(5434 S. K. m. 44, 45, 48)
Davacı vekili 12.09.2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 30.8.1998 tarihinde askerliğe elverişli olarak İdil (Şırnak) İlçe J.K.lığı emrinde askerlik hizmetine başladığını, askerlik hizmetinin etkisi ve bulunduğu koşullar sebebiyle Psikotik Davranış Bozukluğu hastalığına yakalandığını 22.03.2000 tarihinde 600 Yt.Ankara Mevki As. Hstnce Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiğini, bu nedenle vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dosyası ve tahsis dosyasındaki belgelerin incelenmesinden; davacının 27.08.1998 tarihinde As.S.nden sevk edildiği, 30.08.1998 tarihinde Eğt.Brl.ne, 24.11.1998 tarihinde de son kıtası olan idil (Şırnak) İlçe J.K.lığına katıldığı, 01.10.1999 ve 27.12.1999 tarihlerinde iki kez hava değişimi aldığı, en son KKK 600 Yt. Mevki Asker Hstnin 22.03.2000 tarih ve 1614 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Bir Hecmeden Fazla Tekrarlayan Psikotik Bozukluk (ayırt edilemeyen Tıp) tanısı ile 15/B/F2 Askerliğe Elverişli Değildir kararının verildiği, raporun 21.04.2000 tarihinde onaylandığı, davacının rapora istinaden terhisinin 22.03.2000 tarihinde yapıldığı, davacının 07.03.2002 tarihli dilekçesi ile vazife malullüğü aylığı bağlanması için Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne müracaat ettiği, 11.07.2002 tarihli yazıyla hastalığın oluşumunda görevin neden ve etkisinin bulunmadığı belirtilerek davacının talebinin reddedildiği, red işleminin 22.07.2002 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 18.09.2002 tarihinde vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle davacı vekili tarafından Ankara 2 nci İdare Mahkemesinde dava açıldığı, Ankara 2 nci İdare Mahkemesinin 27.05.2003 tarih E. 2002/1367 K. 2003/796 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddedildiği, görevsizlik kararının davacı vekiline 27.06.2003 tarihinde tebliğ edildiği, 1602 sayılı AYİM Kanununun 41, 85 ve 86 ncı maddeleri dikkate alındığında süresi içerisinde 12.09.2003 tarihinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesinde muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde sevkleri esnasında vazife malulü olmaları halinde kendilerine aylık bağlanacağı belirtilmektedir.
5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesi 1 nci fıkrasına göre Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere (Malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır.
Vazife malullüğü tanımının yapıldığı 45 nci madde ise; Malullük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa,
b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa,
c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o isten doğmuş olursa,
ç) Fabrika, atölye ve benzeri iş yerlerinde, ise başlamadan evvel, iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o iş yerinde husule gelen ve yine işyerinin maluliyetinden ve çalışma konusunda ileri gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü denir hükmünü taşımaktadır.
Vazife malullüğünün geçerliliği için aynı Kanunun 48 nci maddesi malullüğün;
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,
b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,
c) Yasak fiilleri yapmaktan,
ç) İntihara teşebbüsten,
d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından, doğmamış bulunması şartını getirmiştir.
Belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere vazife malullüğünün oluşumu için, meydana gelen maluliyetin vazifenin sebep ve etkisinden kaynaklanması gerekmektedir.
Çözümlenmesi gereken husus davacının duçar olduğu psikiyatrik hastalığının 5434 sayılı Kanunun 45 nci maddesinin a fıkrasına uyup uymadığı, yani maluliyetinin, vazifesini yaptığı sırada, vazifesinden doğmuş olup olmamasıdır. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumunun benzer bir olayla ilgili verdiği 12 Temmuz 1996 tarih ve 1871 karar no.lu kararda, askerlik hizmeti sırasında yakalanılan akıl hastalığına, askerlik hizmetinin etkisi tartışılmış ve davamıza da ışık tutabilecek su sonuca ulaşılmıştır. Adli evrakın tetkikinden hastalığın ilk kez askerlik çağlarında çıkmış olduğunun görüldüğü ancak, musab olduğu şizofreni denilen bu akıl hastalığının genç yaşlarda başlayan akıl hastalıkları grubundan olduğu ve musab olduğu akıl hastalığının askerliğin sebep ve etkisinden kaynaklanmadığının klasik tıp bilgisinden olduğu oybirliği ile mütalaa olunur denilmiştir.
Ayrıca benzer bir davada GATA tarafından yapılan değerlendirmede; Psikotik bozukluğun biyolojik, psikolojik, sosyal zemini olan kalıtsal, doğumsal, gelişimsel, çevresel ve ailevi tutumlarla ilişkili birçok etkenin bir arada rol oynaması ile ortaya çıkan bir hastalık süreci olduğu, bu hastalığın ortaya çıkmasında veya alevlenmesinde askerlik hizmetinin tek başına belirleyici rol oynadığını söylemenin mümkün olamayacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili hastalığın askerden önce olmadığını ileri sürmekte ise de; davacı hakkında 600 yataklı Ankara Mevki Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 22.03.2000 tarih 1614 Sayılı raporun öyküsü bölümünden davacının çevresinde gördüğü iğrençlikler yüzünden eğitimini ikinci sınıftan terk ettiği askere gelmeden önce de psikiyatrik rahatsızlıklarının bulunduğu ve psikiyatrik tedavi gördüğü anlaşılmaktadır. Davacı vekili hastalığının ortaya çıkması ve alevlenmesine neden olacak olağan askerlik hizmeti dışında somut bir olay da ileri sürmemektedir. Askerlik görevinin sebep ve tesirinin silah altına alınan ve aynı koşuldaki her askere aynı etkiyi yapması hali dışında, kişinin bünyesinin, bağışıklık sisteminin ve ruhi yapısının zayıf olması nedeniyle meydana çıkabilecek rahatsızlıklar ve maluliyetlerin vazifeden kaynaklanmış olduğunu ve uygun bir illiyet bağının bu şekilde kurulmuş olabileceğini kabul etmek hayatın olağan akışına ve 5434 sayılı yasanın amacına aykırı düşecektir. Bu nedenle davacının askerlik görevi sırasında karsılaştığı kimi olayların tesiriyle bu rahatsızlığa yakalandığına ve bu nedenle vazife malulü sayılması gerektiğine ilişkin iddialara itibar etmek mümkün olmamıştır. Aynı gerekçeyle bu konuda bilirkişi incelenmesi yapılmasına da gerek görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Bünyesel kaynaklı rahatsızlığı nedeniyle vazife malulü sayılması imkanı olmayan davacıya vazife maluliyeti aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy