(1602 S. K. m. 20) (1402 S. K. m. 2) (3466 S. K. m. 13, 15, 16) (3269 S. K. m. 12, 16) (926 S. K. m. 50)
Davacı 12.06.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; yabancı uyruklu bir kadın ile evlendiği için 08.08.1996 tarihinde istifa etmiş sayıldığını, o tarihte yürürlükte bulunan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 9-r maddesi uyarınca 5 yıllık silah taşıma ruhsatı aldığını, taşıma ruhsatı süresinin 30.06.2003 tarihinde dolması nedeniyle yaptığı müracaata Jandarma Genel Komutanlığı tarafından mecburi hizmetini tamamlamadan istifa etmiş sayılması nedeniyle olumsuz cevap verildiğini, kendisinin durumunda değişikliği olmadığını, kazanılmış hakkı bulunduğunu, Silahlı Kuvvetler mensubu olmayan kamu görevlilerine sadece asli memur statüsünü kazanma ile ve sözleşmeli uzman erbaşlara da 10 yıl çalışmış olma koşuluyla silah taşıma ruhsatı verilirken kendisine verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek silah ruhsatının yenilenmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 1984-75 sicil sayılı J. Plt. Yzb. olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli iken Genelkurmay Başkanlığının izni olmadan yabancı uyruklu kadın ile evlenmesi üzerine 5434 Sayılı Kanunun 87/b ve 926 sayılı Kanunun 112 nci maddeleri uyarınca istifa etmiş sayılarak 09.08.1996 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği, davacının müstafi subay olarak müracaatı sonucunda İzmir Valiliği tarafından L 79150 Z seri no.lu 9 mm. Beratta marka silahı için taşıma ruhsatı verildiği, ruhsatın 30.06.2003 tarihine kadar geçerli olması nedeniyle, davacının 18.03.2003 tarihli dilekçe ile Jandarma Genel Komutanlığına müracaat ederek silah taşıma ruhsatının yenilenmesini talep ettiği, Jandarma Genel Komutanlığının 06.05.2003 tarihli cevabi yazı ile davacının talebini reddetmesi üzerine davacının süresinde dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davanın esasına girilmeden önce mahkeme heyeti tarafından dava konusunda Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olup olmadığı değerlendirilmiştir. Zira görev kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması gerekmektedir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
Davacının müstafi subay olarak 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesi kapsamında asker kişi olduğunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Silah ruhsatının yenilenmemesi işleminin askeri hizmete ilişkin olup olmadığı irdelendiğinde; davacı hakkında olumsuz işlem tesisinde temel alınan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 9/r maddesinde diğer bir kısım kamu görevlileri ile birlikte müstafi subay ve astsubaylara silah taşıma ruhsatı verileceği hükmü mevcut iken 06.12.2000 tarihinde anılan Yönetmeliğin 9/r maddesinden askeri personelin çıkarıldığı, aynı Yönetmeliğin 11 nci maddesinde de Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmış personele silah ruhsatı verilmesi yetkisinin bağlı bulunulan Kuvvet Komutanlıklarına, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına tanındığı, bu düzenleme şekli itibariyle işlemin askeri hizmete ilişkin olma unsurunun da bulunması nedeniyle dava konusunun AYİM nin görevinde olduğu kanaatine varılmış, Üye Hak. Kd. Alb. Ömer Faruk ÖZEROĞLU bu görüşe katılmamıştır.
Davacının silah taşıma ruhsatının yenilenmesi için başvuruda bulunduğu 18.03.2003 tarihinde yürürlükte olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 11 nci maddesinin 1 nci fıkrasına göre: Mahkeme kararı ile veya haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden tard veya ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin (c) bendi, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 15 nci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebi ile ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere, emekli Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifade etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteği ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan uzman erbaşlara silah taşıma ve bulundurma izni, bağlı bulundukları Kuvvet Komutanlıklarınca, jandarma personeli için Jandarma Genel Komutanlığınca, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli için Sahil Güvenlik Komutanlığınca verilir. hükmünü içermektedir.
Bu hükme göre silah taşıma ruhsatı Silahlı Kuvvetlerde 15 yıl mecburi hizmetini doldurarak istifa etmek suretiyle ayrılanlara verilebilir iken, 15 yıl mecburi hizmetini doldurmadan istifa etmiş sayılmak suretiyle ayrılanlara silah taşıma ruhsatı verilmemektedir. Bu hüküm karşısında davacının silah taşıma ruhsatının yenilenmesi talebinin reddedilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 06 Aralık 2000 tarihinde yapılan değişiklikten önceki 9/r maddesi hükmüne uygun olarak silah taşıma ruhsatı alan davacının Yönetmeliğin yeni hükümleri gereğince silah taşıma ruhsatı alamamasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığı gibi kazanılmış haklara da riayet edildiği görülmektedir. Zira Yönetmelik değişikliği 06.12.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen davacının 1998 yılında aldığı silah taşıma ruhsatı iptal edilmemiş, bu ruhsat beş yıllık geçerlilik süresinin sonuna kadar geçerli olarak davacı tarafından kullanılmıştır. Düzenleyici işlem olan Yönetmelikte yapılan değişiklik ile silah taşıma ruhsatı alabilmenin koşullarının değiştirilmesi önceki verilen ruhsatların süreleri içinde geçerliliğini etkilememiş ancak geleceğe yönelik olarak koşullarda değişiklik yapmıştır. Davacı bu yeni koşulları taşımadığı için kendisine silah taşıma ruhsatı verilmemiştir. Silah taşıma ruhsatı 5 yıllık periyotlar dahilinde verildiğinden bu süreyi aşacak şekilde kazanılmış haktan bahsetmek mümkün görülmemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,............ 26.02.2004 tarihinde görev yönünden Üye Hâk. Kd. Alb. Ö. Faruk ÖZEROĞLUnun karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile, esastan OYBİRLİĞİ ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiştir. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 25.12.1981 günlü ve 2586 sayılı Kanunda değişik 20 nci maddesinde de aynı hüküm yer almıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş bulunması gereklidir.
1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Yabancı kadınla evlenmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa etmiş sayılan davacının asker kişi olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
İşlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine, niteliğine bakılmalıdır. Şayet işlemin askeri açıdan değerlendirilebilecek ağırlıklı bir yönü varsa bu işlem askeri hizmete ilişkin bir işlem olarak kabul edilmelidir.
Davacı mecburi hizmetini tamamlamadan istifa etmiş sayılan subay statüsünde olduğundan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 9/r maddesine göre 1998 yılında silah taşıma ruhsatı almış iken, Yönetmeliğin 9/r maddesinde 06.12.2000 tarihinde yapılan değişiklik sonrasında davalı idare tarafından silah taşıma ruhsatı yenilenmemiştir. Davacının iptalini talep ettiği işlemlerin mesnedi olan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik yalnızca Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan asker kişileri değil, diğer kamu görevlilerinin durumunu da düzenlemektedir. Çözümlenecek olan uyuşmazlığın silah bulundurma veya taşıma ruhsatı iptal edilen diğer devlet kuruluşlarında görevli veya emekli sivil kişilerin aynı yöndeki isteğinden ve onun çözümü ile varılacak sonuçtan farklı değildir.
Bir başka anlatımla işlemler hukuki sonuçları itibariyle ilgilinin asker ya da sivil kişi olmasına göre değişen bir nitelik taşımamaktadır. Bu nedenle dava konusu silah ruhsatı verme veya yenileme idari işleminde askeri hizmete ilişkinlik koşulu gerçekleşmediğinden davanın görüm ve çözümünün genel idari yargının görevine girdiği kanaati ile çoğunluk görüşüne katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy