdürlüğünün 20.03.2003 tarih ve 272 sayılı yazısı ile davacıya ilişkin ödeme emrinin tebliğinin istendiği, başlanan kesintiye AYİM 2 nci Dairesinin 18.06.2003 gün ve 2003/620 sayılı yürütmenin durdurulması kararı üzerine son verildiği görülmektedir.
Maliye Bakanlığının da hasım mevkiine dahil edilmesi istenmiş ise de, davalı idarenin Aşkale Mal Müdürlüğünün, 08.04.2003 tarihli yazı ve 20.05.2003 tarihli ödeme emrini davacıya ödenmekle yetinmesi ve resen kesinti yoluna başvurmaması gerektiği değerlendirildiğinden, davanın doğrudan aylıktan kesinti yapılmasını önlemeye yönelik olarak ikame olunduğu da dikkate alınarak, husumetin Maliye Bakanlığına da yöneltilmesi görüşüne itibar edilmemiştir.
Anayasanın 128/2 nci maddesinde; Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir hükmü yazılıdır. Madde, memur ve kamu görevlilerinin sayılan hususlarda yasal güvenceye tabi olacakları esasını getirmiştir. Aylık, ödenek ve diğer özlük haklarında sağlanan güvence, bunların kanunlarla düzenlenmesi yanında, bu gibi akçalı işlerden hangi kesintiler yapılabileceğinin yine kanunlarda gösterilmesini de kapsar. Özlük işlerinin miktarları ile niteliklerinin yasal düzenlemelerde yer alması başlı başına amaçlanan güvenceyi sağlayamaz. Özlük Haklarından hangi kesintiler yapılacağının yasal düzenlemelerde öngörülmemesi, müdahaleye açık olduğu, şu ya da bu gerekçelerle kesintiler yapılabileceği olasılığını gündeme getirebilecektir ki, bu anayasal yönden sağlanmak istenen güvencenin güvencesizliğe dönüşmesi sonucunu doğurabilecektir. O halde aylık ve ödenekler ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğine yönelik Anayasanın 128/2 nci maddesinde öngörülen kural aynı zamanda özlük haklarında yapılacak kesintilerin kanuniliği ilkesini de beraberinde getirmiştir denilebilir. Bu, kamu görevlisine sağlanmak istenen güvencenin doğal sonucudur. Nitekim 193 Sayılı Gelirler Vergisi Kanunu, 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu, 205 Sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu gibi yasal düzenlemeler bu alanda memur ve kamu görevlilerinin akçalı işlerinde yapılabilecek kesintilere gösterilebilecek yasal somut kaynakçalardır.
Bunun yanında aylık ve diğer özlük haklarından kesinti yapılmasının bir diğer kaynağı kesinleşmiş yargı kararlarıdır. Kesinleşmiş yargı kararlarının infazı amacıyla kamu görevlisinin aylık ve özlük haklarına başvurulması söz konusu olabilecektir. Başka bir anlatımla açık bir yasa hükmü bulunmadığı veya kesin mahkeme kararı olmadığı hallerde memur aylığından kesinti yapılması imkansızdır.
4353 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hazine zararından dolayı kişisel takibat yapılabilmesi için borçlunun ödemeye rıza göstermesi, muhatabın borcu kabul etmemesi halinde de hukuk mahkemelerine müracaatla borçlu aleyhine bir ilam tesisi cihetine gidilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca, bir kanun hükmü veya mahkeme kararı bulunmaksızın Aşkale Mal Müdürlüğünün 08.04.2003 tarihli yazısı ve 20.05.2003 tarihli idame emri üzerine doğrudan ve resen aylıktan kesinti yoluna başvurulması şeklindeki işlem hukuka aykırı bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının aylığından resen kesinti yapılması işleminin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy