(818 S. K. m. 113) (1086 S. K. m. 92)
Davacı vekili 06.04.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının uzman çavuş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başladığını, ancak sonradan hakkında düzenlenen sağlık raporuna dayanılarak sözleşmesinin feshedildiğini, emeklilik işlemi için gerekli evrakın gönderildiği T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün kararı ile adi malul aylığı bağlanamayacağının bildirildiğini beyanla işlemin iptaline ve ödenmeyen aylıkları ile emekli ikramiyesinin hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacı uzman erbaşın hakkındaki Tank uzman erbaş olamaz kararı üzerine sözleşmesi feshedilerek terhis edildiği, evrakının gönderildiği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce Kişinin mevcut sağlık durumu çalışmaya engel değildir. Başka kurumlarda ve islerde çalışabilir. Bu nedenle durumu 5434 sayılı yasanın 44 ncü maddesi kapsamına girmez denilerek malullük aylığı baglanmamasi yönünde işlem tesis edildiği, davacının işlemin iptali ve ödenmeyen aylıkları ile emekli ikramiyesinin hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi için bu davayı açtığı görülmektedir.
Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması istemi, AYİM 3 ncü Dairesinin 21.04.2004 tarih ve Gensek:2004/915, Esas No:2004/515 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davalı kurumun 06.12.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen yazılarında, Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun 16.05.2003 tarih ve 328, 24.07.2003 tarih ve 548 sayılı kararlarının iptaline karar verildiği ve davacının durumunun 18.10.2004 tarih 180675 sayılı işlem ile yeniden incelenerek toplam 15 yıl 3 ay hizmetine karşılık 7 nci derece 3 ncü kademe intibakı üzerinden 15.08.2003 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ve emeklilik ikramiyesinin de tahakkuk ettirilerek ödendiği bildirilmiştir. Davacının maaşının bağlanması kısmı kabul olarak değerlendirilmiştir.
Kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesi olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 92 nci maddesinde tanımlanmış olup uyuşmazlığı kesin surette sona erdiren, davanın esasına girilmesini önleyen ve kesin hükmün tüm sonuçlarını doğuran taraf beyanıdır.
Davacının adi malûliyet aylığının bağlanması ile davacının bu yöndeki isteminin davalı idarece kabul edilmesi nedeniyle adi malûliyet aylığının bağlanmamasına dair işlemin iptali istemi ile ilgili olarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan davalı kurumun, davacının faiz istemine ilişkin bir kabul beyanı bulunmadığından, uyuşmazlığın konusunu adi malûliyet aylığının bağlanmaması nedeniyle faiz ödenip ödenmeyeceği hususu oluşturmaktadır.
Bilindiği üzere, konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten ödemesinin yapıldığı tarihe kadar bir süre geçmiş olabilir. Verilmesi gereken hakkin doğum tarihi ile verildiği tarih arasında bir süre geçmiş ise alacaklının mal varlığında bir eksilme meydana gelmiş olacaktır ve bu eksilmenin telafisi gereklidir. İşte faiz, borçlunun borcunu ödemesi gereken tarih ile ödediği tarih arasındaki süreden faydalanması nedeniyle alacaklıya, kanun veya sözleşme gereğince ve bir oran dahilinde olmak üzere ödenmesi gereken para miktarıdır. Faiz borcu hukuki mahiyeti itibariyle feri bir borçtur. Zira faiz borcunun doğum ve hatta kural olarak varlığı, asıl borcun doğum ve varlığına bağlıdır. Faiz alacağın bir bölümü olmayıp, onun feri niteliğinde ve fakat ayri bir alacaktır. Faizin talep sekli Borçların ferilerin sükûtu başlıkla Borçlar Kanununun 113 ncü maddesinde düzenlenmiştir.
Her ne kadar davalı kurum 5434 sayılı Kanunda Sandıktan olan alacakların faizi ile birlikte ödeneceğine dair bir hüküm yer almadığını belirtmekte ise de; yukarıda açıklandığı üzere davacıya ödenen asıl alacağının (aylıklarının ve emekli ikramiyesinin) haksız ve geç ödenmesinden kaynaklanan mal varlığındaki eksilmenin telafisine yönelik olarak yasal faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacının adi malûliyet aylığının bağlanmaması işleminin iptali istemi ile ilgili olarak davanın esası hakkında bir karar verilmemiş ise de; faiz konusunda kabul bulunmaması, faiz yönünden uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi nedeniyle, Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili lehine avukatlık ücretinin tamamının ödenmesi hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1. Adi malûliyet kararının iptaline ve adi malûliyet aylığının bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali istemi hususunda 1602 sayılı Kanunun 56 nci maddesi delaletiyle H.U.M.K.nun 91-95 nci maddeleri uyarınca kabul nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer OLMADIĞINA,
2. Davacının bağlanmayan adi maluliyet aylıkları ile emekli ikramiyesine hak ediş tarihinden 15.08.2003 ödeme tarihine kadar YASAL FAİZ ÖDENMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy