(2709 S. K. m. 55, 138) (926 S. K. Ek m. 17)
Davacı, 21.08.2002 tarihinde İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi kaydına, 27.08.2002 tarihinde AYİM kaydına geçen dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; halen Güney Dz.Saha K.lığı Askeri Mahkemesinde zabit katibi olarak görev yaptığını, bu görevi nedeniyle adli tazminat aldığını, ancak aldığı bu tazminat nedeniyle ek özel hizmet tazminatının % 50 oranında indirilerek kendisine ödendiğini, hemşirelerin sağlık tazminatı, teknik personelin teknik tazminatı almasına rağmen ek özel hizmet tazminatlarını da tam olarak aldıklarını, bu durumun eşit ise eşit ücret prensibine, hukuk devleti ilkesine ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu belirtilerek adalet tazminatı nedeniyle ek özel hizmet tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Mahkemesinde zabit katibi olarak görev yaptığı, bu görevinden dolayı kendisine adalet hizmetleri tazminatı ödendiği, ayrıca davacıya % 50 oranında ek özel hizmet tazminatı ödendiği, ek özel hizmet tazminatının, sağlık tazminatı, teknik tazminat gibi tazminatlar alan personele tam olarak ödenmesinin eşitlik ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu ileri süren davacının ek özel hizmet tazminatının eksik ödenmesi işleminin iptali istemiyle AYİMde iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının Askeri Mahkemede zabit katibi olarak çalıştığı, adalet hizmetleri tazminatını aldığı, ancak ek özel hizmet tazminatının yarı oranında ödendiği hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacıya yarı oranında ödenen ek özel hizmet tazminatının tam olarak ödenip ödenemeyeceği hususundadır.
926 sayılı TSK Personel Kanununun EK-17/c maddesinin ilk metninde Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı merkez karargahlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan memurlara; anılan Kanuna tabi en yüksek Devlet Memuru aylığının (Ek gösterge dahil) brüt tutarının %35ini geçmemek üzere aylık derecelerine, görev unvanlarına, görev yeri ve özelliklerine, öğrenim durumlarına, çalışma şartlarının zorluğuna göre Milli Savunma Bakanlığının teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine belirlenecek miktar, oran, esas ve usuller dairesinde ek özel hizmet tazminatı ödenebilir hükmü yer almaktaydı. 26 Aralık 2001 tarihli 4730 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanunun EK-17 nci maddesinin (c/1) bendindeki merkez karargahlarda ibaresi kadrolarında şeklinde değiştirilerek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin fiili kadrolarında görevli tüm sivil memurların ek özel hizmet tazminatından 15 Ocak 2002 tarihinden geçerli olarak faydalandırılması sağlanmıştır.
Görüldüğü gibi TSK bünyesinde 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan lisans düzeyinde 4 yıllık yüksek okul mezunu personele 926 sayılı Personel Kanunu Ek-17 nci maddesinin (c) bendinde yer alan merkez karargahlarında ibaresinin 26.12.2001 tarihli 4730 sayılı Kanun ile kadrolarında şeklinde değiştirilmesi üzerine verilmesi gereken en Yüksek Devlet Memuru aylığı (ek gösterge dahil) brüt tutarın %35 ini geçmemek ve 15.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere belirlenen a) aylık derecelerine, b) görev unvanlarına, c) görev yeri ve özelliklerine, d) öğrenim durumlarına, e) çalışma şartlarının zorluğuna göre şeklindeki bazı kıstaslar göz önüne alınarak MSB. lığının teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca hazırlanan Ek Cetvel ile ek özel hizmet tazminatı ödenmeye başlanmıştır.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun Ek 17/c maddesinin son fıkrasında ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Zam ve Tazminatlar başlıklı ek maddesine göre Adalet Hizmetleri Tazminatı alan personelden yukarıdaki fıkralar kapsamında bulunanlara ödenecek ek özel hizmet tazminatı, bu fıkralarda belirtilen tavan oranlarının yarısını geçemez. hükmü getirilmiştir. Yukarıda açıklanan Kanun maddeleri incelendiğinde davacıya ek özel hizmet tazminatının %50 oranında ödenmesinin Kanunun amir hükmünün gereği olduğu anlaşılmaktadır. Kanun bu hususta idareye herhangi bir takdir yetkisi tanımamıştır. Bu itibarla adalet hizmetleri tazminatı almakta olan davacıya ek özel hizmet tazminatının yarı oranında ödemesi işleminde kanuna aykırı bir yön bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Anayasanın 138 nci maddesinde; Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler
hükmü bulunmaktadır. İdare tarafından tesis edilen işlem kanuna uygun olmakla birlikte, Anayasaya ve hukuka uygunluğunun da denetlenmesi gerekmektedir. Bu bakımdan davacının, kanun hükmünün Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış kararlarında da işaret edildiği üzere, Anayasanın 10 ncu maddesindeki herkes dil, din, irk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetmeksizin kanun önünde eşittir. hükmünden amaç; her Türk vatandaşının yasalar önünde hukuki yönden eşit sayılmalarını sağlamaktadır.
Maddedeki eşitliğin bir anlamı da, yasaların koyduğu kurallara uyarlık bakımından, kişisel nitelikleri ve durumları benzer olanlar arasında değişik uygulama yapılmamasıdır. Durumlarındaki değişikliğin doğurduğu zorunlulukların ve haklı nedenlerin bulunması durumunda farklı uygulamalara olanak veren bir ilkedir. Gerçekten de, durum ve konumlardaki farklılık, hukuki statülerdeki özellikler, kişiler ya da topluluklar için değişik kurallar ve değişik uygulamaları haklı kılar. Ancak aynı durumda olanlar için ayrı düzenleme Anayasaya aykırılık oluşturur. Davacının temas ettiği eşitlik ilkesinin de dava konusu bakımından uygulama alanı yoktur.
Ücrette adaletin sağlanması başlıklı Anayasanın 55 nci maddesinde;
Devlet çalışanların yaptıkları ise uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır
hükmü yer almaktadır. Yukarıda yer alan Anayasa hükümleri çerçevesinde davacının emsal olarak gösterdiği teknik hizmetler sınıfı, sağlık hizmetleri sınıfı gibi farklı is yapan personele farklı tazminat oranları belirlenmesinde eşitlik ilkesinin ihlalinden söz edilemez. Tazminat oranlarının belirlenmesinde, aylık dereceleri, görev unvanları, görev yeri ve özellikleri, öğrenim durumları, çalışma şartlarının zorlukları gibi kriterler göz önünde bulundurulmuştur. Adalet hizmetleri tazminatı alan personel dışında diğer sınıflardaki personele ek özel hizmet tazminatının tam olarak ödenmesi durumunda dahi, adalet hizmetleri tazminatı alan personelin toplam tazminat miktarı yüksek çıkabilmektedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse, lise dengi teknik öğrenim gören teknik hizmetler sınıfında çalışan 10 ncu derecedeki bir memur en yüksek devlet memuru aylığının %58i oranında teknik hizmet tazminatı ve %17si oranında da ek özel hizmet tazminatı almaktadır. Aynı eğitim düzeyinde ve derecede adalet hizmetleri sınıfında çalışan bir memur ise en yüksek devlet memuru aylığının %54ü oranında adalet hizmetleri tazminatı ve %8,5u oranında ek özel hizmet tazminatı almaktadır. 10 ncu dereceden aylık alan teknik hizmetler sınıfındaki memurun toplam tazminat oranı %75 iken, adalet hizmetleri sınıfındaki memurun ise %62,5 olmaktadır. Ancak derece yükseldikçe durum adalet hizmetleri sınıfında çalışan memur lehine değişmektedir. Örneğin 2 nci derecede teknik hizmetler sınıfında çalışan memurun toplam tazminat oranı %81 iken (%60+%21) adalet hizmetleri sınıfında çalışan memurun toplam tazminat oranı %110,5 (%100+%10,5) olmaktadır. Bu örnekten de görüleceği üzere tazminat oranlarının belirlenmesindeki mevcut düzenleme derece yükseldikçe adalet hizmetleri tazminatı alan personelin lehine olmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, tesis edilen işlemin Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; hukuki dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy