(211 S. K. m. 13, 24) (1632 S. K. m. 119) (818 S. K. m. 43)
Davacı 02.06.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; İstihbarat Daire Başkanlığının Sekreter Vekilliğini yapan Per.Bnb
.. tarafından İstihbarat Daire Başkanlığına gönderilen 2 Mayıs 2003 tarihli yazıda, 1 Mayıs 2003 tarihinde tuttuğu Emniyet Kontrol Nöbetçi Subaylığı ile ilgili bir uygulamadan dolayı, MY 75-1(A) Silahlı Kuvvetler Karargah Hizmetleri Yönergesi gereğince şahıslarla ilgili yazışmaların Kişiye Özel olarak yapılacağı bildirilmesine rağmen, söz konusu yazının Hizmete Özel olarak yazıldığını, Kd. Bnb. olduğunu bildiği halde Hv.Bnb. ifadesini kullanarak, kendisinden Kıdemli ve Üst konumunda bir subayın kıdemine saygı duymadığını, yazıda genel konu kapsamında İstihbarat Başkanlığı bağlısı diğer Başkanlık ve Şubelerine yönelik herhangi bir ifade ve emir olmamasına karşılık, Bilgi olarak dağıtımının yapılarak kendisinden kıdemli bir subayı, İç Hizmet Kanununda belirtilen Üstün Hukukuna Saygı ifadesine aykırı bir şekilde afişe ederek gurur ve haysiyetini rencide ettiğini, icra edilmiş olan Emniyet Kontrol Nöbetçi Subaylığı hizmeti esnasında şayet yanlış bir uygulama var ise söz konusu yanlış uygulamanın emir komuta zinciri dahilinde olmayan yazı ile İstihbarat Daire Başkanlığına askeri disipline uymayan şekilde gönderildiğini, söz konusu yazının Bilgi olarak dağıtımı yapılan birimlerde imza karşılığı personele tebliğ edilip idari şube müdürlüklerinde dosyalandığını bu uygulamadan dolayı üzüntü duyduğunu, duyduğu üzüntünün manevi olarak İstihbarat Başkanlığında görev yapan mesai arkadaşları ile olan ilişkilerini ve çalışma hırsı ile sevkini olumsuz yönde etkilediğini belirterek 5.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı 1 nci TİŞ Şube Müdürlüğü emrinde görevli bulunduğu, Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanlığı Sekreteri Tnk. Kd. Alb.
.ın atanması nedeniyle Gnkur. İsth. Bşk.lığı sekreterlik görevini 26 Eylül 2002 tarihinden itibaren Sek. İd. İşl. Sb. Per. Bnb.
(1987-25) tarafından yürütülmesi hususunda görevlendirme yapıldığı, Per. Bnb.
..nın 26 Eylül 2002 - 26 Mayıs 2003 tarihleri arasında istihbarat Başkanlığı Sekreter Vekili olarak görev yaptığı, davacının 01 Mayıs 2003 tarihinde emniyet kontrol nöbetçi subayı olduğu, nöbet mahallinden erken ayrılmak maksadı ile çalışma odalarının kontrolünü zamanından önce yaptığı, daha önceden yayınlanmış olan emirler uyarınca son kontrolün
da yapılması gerekirken, saat
.. da Hava Kuvvetleri Komutanlığı önünden kalkan servisle evine gitmek gerekçesi ile odaların son kontrolünü saat
.. civarında yaptığı, sekreter vekili Per. Bnb.
nın davacıya ikinci kontrolü niçin erken yapıyorsunuz dediği, davacının 5-10 dakikanın hesabının yapılmasının yanlış olduğunu belirttiği, davacının 14 Nisan 2003 tarihindeki nöbeti esnasında, çalışma odalarının son kontrolünü zamanından önce bitirmesi nedeni ile yaptığı uygulamanın yanlış olduğunun davacıya belirtilmiş olduğu, davacının nöbet esnasında hatalı uygulamasının İstihbarat Başkanına (Korgeneral) iletildiği, İstihbarat Başkanının emri ile dava konusu edilen 02 Mayıs 2003 tarihli yazının İsth. Bşk. Sek. Vek.Per.Bnb.
.. tarafından imzalanarak İstihbarat Daire Başkanlığına gereği için, İKK ve Güv. D. Bşk.lığına, İsth. Pl. ve Koor. D. Bşk.lığına , As. Atş. ler D. Bşk.lığına, İsth. Anlz. Mrk. A.liğine ve İsth. OBS Glş. ve Ds. Ş. Md. lüğüne bilgi için gönderildiği, gönderilen bu yazıda;
1. İlgi (a,b) yönerge gereği icra edilen Emniyet Kontrol Nöbetçi Subaylığı nöbet hizmetinin; ilgi (c:ğ ) emirleri ve Nöbet Defterinde de nasıl ifa edileceği ile görev ve sorumlulukları belirtilmiş olmasına rağmen, söz konusu nöbetin son zamanlarda ilgi (a:ğ) esaslarına uygun olarak icra edilmediği ve ciddiye alınmadığı tespit edilmiştir.
2. İsth. D. Bşk.lığına görevli Hv. Bnb.
.nun 14 Nisan 2003 tarihinde icra ettiği nöbet hizmetindeki yanlış uygulamaları bizzat kendisine belirtilmiş olmasına rağmen, 01 Mayıs 2003 tarihindeki nöbeti esnasında da aynı yanlış uygulamalara devam ettiği tespit edilmiş ve personelin kendisine ifade edilmiştir.
3. Nöbet hizmetlerinin ifasında olabilecek aksaklıklara meydan vermemek maksadıyla, daha önce kendisine tebliğ edilmiş olması gereken ilginin söz konusu personele bir kez daha tebliğ edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. ibaresine yer verildiği anlaşılmıştır. Gnkur. Bşk.lığı İmza Yetkiler Yönergesi (GKY:64-1(B)) 8 nci Bölümde J Başkanlıkları Sekreterleri ve Gensek İdare Şube Müdürü tarafından nöbet ve geçici görev hizmetleri ile ilgili yazışmaları yapma, evrak ve fiziki emniyet konularında uygulamaya ilişkin yazıları yazma yetkisinin bulunduğu belirtilmiştir.
Silahlı Kuvvetler Karargah Hizmetleri Yönergesinin beşinci bölüm 27 nci ve EK-A 51 nci maddesinde Kişiye özelin gönderilen makam tarafından bilinmesi gereken veya işlem yapılmasına müsaade edilen, yayımı, açıklaması ve muhasebesi özel işleme tabi bir yetki ifadesi olduğu, bir gizlilik derecesi olmadığı ifade edilmiştir. Aynı Yönergenin 3 ncü bölüm 5 nci madde (d) fıkrası (b) bendi (3) küçük bendi gereğince de yazışmalarda kıdemli binbaşı ibaresi kullanılmamaktadır.
İdare hukuku ilkeleri ile Anayasanın 125 nci maddesine göre idare, kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları karşılamakla yükümlüdür. Doktrin ve yargı kararlarına göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. Hangi ilkeye dayandırılırsa dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin burcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
Bir idari işlemden doğan zarardan idarenin sorumlu tutulabilmesi için idarenin bu işlemi tesis ederken hizmet kusuru içerisinde bulunması gerekmektedir. İdari işlemin tesisinde hizmet kusurunun varlığı için ise o işlemin hukuka aykırı olması zorunludur. Silahlı Kuvvetler Karargah Hizmetleri Yönergesinde rütbe kıdeminin yazışmalarda kullanılmaması nedeni ile dava konusu yazıda davacının kıdeminin yazılmamış olmasında ve kişiye özel bir yetki ifadesi verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 211 sayılı İç Hizmet Kanunun 13 ncü maddesinde disiplin: kanunlara, nizamlara ve emirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet etmek şeklinde tarif edilmiş, aynı kanunun 24 ncü maddesinde disipline aykırı gördüğü her hale müdahaleye ve emir vermeye her üstün görevli olduğu düzenlenmesine yer verilmiştir. Askeri Ceza Kanununun 119/3 maddesinde mafevkin, hizmete ve askerliğe dair kusur ve hatalardan dolayı madunu tenkit ve muaheze etmesinin hakaret sayılmayacağı belirtilmiştir.
Dava konusu yazının incelenmesinde; ilgili emirlerde ve nöbet defterinde nasıl ifa edileceğinin belirtilmesine rağmen son zamanlarda nöbetin emir esaslarına uygun olarak icra edilmediği ve ciddiye alınmadığının tesbit edildiği belirtilmek sureti ile davacının ismine yer verilerek yanlış hareketlerini belirten yazının, davacıdan ast rütbede bulunan sekreter vekili tarafından imzalandığı görülmüştür. Davacı, ilgili yazıda astı tarafından nöbetlerin ciddiye alınmadığının vurgulanması suretiyle eleştirilmiştir. İç Hizmet Kanununun 24 ncü maddesi ve Askeri Ceza Kanununun 119/3 ncü maddesi uyarınca kusur ve hatalardan dolayı tenkit yetkisi üste verilmiştir. Ceza verme ile kusur ve hatalarından dolayı madunu tenkit etme yetkisi amir veya üste sıkı sıkıya bağlı hak ve görevlerdendir, devredilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ast hatalı hareketleri tesbit ederek ilgilinin amirine veya kendi amirine bildirmekle yükümlüdür. Ancak söz konusu durumun İdare hukuku açısından tazmininin gerekip gerekmediği ortaya konmalıdır.
Özel hukukta kusur sorumluluğunun doğumu açısından kusurun derecesinin önemi yoktur. Zarar ister kasten ister ağır ve hafif ihmal sonucu meydana gelmiş olsun, sorumluluğu gerektirir. Kusurun derecesi, tazminatın miktarı açısından önemli olup hakim, kusurun ağırlığına göre tazminat şeklini ve kapsamını tayin eder. (Borçlar Kanunu Md. 43/1). Yani tazminat miktarı, kusurun ağırlığıyla orantılıdır.
Öte yandan, idare hukuku ile özel hukukun sorumluluk anlayışı birbirinden büyük ölçüde farklılıklar gösterdiğinden; özel hukukta zarara yol açan her kusurlu fiil, derecesi ne olursa olsun sorumluluğa yol açarken; idari hizmet ve faaliyetlerde görülen her türlü bozukluk ve aksaklıklar mutlaka sorumluluğu gerektirmez. (Dr. Serdar ÖZGÜLDÜR, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi idare Mahkemesi Kararları ışığında Tam Yargı Davaları, Ankara 1996, sayfa 79 )
Dava konusu edilen yazıda davacı astı tarafından eleştirilmiş ise de davacının önemli bir üst karargahta, iki kez emir dışı hareket ederek önemi nedeni ile bizzat subaya tutturulan emniyet kontrol görevini ihlal etmiş ve ağır derecede kusurlu hareketleri ile olaya sebebiyet vermiş olması, dava konusu yazıda ilgili emirlerin bir kez daha tebliğ olunmasının uygun olarak değerlendirildiğinin belirtilmesi nazara alındığında, dava konusu yazının yeni güvenlik ihlallerine sebebiyet verilmesinin engellenmesinin amaçlandığı, büyük karargahta işlerin yoğunluğu nedeni ile bizzat İstihbarat Başkanı tarafından dava konusu emrin incelenip imzalanamadığı hususları dikkate alınarak davacının tazmini gereken nitelik ve nicelikte bir manevi zararının söz konusu olmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy