(1111 S. K. Ek m. 1, 3)
Davacı vekili 03.05.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının dövizle askerlikten yararlanmak üzere 22.04.1998 tarihinde T.C. Münih Başkonsolosluğuna müracaat ettiğini, başvurunun kabulü üzerine 01.10.1998 - 01.11.1998 tarihleri arasında temel eğitimini tamamlayarak geçici terhisinin yapıldığını, ilk taksit tutarını temel eğitimden önce yatırdığını, kalan 6.800 markı da 1999 yılı sonu veya 2002 yılı başlarında, 38 yaşını doldurmadan önce yatırdığını, davacının dövizle askerlik koşullarını yerine getirdiğini, davacının bedelin tamamını ödeyinceye kadar 1 takvim yılının yarısından fazlasını Türkiyede geçirmediğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek ederek, işlemin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 3 defa yürütmenin durdurulması talebinde bulunmuş; bu talepler AYİM 3 ncü D.nin 27.05.2004 tarih ve Gensek:2004/1249, E:2004/623, 3 ncü D.nin 30.06.2004 tarih ve Gensek:2004/1249, E:2004/623, ve Nöbetçi Dairenin 04.08.2004 tarih ve Gensek:2004/1249, E:2004/120 sayılı kararları ile reddedilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere 22.04.1998 tarihinde T.C. Münih Başkonsolosluğuna başvurduğu, ilk taksiti ödeyerek 01 Ekim 1998 - 01 Kasım 1998 tarihleri arasında temel eğitimini tamamlayarak geçici terhis edildiği, davacının dövizle askerlik son taksitini yatırmak üzere T.C. Münih Başkonsolosluğuna müracaat ettiği, ancak davacının 1998-2000 yıllarında 6 aydan fazla yurt içinde kaldığının anlaşılması üzerine davacının taksit ödemesinin kabul edilmediği, durumun Bartın Askerlik Şubesi Başkanlığına bildirilmesi üzerine, davacının dövizle askerlik kapsamından çıkartılması için Asker alma Daire Başkanlığına teklif yapıldığı, Asker alma Daire Başkanlığının yaptığı araştırmada Emniyet Genel Müdürlüğünün 14.05.2001 tarihli yazısı ekinde gönderilen 01.01.1996-08.05.2001 tarihleri arasındaki yurda giriş-yurt dışına çıkış kayıtlarından davacının 1998, 1999 ve 2000 yıllarında 6 aydan fazla yurt içinde kaldığının tespit edilmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığı tarafından 25.05.2001 tarihinde 1111 sayılı Kanununun Ek-1 nci maddesi uyarınca dövizle askerlik kapsamından çıkartıldığı, davacı vekilinin davacının dövizle askerlik kapsamından çıkarılması işleminin iptali istemiyle işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
21.05.1992 tarihli 3802 sayılı Kanunun 5 nci maddesi ile değişik 1111 sayılı Askerlik Kanununun Ek-1 nci maddesinde; Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere yaptıkları başvuruları kabul edilen yükümlülerden; gereken şartları taşımadıkları anlaşılanlar, ödemeleri gereken yabancı ülke parasını yönetmelikte belirtilen sürelere uygun ödemeyenler, belirtilen yaş sınırı sonuna kadar temel askerlik eğitimini yapmayanlar, ücret veya maaşları yurt içinden transfer edilenler, yabancı ülkelerde resmi bir görevle bulunanlar, dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için gereken yükümlülüklerinin devamı süresince toplam olarak her takvim yılının yarısından fazlasını yurt içinde geçirenler, yurda kesin dönüş yapanlar, istekleriyle vazgeçenler, askerliğe elverişsiz oldukları tespit edilenler; Milli Savunma Bakanlığınca dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılarak, durumlarına uygun askerlik işlemine tabi tutulurlar hükmü bulunmaktadır. Aynı kanunun 21.05.1992 tarihli 3802 sayılı kanun ile değişik EK-3 ncü maddesinde; Bu Kanunda belirtilen esaslara göre dövizle askerlik hizmetinden istifade edebilecek veya edemeyecek yükümlüler ile ilgili şartlar, ödeme işlemleri, toplanan dövizin kullanılması, celp, sevk, eğitim, izin, sağlık, özlük hakları, geçici ve kesin terhis işlemleri, geri ödeme ile ilgili işlemler, hizmet hesabı, olağanüstü hallerde göreve çağırma, beyan edilen belge ve bilgilerin doğruluğunun araştırılması, yurt içinde ve yurt dışında yürütülen faaliyetlerin denetlenmesi usulleri ile diğer işlemler, Bakanlar Kurulunca, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir hükmü yer almaktadır.
1111 sayılı Kanunun Ek-3 ncü maddesi uyarınca yürürlüğe konan ve 12.01.1993 tarih ve 21463 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Dövizle Askerlik Hizmetinin Uygulanması Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 4/ü maddesinde; Yükümlülük, yükümlülerin, temel askerlik eğitimini yapmaları ve başvuru sırasında belirlenen ödeme takvimine uygun olarak 10.000 Alman Markı veya karşılığı yabancı ülke parasını ödemeleri olarak tanımlanmıştır. 4/z maddesinde ise, Kesin dönüş: bulundukları yabancı ülkelerden yurda nakli hane etmeyi veya dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için gereken yükümlülüklerini tamamlamadan her takvim yılında toplam olarak altı aydan fazla yurt içinde bulunma olarak tanımlanmıştır. Aynı yönetmeliğin 26 ncı maddesinde dövizle askerlik hizmetinden çıkarılma şartları sayılmış ve 1 nci fıkrasının a bendinde yükümlülük süresi içerisinde dövizle askerlik hizmetinden yararlanma şartlarından herhangi birini yerine getirmeyenlerin dövizle askerlik hizmetinden çıkarılacağı ifade edilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Pasaport Hudut İltica Daire Başkanlığının 14.05.2001 tarihli yazısı ekindeki davacıya ait yurda giriş ve yurtdışına çıkış kayıtları incelendiğinde, davacının 1998 yılında (bir aylık temel askerlik eğitimi ile birlikte) 8 ay 2 gün, 1999 yılında 11 ay 14 gün, 2000 yılında ise 10 ay 15 gün yurt içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının bu nedenle dövizle askerlik hizmetinden çıkarılıp çıkarılamayacağı noktasından kaynaklanmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 1111 sayılı Askerlik Kanunun Ek-1 nci maddesinin 3 ncü fıkrasında kapsamdan çıkarılacak hâller arasında dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için gereken yükümlülüklerin devam süresine toplam olarak her takvim yılının yarısından fazlasını yurt içinde geçirenler ile yurda kesin dönüş yapanlar ayrı ayrı gösterilmiş iken, Yönetmeliğin 4/z/4 ncü maddesinde altı aydan fazla yurt içinde kalma hali Kanundan farklı bir şekilde yurda nakli hane etme ile birlikte kesin dönüş sayılmıştır.
Askerlik mükellefiyeti altında olup da, dövizle askerlik hizmeti kapsamından yararlanmak için ilk taksitini yatırarak başvuranlardan ibraz ettikleri belgelere göre kapsama alınanların uyması gereken yükümlülükler, Yönetmeliğin 4/ü ncü maddesinde temel askerlik eğitiminin yapılması ve döviz borcunun tamamen ödenmesi olarak belirtilmiştir. Buna göre, ilgili temel askerlik eğitimini tamamlayıp döviz borcunun tamamen ödeyene kadar her takvim yılında altı aydan fazla yurt içinde kalmamalıdır. Aksi takdirde, kapsamdan çıkarılması gerekir.
Somut olayda davacının 1998 yılında ilk taksidi ödeyip temel askerlik eğitimini yaptıktan sonra yükümlülükleri sona ermeden önce özellikle 1999 ve 2000 yıllarında yurt içinde kaldığı süreler dikkate alındığında yukarıda açıklanan mevzuat kapsamında dövizle askerlik kapsamından çıkarılması işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili davacının döviz taksitlerini 1999 veya 2002 yıllarında ödediğini iddia etmiş ve buna ilişkin davacının ödemeye ilişkin dekontlarını duruşmada ibraz edeceklerini dilekçede belirtmiş ise de; ödemeye ilişkin herhangi bir dekont ibraz edememiştir. Kaldı ki davacının 1999 yılında son taksiti ödemiş olduğu iddiasının, T.C.Münih Başkonsolosluğunun 04.04.2001 tarihli yazısı karşısında gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Zira söz konusu Konsolosluk yazısında davacının son taksidini yatırmak için Münih Başkonsolosluğuna müracaat ettiği, ancak yurt içinde kaldığı süreler dikkate alınarak son taksit ödemesinin kabul edilmediği belirtilmiştir. Bu durumda davacının 1999 yılında döviz taksitlerinin tamamını ödediğini kabul etmek mümkün değildir.
Diğer yandan 2002 yılında ödemiş olsa dahi, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında yurt içinde kaldığı sürelerin her birinin 6 aydan fazla olması nedeniyle dövizle askerlik kapsamından çıkarılmasını engellemeyecektir. Zira 2002 yılından önce yükümlülükleri henüz sona ermemiştir.
Bu açıklamalar karşısında davacının yükümlülükleri sona ermeden önce her bir takvim yılında (1998, 1999 ve 2000 yıllarında) yurt içinde 6 aydan fazla kalması nedeniyle dövizle askerlik kapsamından çıkartılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy