(2709 S. K. m. 125)
Davacının, 05.04.2004 tarihinde Bursa 2 nci İdare Mahkemesinde ve bu yolla 08.04.2004 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Işıklar Askeri Lisesi Komutanlığında görev yapmakta olduğunu, gözetmen olarak görevli olduğu bir sınavda kopya çektiği gerekçesiyle bazı öğrenciler hakkında işlem yaptığını, ancak bu öğrencilerden birine Okul Disiplin Kurulunca okuldan ilişiğinin kesilmesi cezası verilmesi gerekirken daha hafif bir ceza verilmesinin, kişisel saygınlık ve inanılırlığını zedelediğini ve özlük haklarına tecavüz edildiğini iddia ederek, 38 milyar TL manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.
Dava dosyası ile idarenin savunma ekinde gönderdiği gizlilik dereceli belgelerin incelenmesinden; Bursa Işıklar Askeri Lisesi Komutanlığında görevli olan davacının, 04.03.2004 tarihinde yapılan 3 ncü sınıf Edebiyat sınavında gözetmen öğretmen olarak görev yaptığı, sınav esnasında
. apolet numaralı
.. ve
. apolet numaralı
.in konuştuklarını tespit ederek tutanak tutulmasını sağladığı, Öğretim Başkanlığınca tutanağın 10.03.2004 tarihinde Okul Komutanlığına gönderildiği, K.K.K.lığı Orta Dereceli Askeri Okullar Disiplin Yönergesi gereği, ikinci kez kopya çektiği gerekçesiyle 3 ncü sınıf öğrencisi 1083 apolet numaralı
ın Disiplin Kuruluna sevk edildiği, 24.03.2004 tarihinde toplanan Disiplin Kurulu tarafından; Konuşma eyleminin sınavın son 3-4 dakikası içerisinde meydana geldiği, her iki öğrenci arasında 2,5-3 metre mesafe olduğu, aralarında 1 ve 2 nci sınıftan öğrencilerin bulunduğu, sınavın metin tipi olduğu, metin tipi sınavda 5-10 saniyelik konuşma ile kopya çekmenin mümkün olmadığı, inceleme sonucunda sınav kağıtları arasında kopya olabilecek bir benzerlik bulunmadığı, olayı gözlemleyen davacının uzaktan dudak hareketlerine dayanarak tespitte bulunduğu, tutanağı imzalayan diğer personelin konuşmaya şahit olmadığı, davacının olaydan sonra öğretim başkanı ve öğrenci amirinin bulunduğu bir ortamda kopya olayı ile ilgili olarak hissi davrandığını beyan ettiği hususları göz önüne alınarak, yapılan eylemin Kopya çekmek olmayıp sınav talimatına aykırı hareket etmek kapsamına girdiğine oyçokluğuyla karar verildiği ve öğrenci Yunus BAKIRın Okul Komutanının azami yetkisi olan 4 hafta sonu izinsizlik cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, K.K.K. Orta Dereceli Askeri Okullar Disiplin Yönergesi 3 ncü Bölüm 12 nci madde (g) bendinde kopya eylemi ile ilgili olarak, belge olmadığı ahvalde öğrenciyi yakalayan öğretmenin (görevli diğer personelin) kanaati yeterlidir hükmü bulunduğunu, Disiplin Kurulunca bu amir hükme rağmen kopya çekildiğine dair tanıklığına itibar edilmemesinin, kişisel saygınlık ve inandırıcılığını zedelediğini ileri sürmektedir.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş; bu esasların tespiti doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Doktrin ve yargı kararları idarenin sorumluluğunu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırmaktadır. Her iki ilke için de geçerli olmak üzere genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Bu durum karşısında, Anayasanın 125 nci maddesi uyarınca, idarenin tazmin sorumluluğunun oluşabilmesi için öncelikle davacının manevi tazminat istemine konu olabilecek manevi zararın mevcut olması gerektiği açıktır. Manevi zararın, kişinin bedensel, ruhsal bütünlüğü yanı sıra kişilik haklarının konusuna giren kişisel onur, şeref ve saygınlık gibi değerlere saldırılar sonucu kişinin manevi varlığında oluşan zarara karşılık geldiği hukuki bir olgudur. Bu bağlamda, davacının, sınav esnasında iki öğrencinin kopya çektiği kanaatiyle öğrenciler hakkında tutanak tutulmasını sağlaması sonrası, her iki öğrencinin eyleminin kopya çekmek değil de sınav talimatına aykırı hareket etmek şeklinde değerlendirilerek 4 hafta sonu izinsizlik cezası verilmesinde davacının ruhsal bütünlüğü veya kişilik haklarını ihlal edecek bir durum olmadığı ve bu bakımdan davacının manevi varlığının zarar gördüğünü makul ölçütlerle söylemeye olanak olmadığı ve bu bağlamda manevi zararın oluşmaması sebebiyle davalı idarenin tazmin sorumluluğunun da söz konusu olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle
Yasal dayanaktan yoksun davanın reddine. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy