(1602 S. K. m. 20, 44, 45) (2709 S. K. m. 157) (657 S. K. m. 232, 233) (1632 S. K. m. 3) (353 S. K. m. 10) (211 S. K. m. 115)
Davacı, 26.01.2004 tarihinde Erzurum 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesi, 28.01.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 3 ncü Ordu Komutanlığı tarafından açılan sınavı kazanarak ilk defa memuriyete atanmaya hak kazandığını, ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığının 15.01.2004 tarih, PER: 4300-39-04/Tay.D.Svl.Me.S./21958 sayılı yazısı ile, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 nci maddesinde belirtilen devlet memurluğuna alınacaklarda aranan şartlardan özel şartları taşımadığı gerekçe gösterilerek atamasının yapılmadığını, atamasını engelleyecek hiçbir durumunun bulunmadığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu menfi işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
AYİM Genel Sekreterliğince, ilk inceleme için 1602 Sayılı Kanunun 44 ve 45 inci maddeleri gereğince AYİMin görevsizliği konusunda bir karar verilmek üzere gönderilen dava dosyasının incelenmesinde; davanın her aşamasında resen nazara alınması gereken görev konusunu dikkate alan kurulumuz, davada mahkememizin görevli olmadığı kanaatine ulastigindan, aşağıdaki nedenlerle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluş nedeni, asker kişiler için özel bir mahkeme teşkili değil, sadece askeri hizmetin yürütülmesi için ilgili kurum ve komutanlıklarca tesis edilmiş işlem ve eylemlerin yargı denetiminde hizmetin özelliklerinin de göz önünde tutulmasını sağlamaktır. Bu nedenle mahkememizin görevi, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmetin yürütülmesini teminen yapılan idari işlem ve eylemlerin denetimiyle sınırlıdır.
Anayasanın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 20.7.1972 tarih ve 1602 sayılı Kanunun 25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 1602 sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
1602 sayılı Kanunun genel gerekçesinde Silahlı Kuvvetlerin yapısı, hizmet özellikleri, astlık ve üstlük ilişkileri, 657 sayılı Kanunun 232 ve 233 üncü, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü, AYUK 10 ncu, İç.Hiz.K. 115 nci maddesi ile amaçlanan hukuki düzenlemeler de göz önüne alınarak asker kişi tanımına TSKnde çalışan ve devlet memuru statüsünde olan sivil personel de kapsam içerisine alınmıştır ... ve 20 nci madde gerekçesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli üniformalı asker kişilerden başka sivil memurların da asker kişi sayılmaları hizmet yönünden zorunlu görülmüştür ... denilmek suretiyle sivil memuru asker kişi kavramına dahil etmiştir.
Askeri hususları düzenleyen kanunlarda sivil memur tanımı verilmemiştir. 657 sayılı DMKna göre, Devlet ve diğer kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler bu kanunun uygulanmasında memur sayılır. Ancak kişi, memur sayılması için öncelikle idarenin bireysel koşul işlemi sonucunda bu statüyü kazanmış olması gerekir. Salt sınava girmek, sınavı kazanmak, subay, askeri öğrenci, sivil memur ve bunlar gibi statüleri kazandırmaz.
Asker kişi olma şartı yanında aranan askeri hizmet ile ilgili olma kıstası bakımından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin idari işlemin yargısal denetiminde görevli sayılmasında ölçüt; işlemi tesis eden makamın askeri makam olması değil, işlemin niteliğinin askeri nitelik, yani askeri hizmete ilişkinlik öğesi taşıyıp taşımadığıdır (Fonksiyonel ölçüt).
Mahkememizce yukarıda belirtilen kriterler dikkate alınarak birlikte değerlendiğinde; davacı asker kişi sayılmadığından, atamanın yapılmaması asker kişi ile ilgili askeri idari işlem özelliği taşımadığından, askerlik yükümlülüğünden doğmuş olmasına ilişkin istisnai hükümle de ilgisi bulunmadığından; bu konudaki davanın genel idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle, görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1602 sayılı Kanunun 44 ve 45/A maddeleri uyarınca DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy