(1602 S. K. m. 20, 36, 44, 45)
Davacı, 19.03.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; 1991 - 1992 yıllarında askerlik hizmetini yaptığı sırada görevin etkisi ve nedeniyle ayaklarının donduğunu, Bingöl Devlet Hastanesinde tedavisinin yapılıp taburcu olduğunu, terhisini müteakip hastalığının nüksettiğini, GATA Hastanesi tarafından sağlam raporu verildiğini, ancak rahatsızlığının sürekli arttığını, mevcut haklardan yararlanabilmek için yeniden hakem hastanesine sevk edilerek rahatsızlığının saptanmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi 1602 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesi gereğince ilk incelemeye tabi tutulduktan sonra; AYİM Kanununun 45 nci maddesi gereğince karar verilmek üzere dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden davacının, 18.12.1991 tarihinde 4078 protokol numarası ile Bingöl Devlet Hastanesi Hariciye servisinde yatırılarak muayene ve tedavi edildiği, muayenesinde sağ ayak parmaklarında kangrene yaraların tespit edildiği, gerekli tedavilerinin yapılarak 26.12.1991 günü iki ay istirahat verilerek taburcu edildiği, aradan uzun bir süre geçtikten sonra davacının Samsun Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ederek Askeri Hastaneye sevkini sağladığı, GATA Hastanesi Kalp Damar Cerrahi servisinde muayene edildikten sonra Sağlık Kuruluna çıkartıldığı ve GATA Sağlık Kurulunun 15.12.2003 gün ve 8955 Sayılı raporu ile askerliğe elverişli olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin görevlerini belirleyen 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesinde; Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına askerî olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilik ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar... denmektedir. Yine aynı kanunun Dava açma süresi ni düzenleyen 40 ncı maddesinde; Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.... hükmünü amirdir. İdari davalar ve yargı yetkisinin sınırı başlıklı 21 nci maddede de 20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı, yetki sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karar bağlanır. İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz... hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin yargı görev ve yetkisi, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.
Davacının GATA sağlık kurulu raporuna karşı bir itiraz başvurusu ve bunun üzerine yeniden askeri hastaneye sevk edilmeme gibi bir durum söz konusu değildir. Davacı, talepleri ile ilgili bir idari başvuru yapmadan ve dava konusu olabilecek bir idari işlem tesis ettirmeden doğrudan mahkememizden hakem hastaneye sevk edilerek tekrar muayene ettirilmesini ve sağlık durumunun saptanmasını talep etmektedir. Davacının, hakkında düzenlenen GATA Sağlık Kurulunun 15.12.2002 gün ve 8955 sayılı raporunun iptali yönünde bir istemi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla iptal davasına konu olabilecek ve hukuka uygunluk denetimi yapılabilecek olumlu veya olumsuz bir idari işlem söz konusu değildir.
Yukarıda belirtilen hüküm esaslarına göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde Tam Yargı ve İdari işlem ve eylemlerden kaynaklanan hususlarda iptal davaları açılmaktadır. Tespit davaları ile ilgili hususlar 1602 sayılı AYİM Kanununda yer almamaktadır. Davacının askerdeki rahatsızlığı ile ilgili tespit istemi bulunmaktadır.
Ayrıca, dava dilekçesinin 1602 Sayılı AYİM Kanununun 36 ncı maddesinde belirtilen şekil şartlarına uygun olmadığı, tarafların ad soyad ve sınıf rütbe ve unvanlarının bulunmadığı, hasmın belirtilmediği, dilekçe ve eklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olması gerekirken tek suret olduğu, yazılı bildirim tarihinin de belirtilmediği, bütün bunların dilekçe reddi sebebi olduğuna da işaret etmekte fayda görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle
İdari davaya konu olabilecek bir işlem bulunmadığından DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy