(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 03.06.2003 tarihinde Adana 1 nci İdare Mahkemesinde ve 11.06.2003 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının başarılı bir subay olduğunu, 6 ncı Kor.K.lığınca yayınlanan bir emirde davacının ismi belirtilerek, rütbesine, kişiliğine ve ailesine yönelik küçük düşürücü ve asılsız beyanlarla bütün birliklere duyurulduğunu, davacının kendisi ve eşinin manevi olarak zarar gördüğünü belirterek 40.000.000.000. TL. (Kırk milyar TL.) manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Dava dosyasının ve ekindeki belgelerin incelenmesinden; davacının 6 ncı Kor. K.lığı karargahında görevli olduğu, Hrk. ve Eğt.Ş. Teşkilat ve Kadro Subayı olarak görev yaptığı, bu görev süresi içerisinde sıralı sicil üstlerince takdir edildiği görülmektedir.
Davacının,
. ncı Kor. K.Kur.Bşk. imzası ve Kolordu Komutanı Emriyle yazılan kişiye özel yazı ile davranışları konusunda ikaz edildiği ve bunun üzerine davacının 01.10.2001 tarihli dilekçe ile yeniden görevlendirme konusunda talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. Davanın konusunu teşkil eden ve dosyaya dahil edilen söz konusu emir incelendiğinde;
ncı Kor. K.lığınca yayınlandığı, konusunun 2002 yılı genel atama teklifleri olduğu, Kolordu Kurmay Başkanınca imzalanarak yayımlanan 03.12.2002 tarih ve MRK. Ş: 4031-385-02/1116 sayılı bu emrin Ek-C sinin incelenmesinde başlığın Birlikten Alınması, teklif edilen personel çizelgesi olduğu, 2 nci sırasında davacının kimlik bilgilerinin ve kadro görevinin gerçek olarak yazıldığı, alınması gerektiren nedenler olarak da Adı geçen personel, Adanalı olması nedeniyle sivil kesim ile çok sıkı ilişki içinde bulunmaktadır. Ayrıca emrinde görev yaptığı Hrk. ve Eğt.Ş.Md.nden 1 yıl kıdemli olması nedeniyle şubede huzursuzluk yaratmaktadır. Kendisi geçimsiz bir personel olup eşi ile birlikte sürekli dedikodu üretmektedir. Ayrıca sağlık problemleri nedeniyle sık sık hastaneye gitmektedir. 2001 yılı içinde toplam 72 gün istirahat raporu almıştır. ibaresinin bulunduğu görülmektedir. Çizelgenin üzerinde örnektir şeklinde bir yazı bulunmakta ise de, gerek kimlik bilgilerinin gerçek olması, gerekse davacıya yönelik ithamların 28.09.2001 tarihli yazı ile uyum göstermesi (davacının ikaz edildiği yazı) karşısında yazı içeriğinin de gerçek kişileri ve bilgileri kapsadığı değerlendirilmiştir. Davacının ve ailesinin kişilik ve davranışlarına yönelik iddiaları destekleyen herhangi bir delil idare tarafından ileri sürülmemekle birlikte bunların doğruluğu halinde dahi gizli tutulması gerektiği ortadadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre, idare, kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları karşılamakla yükümlüdür. Doktrin ve yargı kararlarına göre, idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. Hangi ilkeye dayandırılırsa dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Hizmet kusuru sayılan haller ise; hizmetin kötü işlemesi hizmetin geç işlemesi veya hizmetin hiç işlememesidir. Hizmetin kötü işlemesi, hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması şeklinde tanımlanmaktadır. Her hizmet kusuru otomatikman kamu kudretinin sorumluluğunu gerektirmez. Bu kusurun bir dereceye kadar ağır olması da gereklidir (Bkz. ÖZGÜLDÜR, Serdar: AYİM Kararları Işığında Tam Yargı Davaları, Ankara 1996 s.224-227 ve 74-81).
ncı Kor K.lığı tarafından Kurmay Başkanı imzasıyla ast birliklere yayımlanan 3 Aralık 2002 tarihli yazının ekinde davacıya ait şahsi bilgiler verilip olumsuz kanaatler belirtilmesinin, idari bir işlem olması sebebiyle davanın konusunun işlemden doğan bir manevi tazminat olduğu değerlendirilmiştir. İdarenin, idari işlemlerden dolayı sorumluluğu için öncelikle söz konusu işlemin hukuka aykırılığının tespiti ve bu surette hizmet kusuru bulunup bulunmadığının ortaya konması gerekir. Hizmet kusuru sayılan haller, hizmetin kötü veya geç işlemesi, yahut hiç işlememesidir. Hizmetin kötü işlemesi ise, hizmetin beklenen özen, dikkat ve kalitede yapılmaması olarak açıklanabilir. İdarenin sorumluluğu için hizmet kusurunun bir dereceye kadar ağır olması gerekmektedir.
Somut olayda, idarenin organları tarafından tesis olunan ve bir idari organa ait bulunan idari işlemin, davacının kendisinin ve ailesinin şahsiyet haklarını ihlal edecek mahiyette ifadeler ihtiva etmesinin yanısıra, bunun bilmesi gereken prensibini de aşarak en ast birlik seviyesine kadar yayımlamakla, muhtevası doğru olsun olmasın, davacının belli bir ağırlıkta acı ve elem duymasına yol açtığı, dolayısıyla ortada tazmini gereken bir manevi zararın bulunduğu görülmektedir. Söz konusu yazı bilahare 16 Kasım 2003 tarihinde Kolordu Komutanı emriyle toplatılmış ise de, gerek toplama işinin bir teğmen marifetiyle elden yapılmış olması gerek yazının dağıtımına ve toplatılmasına ilişkin davacıyı tatmin edecek şekilde bir yazı yazılmamış bulunması ve gerekse aradan atama teklifleri yapılacak kadar uzun bir süre geçmesi dikkate alındığında, bunun idarenin sorumluluğunu kaldıracak nitelikte olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde; söz konusu işlem ile davacının şahsiyet haklarına tecavüz olunduğu sonucuna varıldığından, davacının duyduğu elem ve üzüntüyü kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın vukua geliş şekli, davacının askerlikteki statü ve sosyal durumunun yanı sıra olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile manevi tazminat müessesesinin ödeme ve tatmin aracı niteliği de dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat ödenmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle,
Davacıya takdiren 2.500.000.000.TL. (İki milyar beş yüz milyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait talebin REDDİNE, hükmedilen manevi tazminat miktarına işlem tarihi olan 03.12.2003 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Tazminat işlemine konu işlemde idarenin ağır ve önemli sayılacak kusurundan, hatasından bahsetmek mümkün olmadığı gibi davacıyı bile bile ağır bir zarara uğratma amacıyla hareket edildiğine dair bir eylem ve işlemde bulunmadığından davacının tazminat isteminin reddi gerekirken aksi yönde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy