(1602 S. K. m. 21) (2709 S. K. m. 129) (1632 S. K. m. 71)
Davacı 10.03.2004 tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1986 yılında Subay nasbedildikten sonra çalışmalarının basari ile dolu olduğunu, 1.9.2003 tarihinde kuruluşu tamamlanan
.. personel mevcudunun 5 olduğunu, ancak sadece kendisinin olmasına rağmen hem öğretmenlik, hem kurul başkan vekilliği hem de perakende görevleri yaptığı bir dönemde
.K.nın bir ay içerisinde dört adet savunma verdiğini, savunmaların 3 ünün ayni tarihli olduğunu, iki adet savunmaya karşılık cezai müeyyide uygulanmadığını, 2 adedinde ise uyarı cezası ile cezalandırıldığını, cezalara itiraz ederek kaldırılmasını için
ve
K.lığına dilekçe ile yaptığı başvurunun da reddedildiğini, yanıtın 12.01.2004 tarihinde kendisine tebliğ edildiğini, uyarı cezasına konu disiplin kabahatinin 19.11.2003 tarihinde Ankarada olmaması şeklindeki eyleminde, aynı tarihte Ankarada bulunduğunu, cezanın da müruru zamandan sonra verilmesi sebebiyle kanuna aykırılık teşkil ettiğini, diğer uyarı cezasına konu eylemin ise 1-5/12/2003 tarihlerinde Ilıca/Erzurumda olmaması olduğunu, ancak emrin kendisine 01.12.2003 saat 11:30da tebliğ edildiğini, olay gününe kadar kendisine tebliğ edilmiş emrin bulunmadığını belirterek her iki disiplin cezasının hukuka aykırı olması sebebiyle yok sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dosyası ile özlük dosyalarının incelenmesinden; davacının Harp Akademileri Komutanlığında icra edilen Allied Action 2003 tatbikatının katılmayı müteakip Ankarada Kıta ziyaretlerine katılmasının istenilmesi üzerine bir gün geç katılması eylemi nedeniyle 18.12.2003 tarihinde savunmasının istenildiği, davacının 24.12.2003 tarihli yazılı savunmasını sunması üzerine,
...K.lığının 25.12.2003 tarihli ceza kararı ile As.C.K.nun 162,163 ve 171 nci maddeleri uyarınca uyarı cezası ile cezalandırıldığı, yine
.K.lığının 18.12.2003 tarihli yazı ile 1-5/12/2003 tarihleri arasında 3 ncü Or.Uls.Oto.A.K.lığınca (ılıca) Mobil eğitime katılması gerektiği halde katılmaması sebebiyle yazılı savunmasının istenildiği, davacının 24.12.2003 tarihli yazılı savunmasını sunması üzerine
...K.lığının 25.12.2003 tarihli ceza kararı ile As.C.K.nun 162,163 ve 171 nci maddeleri gereği uyarı cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, her iki disiplin cezasının davacıya 26.12.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacının disiplin ceza kararlarına karşı itiraz etmesi üzerine
..K.lığının 30.12.2003 tarihli yazı ile bir üst disiplin amiri olan
.. K.lığına gönderilen itiraz dilekçesi üzerine
.K.liginin 06.01.2004 tarihli yazısı ile itirazların reddine karar verildiği ve davacıya 12.01.2004 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 129 ncu maddesinin üçüncü fıkrasında, Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz denildikten sonra, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır şeklinde istisnai bir düzenleme öngörülmüş; 1602 Sayılı AYİM Kanununun 21 nci maddesinin son fıkrasında da ... disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin Silahlı Kuvvetler mensupları yönünden ayrık bir düzenleme getirdiği, bu meyanda disiplin amirlerince emrindeki personele disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle verecekleri cezalarının yargı denetimi dışında tutulmasını öngördüğü açıkça anlaşılmaktadır. Bu pozitif düzenlemelerin doğal sonucu olarak da bu konuda açılacak iptal davasının inceleme kabiliyeti olamayacağı tabiidir. Hukuki durum böyle olmakla beraber, Türk Pozitif Hukukunda Anayasa ve yasalarda bazı idari işlemlerin yargı denetimi dışı olduğu belirtilmekte ise de, tüm idari işlemlerin yokluk haliyle sınırlı olarak yargı denetimine tabi olduğu yadsınamaz. Gerek AYİM in, gerek Danıştayın istikrar bulmuş içtihatlarına göre disiplin cezaları yokluk haliyle sınırlı olarak denetlenmekte, yokluk hali saptandığında işlemin iptaline karar verilmektedir.
İdari bir işlemin herhangi bir unsurunda görülen çok ağır derecede hukuka aykırılık ya da esaslı bir unsurdan yoksun olması anlamına gelen yokluk halinde işlem hiç yapılmamış, hukuk yaşamında doğmamış gibi değerlendirilir. Yokluk teorisine göre, işlemlerde geçerlilik koşulları ile varlık koşullarının birbirinden ayırt edilmesi gerekir. Birincisinin oluşmaması halinde işlem sadece iptal edilebilir nitelikte iken, varlık koşullarının oluşmaması halinde işlem yoktur. İşlemin oluşması için gerekli olan kurucu unsurların işlemde bulunması bir zorunluluk ve bizatihi işlemin varlık sebebidir.
Somut olayda ise, davacının yok hükmünde olduğunun tespitini talep ettiği iki adet uyarı cezasının incelenmesinde, işlemin kurucu unsurlarında ağır ve bariz bir sakatlığın bulunmadığı, eylemlerle ilgili savunma hakkı tanındığı, usulüne uygun yazılı savunmalarının tespit edildiği, yetkili disiplin amirince As.C.K.nun 171 nci maddesindeki, cetvelde belirtilen sınırlar içerisinde ceza takdir edildiği görülmekle tesis edilen işlemlerin yok hükmünde sayılmasını gerektirecek bir husus tespit edilmemiştir.
Davacı kıta ziyaretine geç katılmak fiiline ilişkin cezanın zamanaşımına uğradıktan sonra takdir edildiğini beyan etmişse de; disiplin amirince 19.11.2003 tarihli eylemle ilgili olarak araştırma ve soruşturma yapıldığı, davacının savunmasının 18.12.2003 tarihli yazı ile talep edildiği, bazı belgelerin davacıdan istenildiği dikkate alındığında 1632 sayılı yasanın 179 ncu maddesinde belirtilen fiil tahkikatı mucip ise bu husus için itiraz eden zamanın ceza zamanı aşımı süresi olan bir aya dahil olamayacağı düzenleme karşısında davacının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir. Diğer eylemi sebebiyle ileri sürdüğü hususların ise ancak iptal davasına konu olabilecek ve incelenebilecek olması nedenleriyle yokluk halinin bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Bunun yanısıra, bu cezaların maddi fiille örtüşmediği ve isabetli olmadığı yolunda görüş bildirilmiş ise de, yargı yerinin yerindelik denetimi yapamayacağına ve idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyeceğine ilişkin 1602 sayılı Kanunun 21/son maddesi karşısında, açık ve ağır maddi/fiili yokluk hali bulunmadığından, denetiminin yapılamayacağı değerlendirilmiştir.
Davacının dilekçesinde bahsettiği diğer iki olayda savunma alındıktan sonra herhangi bir ceza verilmediği gibi, hukuksal sebepler bölümünde bunlara temas edilmediği dikkate alınarak, esasen iptal davasına konu edilmesi de mümkün olmayan bu hususların denetimi yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, 1602 sayılı AYİM Kanununun 21 nci maddesine göre maddi ve fiili yokluk söz konusu olmayan disiplin cezalarının denetiminin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Disiplin cezalarının yok hükmünde sayılmasına ilişkin inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy