(657 S. K. m. 48, 98, 125) (Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği m. 14)
Davacı vekili 27.06.2003 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesi, 21.07.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının görev yaptığı süre içerisinde 657 sayılı Kanunun 125/E maddesinde sayılan ve devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hareketlerde bulunduğuna dair disiplin soruşturması geçirmediğini, MSB. lığı Yüksek Disiplin Kurulunun kararında dayandığı gerekçelerin soyut ve hukuka uygun olmadığını, Diyarbakır 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde itirafçı sanık olarak yargılanan Hizbullah Terör Örgütü üyesi itirafçının mahkemedeki beyanlarından anlaşılacağı üzere, örgüt mensuplarınca kişilerin haberi dahi olmadan sanki o kişi tarafından veriliyormuş gibi kaleme alınarak özgeçmiş raporları düzenlendiğini, üst sorumlulara karşı örgüte daha fazla eleman kazandırdığı kanısı uyandırmak hevesiyle örgütle ilgisi olmayanlar hakkında da özgeçmiş raporları düzenlendiğinin Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığına verilen 2000/171 Esas sayılı iddianamede de kabul edildiğini, davacının özgeçmiş raporunu örgüte kendisinin verdiği veya başka bir şekilde örgütle bağı olduğu yönünde Mahkeme kararında hiçbir tespit bulunmadığını, ortada suç olmadığı gibi eylemin dahi ispat edilemediğini, belirterek devlet memurluğundan çıkarma yönünde tesis edilen MSB. lığı Yüksek Disiplin Kurulunun 21.04.2003 gün 2003/12 sayılı kararının öncelikle yürütmenin durdurulması ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması talebi AYİM Nöbetçi Dairesinin 30.07.2003 tarih ve Gensek No:2003/1645, Esas No:2003/61 sayılı kararı ile yasal şartlar gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının
Tabur K.lığı emrinde sivil memur olarak görev yaparken Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.06.2001 gün ve 2001/699-682 sayılı iddianameyle hakkında yasadışı Hizbullah Terör Örgütünün sair efradı olmak suçundan eylemine uyan TCK nun 168/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 nci, TCK. nun 31, 33 ve 40 ncı maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, davacının bu nedenle 21.06.2001 - 25.06.2001 tarihleri arasında gözetim altında, 25.06.2001-06.09.2001 tarihleri arasında ise tutuklu kaldığı, Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda 19.11.2002 gün ve 2001/238 Esas, 2002/402 Karar sayılı kararında davacının yasadışı Hizbullah Terör Örgütüne özgeçmiş raporunu vermek suretiyle TCK.nun 169 ncu maddesinde yaptırıma bağlanan silahlı çeteye yardım ve yataklık suçunu işlediği belirtilerek suç tarihinin 23.4.1999 tarihinden öncesine tekabül ettiği gerekçesiyle 4616 sayılı Kanunun 1 nci maddesi 4 ncü fıkrası uyarınca davacı hakkında açılan davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği ve bu kararın yasal süre içerisinde taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 16.01.2003 tarihinde kesinleştiği, Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurlunun da 21.04.2003 gün ve 2003/12 sayılı kararı ile davacının Hizbullah Terör Örgütüne yardım ve yataklık eylemini gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu belirterek 657 sayılı Kanun 125/4 ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 14/3 maddesi uyarınca davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verdiği ve davacının vekili aracılığıyla süresinde iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlık, davacının eyleminin sübut bulup bulmadığı ve devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren şartların oluşup oluşmadığı hususunda odaklanmaktadır.
Disiplin hukukunun esaslarından birisi de, kamu görevlilerine karşı yürütülen disiplin soruşturmasının bagımsizligidir. Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturmasının ceza kovuşturmasından bağımsız olduğu açıkça vurgulanmış (Md.125/7) ve memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmamasının ayrıca disiplin yaptırımının uygulanmasına engel olmayacağı belirtilmiştir. (Md. 131/2)
Disiplin soruşturmasını gerektiren fiil ile ceza kovuşturmasını gerektiren fiilin aynı olması durumunda ceza soruşturmasının sonucu olarak verilen mahkeme kararlarının disiplin soruşturmasına etkisi üzerinde durulmasında fayda görülmektedir. Eğer sanığın isnat olunan fiili islemediği sabit olmuş veya işlediği sabit olmamış (delil yetersizliği) veya işlediği fiil kanunda suç olarak gösterilmemiş veya suç olmaktan çıkarılmış ise verilecek karar beraattır. Beraat kararı eğer delil yetersizliğinden dolayı verilmiş ise disiplin soruşturmasını bağlamaz. Çünkü o fiil kurum düzeni ve memuriyet mesleği bakımından değerlendirilir. Ancak sanığın isnat edilen eylemi işlemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise bu durumda bu karar disiplin soruşturmasını da bağlar.
Ceza mahkemesince düşme, erteleme, af gibi uyuşmazlığı çözmeyen kararların disiplin soruşturmasını bağlayıcılık değeri yoktur. Sonuç olarak idare mahkemeleri disiplin cezalarına karşı açılan davalar nedeniyle görevi olan yargısal denetimi yürütürken, genel olarak ceza mahkemesi kararlarını, disiplin suçunu oluşturan eylemin işlenip işlenmediğinin ortaya konmasında adeta bir delil olarak değerlendirmektedirler.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; Hizbullah Terör Örgütüne yönelik operasyonlarda davacıya ait fotoğraflı özgeçmişinin ele geçirildiği, davacının kolluktaki ifadesinde, kendisine örgüt propagandasının yapıldığı, örgüte ara sıra gidip geldiği, ancak örgüte girmediği ve özgeçmişini vermediği yönünde beyanlarda bulunduğu yargılama aşamasında iddiaları kabul etmediği anlaşılmaktadır. Davacı hakkında Diyarbakır 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde terör örgütü üyesi olmak suçundan davacının yasadışı örgüte özgeçmiş raporu verme dışında başkaca bir örgütsel faaliyetinin tespit edilmediği, bu hali ile sanığın eyleminin örgüt üyeliği suçunu oluşturmadığı, yasadışı örgüte yardım ve yataklık olarak nitelendirilmesi gerektiği gerekçesiyle eyleminin TCKnun 169 ncu maddesinde yaptırıma bağlanan silahlı çeteye yardım ve yataklık suçunu oluşturduğu kabul edilerek 4616 sayılı yasanın 1/4 ncü maddesi gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararı verildiği görülmektedir. Mahkeme kararının hüküm fıkrasında da tüm sanıkların terör örgütüne fotoğraflı özgeçmiş raporu verdiklerinin sübut bulduğu belirtilmektedir. Davacı tarafından bu karar temyiz edilmeyerek 16.01.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere yargılama sonucunda davacının mahkum olmamış olması, disiplin cezasını gerektiren eylemin içerisinde olmadığı anlamına gelmemektedir. Kaldı ki ceza mahkemesi kararında davacının terör örgütüne fotoğraflı özgeçmişini verdiği hususunun sübut bulduğu kabul edilmiştir. Bu durumda davacı vekilinin eylemin sübut bulmadığı şeklindeki iddialarına itibar edilmemiş, disiplin cezasına konu olan eylemin davacı tarafından gerçeklestirildigi yönünde tam bir vicdani kanaate ulaşılmıştır.
Terör örgütüne yardım ve yataklık etmek eylemi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinde devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren disiplin suçları arasında sayılmamıştır. Ancak Kanunun 125/4 ncü maddesinde; yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesi gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara aynı neviden ceza verilir hükmüne yer verilmiştir. Aynı hüküm Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli devlet memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 14 ncü maddesinde de mevcuttur. Kanun ve Yönetmelik daha hafif hatta yasal kuruluşlar olan siyasi partiye girmek gibi siyasi ve ideolojik hareketleri Devlet Memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırırken, bunlardan çok daha vahim olan terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunmak eylemini disiplin hukuku açısından müeyyidesiz bırakması düşünülemez. Kanun koyucunun 657 sayılı Yasanın 48 ve 98 nci maddelerinde bu tür suçları işleyenlerin memur olamayacaklarını öngörmesi karşısında davacının eyleminin disiplin hukuku açısından cezasız bırakılması yasa koyucunun amacıylada bağdaşmaz.
Bu açıklamalardan sonra davacının Hizbullah Terör Örgütüne fotoğraflı özgeçmişini vermek suretiyle terör örgütüne yardım ve yataklık etmek eylemini gerçekleştirdiğinin kabulüyle, Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 21.04.2003 tarih ve 2003/12 sayılı kararıyla davacının devlet memurluğundan çıkarılması işlemi tüm unsurlarıyla hukuka uygun bulunduğundan, yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy