(3466 S. K. m. 4, 13, 17) (926 S. K. m. 36, 65)
Davacı, 30 Eylül 2003 tarihinde Gümüşhane Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 06.10.2003 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; 2003 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olduğunu, 4 yıllık fakülte mezunu olması nedeniyle özlük haklarının yeniden düzenlenmesi yönünde 23 Eylül 2003 tarihli dilekçe ile başvurduğunu, bu başvurusunun reddedildiğini, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa ve 926 Sayılı TSK Personel Kanununa tabi personele öğrenimleri nedeniyle intibak hakkı tanındığını, kendisine de tanınması gerektiğini, 3466 Sayılı Kanunda böyle bir düzenleme bulunmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek intibakının yapılmaması işleminin iptali istemi ile dava açmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; TSKde Uzman Jandarma statüsü ile görev yapan davacının 02.06.2003 tarihinde Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olduğu, dört yıllık fakülteden mezun olması nedeniyle kademe ve derece ilerlemesinin yapılması için 20 Eylül 2003 tarihli dilekçe ile idareye başvuran davacıya J.G.K.lığının 11 Eylül 2003 tarihli yazısı ile red cevabı verildiği, bunun üzerine davacının intibakının yapılmaması işleminin iptali istemi ile AYİMde dava açtığı anlaşılmaktadır.
İdare hukukunun statülere dayanan objektif, düzenleyici ve kural işlemlerle oluşan dokusunda bir statüye giriş ve çıkış ile o statünün çerçevesinin çizilmesi ancak kanunlarla mümkündür. İçinde bulunulan statü, o kişinin genel hukuki durumunun o statünün tabi olduğu kanun çerçevesinde ele alınmasını gerektirmektedir. Devlet memuru statüsünde bulunan kişinin 657 Sayılı Devlet Memurları kanunu ve Subay ve Astsubay statüsünde bulunan personelin 926 Sayılı TSK Personel Kanunu kapsamında hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken Uzman Jandarma statüsünde bulunan davacının da içinde bulunduğu statüye bağlı olarak 3466 Sayılı Kanun kapsamında ele alınması gerekmektedir.
3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununun 13 ncü madde 2 nci fıkrasında; Askeri ve mülki sicil notu ortalaması sicil tam notunun %60 ve yukarısı olan uzman jandarmalara kademe ilerlemesi yaptırılır. Kademe ilerlemesi şartları 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa göre yapılır... hükmü bulunmaktadır.
Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinin 59 ncu maddesinde ise Uzman Jandarmalara nasıl ve hangi şartlarda kademe ilerlemesi yapılabileceği belirtilmiştir.
Aynı şekilde 3466 Sayılı Kanunun 17 nci maddesinde; açığa çıkarılan, tutuklanan veya firar ve izin tecavüzünde bulunan, cezası infaz edilmekte olan Uzman Jandarmalar hakkında 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 65 nci maddesi hükümlerine göre işlem yapılır. Kazâi ve idari kararlar neticesinde nasıp düzeltmesi, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 36 ncı maddesinin (a), (b) ve (e) bentleri hükümlerine göre yapılır. hükmü düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere gerek Uzman Jandarma statüsünü düzenleyen 3466 Sayılı Kanun ve gerek bu kanunun atıfta bulunduğu 926 Sayılı TSK Personel Kanunu hükümlerinde kademe ilerleme şartları ve aleyhe nasıp düzeltmeye bağlı olarak nasıp düzeltilme işlemleri belirtilmiş olup yüksek öğrenim nedeniyle intibak işlemleri hakkında herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
Bunun yanında 3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununun 4 ncü maddesinde statüye giriş şartları belirtilmiş olup, öğrenim açısından asgari bir şart (en az lise ve dengi okulu mezunu olmak) getirilerek, daha üzeri bir öğrenimde ilgili için bir farklılık düzenlenmemiştir. Bu madde kapsamında bakıldığında statüye girerken farklılık veya üstünlük yaratmayan bir durumun, bu konuda açık bir kanuni düzenleme mevcut değilken statü içinde farklılık ve üstünlük yaratacak bir durum olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir.
Davacı tarafından 3466 Sayılı Kanunda intibak işlemleri ile ilgili bir düzenleme yapmamanın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüş ise de; öncelikle belirtmek gerekir ki idari yargı yetkisi idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu denetimi ile sınırlı olup kanun koyucu yerine geçip kanun çıkarma gibi bir yetkisi mevcut değildir. Anayasal düzenlemelerde yer alan ve kuvvetler ayrılığı ilkesini koruyan hukuk devleti anlayışı da tartışmasız olarak bunu öngörmektedir. Bunun yanında Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği üzere, eşitlik ilkesi aynı hukuki durumda olanlara aynı kuralların uygulanması anlamına gelmektedir. Aynı durumda olanlara farklı uygulama yapılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturur. Burada açıklanan hukuk önünde eşitliktir. Uzman Jandarma statüsünde bulunan ve içinde bulunduğu statüye bağlı olarak 3466 Sayılı Kanuna tabi olan davacıya 926 Sayılı Kanun veya 657 Sayılı Kanunu ile bu kanunlara tabi statüde bulunanlara tanınan hakların tanınmamasında eşitlik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy