(5434 S. K. m. 44, 45, 56)
Davacı vekili, 14.05.2003 tarihinde kayda geçen dava ve 07.07.2003 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik görevi sırasında tatbikat esnasında askeri araç ile trafik kazası geçirerek yaralandığını, gördüğü tedaviler sonucunda sakatlığı iyileşmeden askerlik süresinin dolması nedeniyle terhis edildiğini, halen kolunda plastik levhalar olup kulaklarının duymadığını, çocuk yapma kabiliyetini yitirdiğini, müvekkiline vazife malulü aylığı bağlanması için yaptıkları başvuruya davalı kurumun reddettiğini bunun hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini ve biriken aylıkların toptan ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 23.02.2004 tarihinde kayıtlara geçen başka bir dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunmuş ise de; 1602 sayılı Kanunun 48/3 ncü maddesinde belirtilen süre dışında duruşma talebinde bulunulması ve 48/4 ncü maddesine göre Mahkeme heyetince de resen duruşma yapılmasına lüzum görülmemesi nedenleriyle duruşma yapılmamıştır.
Dava ve tahsis dosyalarının incelenmesinden; GATA Sağlık Kurulunun 28.03.1977 gün ve 1799 sayılı raporunda davacı hakkında sol ön kol çift kirik eski ameliyatlısı tanısı ile C/59 sonunda muayene kaydı ile bir buçuk ay hava değişimi kararı verildiği terhis belgesinde davacının 07.05.1978 tarihinde sağlam olarak terhis edildiğinin yazılı olduğu GATA Haydarpaşa Eğitim hastanesi Ortopedi servisinde davacı hakkında 15.10.1976 tarihinde düzenlenen hasta müşahede kağıtlarında, davacının 5.9.1976 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu yaralandığının belirtildiği, aynı hastanede düzenlenen 18.10.1976 tarihli hasta taburcu teskeresinde 1- Sol Ön Kol Çift kirik ameliyat nehahati, 2- Kafa travması tanısı ile C/59 (SMK) iki (2) ay hava değişimi şubesine taburcu kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Malullük ve vazife malullüğü konuları 5434 sayılı Kanunun 44 ve 45 nci maddelerinde düzenlenmiştir. 5434 sayılı Kanunun 44 ncü maddesine göre her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere malul denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. Vazife malullüğü konusunu düzenleyen aynı Kanunun 45 nci maddesinde de 44 ncü maddede yazılı malullüğün iştirakçilerine yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması veya vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olması halinde buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü deneceği belirtilmiştir.
Açıklanan mevzuat karşısında vazife malulü olması için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: Malul hale gelmek ve bu maluliyetin vazifenin neden ve etkisinden meydana gelmiş olması. Şayet bu koşullardan biri mevcut değil ise vazife maluliyetinden söz edilemeyecektir.
Dava konusu olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın öncelikle malul hale gelip gelmeme noktasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Zira davacının askerlik görevi devam ettiği sırada 05.09.1976 tarihinde askeri araç trafik kazasında yaralandığı sabit ise de; yapılan tedavileri sonrasında askerliğe devam ettiği ve sağlam olarak terhis edildiği anlaşılmaktadır. Davacı kaza geçirdiği tarihte yaklaşık altı aylık askerdir ve kaza sonrasında toplam 8 ay hava değişimi kullandıktan sonra askerlik hizmetine devam ettiği ve 07.05.1978 tarihinde sağlam yani askerliğe elverişli olarak terhis edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının askerliğe elverişli olup olmadığının bugün itibariyle tespiti mümkün ise de; terhis tarihinden itibaren 26 yıldan fazla bir sürenin geçmiş olması, aradaki bu süre boyunca davacının sağlık durumunda meydana gelen değişikliklerin ayırt edilmesinin mümkün olmaması ve yapılan tedavileri sonunda askerlikten sağlam olarak terhis edilmesi karşısında davacı vekilinin bu yöndeki talebi kabul edilmemiştir.
Diğer yandan her ne kadar davacı vekili, davacının tatbikat esnasında askeri araç ile trafik kazası geçirdiğini iddia etmiş ise de; GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine ait hasta müşahade belgelerinde Hikayesi kısmında hastanın ifadesine göre 05.09.1976 günü banyoya giderken reonun freni patlamış ifadesine yer verildiği, bu durumda davacının geçirdiği trafik kazısının vazifenin sebep ve tesirinden kaynaklanmadığına da karar verilmiştir. Daha açık bir ifadeyle davacı malul hale gelmediği gibi yaralanma şeklinin de vazifenin sebep ve etkisiyle meydana gelmediği, dolayısıyla davalı kurum tarafından tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy