(5434 S. K. m. 44) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95) (1602 S. K. m. 56)
Davacı vekili 23.02.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının uzman çavuş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başladığını, ancak sonradan hakkında düzenlenen sağlık raporuna dayanılarak sözleşmesinin feshedildiğini, emeklilik işlemi için gerekli evrakın gönderildiği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün kararı ile adi malul kabul edilmemesi, emekli aylığı bağlanmaması, emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemlerinin iptaline, ödenmeyen emekli ikramiyesi ve emekli aylıklarına hak ediş tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, bir milyar manevi tazminatın dava tarihinden geçerli olarak faizi ile ödenmesine ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinden; davacı uzman erbaşın hakkındaki Tank uzman erbaş olamaz kararı üzerine sözleşmesi feshedilerek terhis edildiği, evrakının gönderildiği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce Kişinin mevcut sağlık durumu çalışmaya engel değildir. Başka kurumlarda ve işlerde çalışabilir. Bu nedenle durumu 5434 sayılı yasanın 44 ncü maddesi kapsamına girmez denilerek malullük aylığı bağlanmaması yönünde işlem tesis edildiği, davacının adi malul kabul edilmemesi, emekli aylığı bağlanmaması, emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemlerinin iptaline, ödenmeyen emekli ikramiyesi ve emekli aylıklarına hak ediş tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, bir milyar manevi tazminatın dava tarihinden geçerli olarak faizi ile ödenmesine ve yürütmenin durdurulması istemiyle bu davayı açtığı görülmektedir. AYİM 3 ncü Dairesinin 03.03.2004 tarih ve Gensek:2004/452, Esas No:2004/350 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Dava açıldıktan sonra davalı kurum AYİM kayıtlarına geçen yazılarında, Kurum Yönetim Kurulunun 16.05.2003 tarih ve 328, 24.07.2003 tarih ve 548 sayılı kararlarının iptal edilmesi sonrasında davacının durumunun yeniden incelendiği Sağlık Kurulunun 20.10.2004 tarih ve 181831 sayılı işlemi ile 14 yıl hizmetine karşılık 7 nci derecenin 2 nci kademe intibakı üzerinden 15.10.2003 tarihinden itibaren adi malullük aylığı bağlanarak emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilerek ödendiği bildirilmiştir. Kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesi olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 92 nci maddesinde tanımlanmış olup uyuşmazlığı kesin surette sona erdiren, davanın esasına girilmesini önleyen ve kesin hükmün tüm sonuçlarını doğuran taraf beyanıdır.
Davacının adi maluliyet aylığının bağlanması ile davacının bu yöndeki isteminin davalı idarece kabul edilmesi nedeniyle adi maluliyet aylığının bağlanmamasına dair işlemin iptali istemi ile ilgili olarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan davalı kurumun, davacı vekilinin faiz istemine ilişkin bir kabul beyanı bulunmadığından, uyuşmazlığın konusunu adi malûliyet aylığının bağlanmaması nedeniyle faiz ödenip ödenmeyeceği hususu oluşturmaktadır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemesinin yapıldığı tarihe kadar bir süre geçmiş olabilir. Verilmesi gereken hakkın doğum tarihi ile verildiği tarih arasında bir süre geçmiş ise alacaklının mal varlığında bir eksilme meydana gelmiş olacaktır ve bu eksilmenin telafisi gereklidir. İşte faiz, borçlunun borcunu ödemesi gereken tarih ile ödediği tarih arasındaki süreden faydalanması nedeniyle alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gereken para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle feri bir borçtur. Zira faiz borcunun doğum ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğum ve varlığına bağlıdır. Faiz alacağın bir bölümü olmayıp, onun feri niteliğinde ve fakat ayrı bir alacaktır. Faizin talep şekli Borçların ferilerin sükûtu başlıkla Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir.
Her ne kadar davalı kurum 5434 sayılı Kanunda Sandıktan olan alacakların faizi ile birlikte ödeneceğine dair bir hüküm yer almadığını belirtmekte ise de; yukarıda açıklandığı üzere davacıya ödenen asıl alacağının (aylıklarının) ve ikramiyesinin haksiz ve geç ödenmesinden kaynaklanan mal varlığındaki eksilmenin telafisine yönelik olarak yasal faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 13.05.2004 tarihinde kayda geçen dilekçesinde duruşma isteminden feragat ettiğini beyan etmesi karşısında Mahkeme heyetince de resen duruşma yapılmasını gerektirecek bir husus görülmediğinden Anayasanın 141/son maddesi gereğince duruşma açılmasına gerek görülmemiştir.
Diğer yandan davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya bir milyar TL. manevi tazminat ödenmesini de talep etmiş ise de; 12.05.2004 tarihinde kayda geçen dilekçesinde manevi tazminat talebinden feragat ettiğini bildirmiştir. Bilindiği üzere 1602 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin atfıyla davadan feragatle ilgili uygulanacak hükümler HUMK nun 91-95 nci maddesinde yer almaktadır.
Anılan yasal hükümlere göre davadan feragat, iki taraftan birinin (davacının) netice-i talebinden vazgeçmesidir. Davasından vazgeçen davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümündeki talebinden vazgeçmektedir. Davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer. Zira feragat kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını doğuran bir irade beyanıdır. Bu itibarla hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat edilmesi mümkündür.
Dava konusu olayda da vekilinin manevi tazminat talebi ile ilgili olarak feragat ettiğinin anlaşılması karşısında manevi tazminat talebi yönünden uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1. Davacının adi malul kabul edilmemesi, davacıya adi malul aylığı bağlanmaması ve emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptali istemi hakkında kabul nedeniyle DAVANIN ESASI HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacının ödenmeyen aylıklarının ve emekli ikramiyesinin hak ediş tarihinden (15.10.2003) ödeme tarihine kadar isleyecek yasal faiziyle birlikte hükmen TAZMİNİNE,
3. Davacının manevi tazminat talebinden feragat nedeniyle manevi tazminat konusunda DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Devenin kısmen kabulü, davadan kısmen feragat sebebiyle 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin 1/2 oranında taraflara yükletilmesine, buna göre 15.300.000 TL. (On beş milyon üç yüz bin TL.) başvurma harcı ile 20.600.000 TL. (Yirmi milyon altı yüz bin TL.) ilam harcı toplamı olan 35.900.000 TL.(Otuz beş milyon dokuz yüz bin TL.) harcın 1/2 sine tekabül eden 17.950.000 TL. (On yedi milyon dokuz yüzelli bin TL.) harcın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, bunun davacı tarafından peşin yatırılan 54.300.000 TL. (Elli dört milyon üç yüz bin TL) harçtan mahsubu ile artan 36.350.000 TL. (Otuz altı milyon üç yüzeli bin TL.) harcın istemi halinde davacıya İADESİNE, 5434 sayılı Kanunun 21 nci maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı kurum aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 31.500.000. TL.(Otuz bir milyon beş yüz bin TL) posta pulu ücretinin 1/2 si olan 15.750.000. TL. (On beş milyon yedi yüzelli bin TL.) davalı kurumdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6. Davanın kısmen kabul, kısmen davacının feragati sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi ve yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 300.000.000 TL. (Üç yüz milyon TL.) avukatlık ücretinin 1/2 sine tekabül eden 150.000.000 TL. (Yüzelli milyon TL.)nin davalı kurumdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, diğer 150.000.000 TL. (Yüzelli milyon TL.)nin ise davacıdan alınarak davalı kuruma VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy