(657 S. K. m. 141, 143) (1602 S. K. m. 35) (AYİM 3. D. 18.12.2003 T. 2003/819 E. 2003/201 K.)
DAVA KONUSU: Tutuklulukta geçen sürelerde eksik ödenen aylıkların ödenmesi istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: Usul yönünden; Davacının beraatine ilişkin kararın 23.08.2003 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılması veya idari müracaatta bulunulması gerekmesine karşın davacı vekilinin bu süre geçirildikten sonra 23.12.2003 tarihinde idari müracaatta bulunması nedeniyle davada süre aşımı bulunduğu belirtilerek öncelikle davanın süre aşımı yönünden reddi savunulmuştur.
Esas yönünden: 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 141 ve 143 ncü madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının göreve tekrar başlaması söz konusu olmadığından, tutuklulukta eksik ödenen aylıkların tam olarak ödenmesinin mümkün olmadığı, davacının eksik ödenen aylıklarını alabilmesi için hakkında memuriyetten çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilmesi gerektiği, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek davanın reddi savunulmuştur.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Usul yönünden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 141 nci maddesi gereğince bir suçtan tutuklanan devlet memuruna aylığının üçte ikisinin ödeneceği, 143 ncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde ise kesilmiş olan üçte birlik kısmın ödenmesinin gerektiği, bu işlemin idare tarafından resen ve Kanunun ödeme için bir süre öngörmemesi nedeniyle her zaman yapılabileceği, diğer yandan idarenin eksik aylıkları kendiliğinden ödememesi durumunda ilgilinin talebi üzerine ödemek zorunda olduğu, bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin davada süre aşımı bulunduğu iddiasının iyi niyetten yoksun olduğu, davacı vekilince 23.12.2003 tarihi itibariyle, eksik ödenen aylıkların ödenmesi talebinin zımnen reddedilmesi üzerine 60 günlük dava açma süresi içinde 17.03.2004 tarihinde davanın açılmış olması nedeniyle sure aşımının bulunmadığı,
Esas yönünden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 141 ve 143 ncü maddeleri gereğince davacıya, beraat ettiği yargılama nedeniyle tutuklandığı, 30.03.2000 tarihinden devlet memurluğundan ilişiğinin kesildiği 06.02.2001 tarihine kadar süre içerisinde eksik ödenen aylıklarının ödenmemesi işleminin sebep unsuru yönünden aykırılıkla sakatlandığı belirtilerek işlemin iptali ile 23.12.2003 tarihinden itibaren eksik ödenen aylıkların yasal faizleriyle birlikte ödenmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesince Raportör Üye Hak.Yb. M. Aydan AL'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 25.02.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle, davacının Ankara İç Tedarik Bölge Başkanlığında sivil memur (maaş mutemedi) olarak görev yapmakta iken, hakkında yapılan kovuşturma nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi tarafından 30.03.2000 tarihinde tutuklandığını ve yargılama devam ederken aynı mahkeme tarafından 17.04.2001 tarihinde tahliye edildiğini, yargılama sırasında davacının MSBlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 19.01.2001 tarih ve 2001/3 sayılı kararı ile devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiğini, müteakiben dava dosyasının görevsizlik kararı ile gönderildiği Ankara 7 nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraatine karar verildiğini, davacının tutuklandığı 30.03.2000 tarihinden ilişiğinin kesildiği 06.02.2001 tarihine kadar eksik ödenen aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin yaptıkları başvuruya rağmen ödemenin yapılmadığını, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek tutuklulukta geçen sürelerde eksik ödenen aylıkların ödenmesi gerektiği tarihten işleyecek yasal faizleriyle birlikte ödenmemesi işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare tarafından davada süre aşımı bulunduğu ileri sürüldüğünden kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle öncelikle bu husus incelenmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 141 nci maddesi bir suçtan tutuklanan devlet memuruna aylığının üçte ikisinin ödeneceğini, 143 ncü maddesinde sayılan durumların gerçekleşmesi halinde kesilmiş olan üçte birlik kısmın ödeneceğini düzenlemektedir. Davacının yargılandığı suçtan beraatine ilişkin hükmün kesinleştiği, 23.03.2003 tarihinden itibaren davalı idarenin eksik aylıktan ödeme, davacının da ödemeyi talep hakkı doğmakla birlikte, idarenin yükümlülüğünü mutlaka 23.09.2003 tarihinde yerine getirmesi gerektiği, bu tarihte bir ödemenin yapılmamış olması nedeniyle davalı idare tarafından olumsuz bir işlemin tesis edildiğinin kabulü ile bu tarihin dava süre aşımının başlangıcı olduğu sonucu çıkarılamaz. Davalı idare hükmün kesinleşme tarihinden müracaat tarihine kadar olumlu ya da olumsuz bir işlem tesis etmeyerek hareketsiz kalmıştır. Bu nedenle davacının müracaatı AYİM Kanununun 35/b maddesi kapsamında idari makama bir işlemin yapılması için başvuru niteliğinde olduğundan, 17.02.2004 tarihinde eksik ödenen aylıkların ödenmesi talebinin zımnen red işlemini takibeden 60 günlük dava açma süresi içerisinde bulunan 25.02.2004 tarihinde açılmış olması nedeniyle davada süre aşımı bulunmadığı kabul ve sonucuna ulaşılmıştır.
Dava dosyası ile özlük dosyasında bulunan belgelerden; davacının resmi evrakta sahtekarlık suçunu işlediği iddiasıyla hakkında dava açılması üzerine 30.03.2000 tarihinde tutuklandığı, 17.04.2001 tarihinde tahliye edildiği, yargılamasına bu tarihten sonra tutuksuz devam edildiği, tutuklu kaldığı sürede aylıklarının 2/3 oranında ödendiği, tutukluluk hali devam ederken MSB Yüksek Disiplin Kurulu'nun 19.01.2001 tarihli kararı ile devlet memurluğundan çıkarılarak 06.02.2001 tarihinde ilişiğinin kesildiği, dava dosyasının görevsizlik kararı ile gönderildiği Ankara 7 nci Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2003 tarihli kararı ile beraat kararının verildiği, bu kararın 15.09.2003 tarihinde sanık vekiline tebliğ edildiği ve 15.09.2003 tarihinde kararın kesinleştiği, davacı vekilinin AYİM kayıtlarına 14.11.2003 tarihinde giren yargılamanın yenilenmesi talebinin AYİM 3 ncü Dairesinin 18.12.2003 tarih ve Esas: 2003/819, Karar: 2003/201 sayılı kararı ile reddedildiği, müteakiben davacı vekilinin 19.12.2003 tarihinde eksik ödenen özlük haklarının ödenmesi talebinin zımnen 17.02.2004 tarihinde reddedildiği anlaşılmıştır.
Dava konusunun esasını oluşturan uyuşmazlığa ilişkin 657 sayılı Devlet Memurlar, Kanununun 141 nci maddesi; görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisinin ödeneceğini, bu gibilerin Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam edeceklerini, 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan öçte birinin kendilerine ödeneceğini ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmının, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirileceğini düzenlemektedir.
Kanunun 143 ncü maddesi de; soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenlerin; yargılamanın men'ine veya beraatına karar verilenlerin, hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanların, görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenlerin; bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılacağını öngörmektedir.
Davacının görevden uzak kalması, yargılandığı suç nedeniyle tutuklanması nedenine dayalı olduğundan ve yargılama sonucu beraat ettiğinden; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 143/b maddesinde beraatına karar verilenlerin ifadesine yer verilmesi nedeniyle davacının tutuklandığı andan devlet memurluğundan çıkarıldığı tarihe kadarki döneme ilişkin eksik aldığı aylıkların davacıya ödenmesi gerekmektedir. Söz konusu ödemenin yapılabilmesi için davalı idarenin savunmasında belirtildiğinin aksine yeniden göreve başlama gibi bir şart bulunmamaktadır. Kanunun 141 nci maddesi aylıkların kesilmiş olan üçte birinin ödenmesi için 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmiş olmasını yeterli görmüş ayrıca memuriyete yeniden başlama koşulunu aramamıştır. Kanunun 143 ncü maddesi görevden uzaklaştırılan devlet memurunun tekrar göreve başlamasını sorunlu kılan halleri düzenlemekle birlikte Kanunun 141 nci maddesinin atfı ile aynı zamanda eksik ödenen aylıkların hangi hallerde ödeneceğini de belirlemiş olmaktadır. Davacı her ne kadar MSB Yüksek Disiplin Kurulu'nun kararı ile devlet memurluğundan çıkarılmış ise de, görevinden uzak kalmasının, yargılama sırasında tutuklanması nedenine bağlı olması ve yargılama sonunda beraat etmesi karşısında eksik ödenen aylıkların ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu nedenle davacıya, beraat ettiği yargılama nedeniyle tutuklandığı, 30.03.2000 tarihinden, devlet memurluğundan ilişiğinin kesildiği 06.02.2001 tarihine kadarki süre içerisinde eksik ödenen aylıklarının ödenmemesi işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı anlaşıldığından, işlemin iptaline ve eksik ödenen aylıkların yasal faizleriyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının tutuklandığı 30.03.2000 tarihinden, devlet memurluğundan ilişiğinin kesildiği 06.02.2001 tarihine kadarki süre içerisinde eksik ödenen aylıklarının ödenmemesi isteminin İPTALİNE,
2. Davacıya eksik ödenen aylıklarına hak ediş tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine,
3. 1602 sayılı AYİM Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri daha) davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, Ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulduğundan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4. Davacı tarafından peşin yatırılan 35 YTL (Otuzaltı Yeni) Türk Lirası) harcın istemi halinde davacıya İADESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 11 YTL (Onbir Yeni Türk Lirası) posta pulu bedelinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6. Davanın karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 350 YTL (Üçyüzelli Yeni Türk Lirası) Avukatlık ücretinin davalı kurumdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7. Özlük ve sicil dosyasının aynı usulle iadesine,
24 ŞUBAT 2005 tarihinde üye P.Kur.Alb. Necati YÜKSEL'in karşı oyu ve OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Ankara 7 nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından davacının beraatine karar verilmiş, bu karar sanık vekiline 15.09.2003 tarihinde tebliğ edilmiş, yasal süre içerisinde temyiz yoluna başvurulmadığından 23.09.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme ile birlikte tutuklulukta geçen sürelerde eksik ödenen aylıkların ödenmesi talep edilebilir hale gelmiştir.
Davacı 1802 sayılı AYİM Kanununun 35 nci maddesine göre 23.09.2003 tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açması ya da idari müracaatta bulunması gerekirken bu süre geçtikten sonra 23.12.2003 tarihinde kayda geçen dilekçe ile idari müracaatta bulunmuştur. Bu nedenle süresi içinde açılmayan davanın süre aşımı yönünden reddi gerekmektedir.
Davacı hakkında Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 19.01.2001 tarih ve 2001/3 sayılı kararı ile Memuriyet ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak suçunu işlediği sabit görülerek devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacının bu karara karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açmış olduğu iptal davasının, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1 nci Dairesinin 10.07.2001 gün ve E:2001/335, K:2001/848 sayılı kararı ile davacı hakkında tesis edilen işlemin 657 sayılı Kanunun 125 nci maddesinin Devlet Memurluğundan Çıkarma başlıklı (E) fıkrasının (g) alt bendinde düzenlenen hukuki nedene dayandığı, aynı Kanunun Ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi başlıklı 131 nci maddesinde belirtilen aynı olaydan dolayı memur disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza Kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz... hükmünü uygulayan idarenin, davacıyı devlet memurluğundan çıkardığını, söz konusu sahteciliğin ikna ve iğfal kabiliyetinin olup olmadığının ceza hukuku (cezalandırma) bakımından bir önemi olmakla birlikte, disiplin hukuku yönünden hiçbir öneminin bulunmadığı, bu bakımdan, davacıya isnat edilen suçun vasıf değiştirmesinin ya da sahtecilik suçunun unsur bakımından sabit sayılmamasının davacının işlediği kuşkusuz olan fiilini (davranış biçiminin) memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bir hareket teşkil ettiği maddi gerçeğini ortadan kaldırıcı bir mahiyette bulunmadığı ve davacı yönünden idarece tatbik edilen yasa hükmünde hukuki isabet olduğu düşüncesi ile sayın çoğunluk görüşüne katılmadım. 24.02.2005 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy