(205 S. K. m. 26)
Davacı vekili 20.05.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesi ile 10.09.2004 tarihinde kayda giren cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1994 yılından itibaren TSKlerinde sözleşmeli J.Uz.Çvs. olarak görev yaptığını, son sözleşme döneminde sevk edildiği GATA Sağlık Kurulu tarafından Hipertansiyon tanısı konularak B/42 F1 Askerliğe elverişli değildir. kararı verildiğini, raporun kesinleşmesini müteakip davalı kuruma tam ve daimi malullük yardımı yapılması için müracaat ettiklerini, ancak taleplerinin reddedildiğini, duçar olduğu hastalık nedeniyle müvekkilinin sözleşmesinin feshedildiğini ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce adi malul kabul edilerek maaş bağlandığını, müvekkilinin gerek yas gerekse vasfı itibariyle başka bir işle meşgul olma imkanının bulunmadığını, durumunun sağlık kurulu ile ortaya konulmuş olmasına rağmen, davalı kurum tarafından yeniden ek rapor istenmesinin yasada yer almayan bir uygulama olduğunu belirterek müvekkiline tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmaması işleminin öncelikle yürütmesinin durdurulmasını ve iptalini talep ve dava etmiştir. AYİM Üçüncü Dairesi 02.06.2004 tarih ve Gensek No: 2004/1449, Esas No: 2004/722 sayı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Uzm. J.Çvş. olarak görev yapmakta iken hakkında GATA Sağlık Kurulunun 25.07.2003 tarih ve 3550 sayılı raporuyla Hipertansiyon tanısı ile B/42 F1 Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği ve söz konusu raporun J.Gn.K.lığı Sağlık Daire Başkanlığınca 10 Eylül 2003 tarihinde onaylandığı, sağlık nedeniyle ilişiği kesilen davacının vekilleri vasıtasıyla davalı kuruma başvurarak tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğu, davalı kurumun 06 Şubat 2004 gün ve Genel Müdür Yrd. Üye Hız.: 65360 (8310858) - (Hız. Sun.Md.) sayılı yazısı ile davacının 205 sayılı OYAK Kanunun 26 nci maddesindeki şartları taşıyıp taşımadığı hususunda GATA K.lığı Sağlık Kurulundan Ek Rapor istenildiği, GATA K.lığı Sağlık Kurulunun 17.03.2004 gün ve 68 nolu ek raporunda davacının hastalığının tedavisinin mümkün olmadığını (menfi), ancak ilaçla kontrol altına alınabileceğini, söz konusu hastalıktan dolayı fikren ve bedenen bir işle meşgul olma imkanından kati surette, mahrum kalmadığının belirtildiği, davalı kurumun 06 Nisan 2004 tarihli yazı ile davacı vekillerine maluliyet yardımı taleplerinin anılan Ek rapor gereğince reddedildiğinin bildirdiği ve davacı vekillerinin süresinde dava açtıkları anlaşılmıştır.
205 Sayılı OYAK Kanununun 26/A maddesinde tam ve daimi malullük su şekilde düzenlenmiştir: Tam ve daimi malullük, üyelerden herhangi biri ister vazife dahili ister vazife harici olsun, herhangi bir kaza, hastalık ve sakatlık neticesinde bir işle meşgul olmak imkanından kati suretle mahrum kaldığı heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün ettiği takdirde tam ve daimi malul addedilir.
Muvakkat ve kısmi malullük ile hastalıklar tam ve daimi maluliyet mefhumunun haricindedir. Ancak, vücudun yarısının felci, iki kol veya iki bacağın, iki elin, iki ayağın ve iki gözün, bir kol ile bir bacağın, bir el ile bir ayağın tamamıyla kaybı, tedavisi gayri kabil daimi hastalıklarla gayri kabil tedavi olduğu heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün edip kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar tam ve daimi hali olarak kabul edilir.
205 sayılı OYAK Kanunun 26/a maddesinde düzenlenen tam ve daimi maluliyet yardımını doğuran hukuki nedenler kaza, hastalık veya sakatlık olmak üzere üç halde gerçekleşebilir. İki paragraf halinde düzenlenen bu fıkra da her iki paragrafta da eşit şekilde etkili kurucu unsur; kaza, hastalık veya sakatlığın bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma sonucunu doğurması ve bu halin bir sağlık kurulu raporu ile ortaya konulmuş olması koşuludur. Bu nedenle anılan fıkranın (205 sayılı kanun madde 26/a) ikinci paragrafında belirtilen tedavisi gayri kabil daimi hastalıklar ve tedavisi gayri kabil tedavi olduğu sağlık kurulu raporuyla belirlenip, kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar da söz konusu ortak unsurun gerçekleşip gerçeklemediğinin aranması gerekmektedir.
Davacının sağlık kurulu ek raporu ile saptanan arızası hastalık kaynaklı olup, hastalığının tedavisinin mümkün olmadığı ve kurumca da vazife devamına imkan vermediği anlaşıldığından, davacıya bu hastalığı nedeniyle tam ve daimi maluliyet yardımın yapılabilmesi için gerekli olan kurucu unsurun mevcudiyetine bakılması gerekli bulunmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen GATA Komutanlığı Sağlık Kurulunun 17.03.2004 tarih ve 68 nolu ek raporunda davacının; hastalığının tedavisinin mümkün olmadığı (menfi), ancak ilaçla kontrol atında alınabileceği, söz konusu hastalıktan dolayı fikren ve bedenen bir işle meşgul olma imkanından kati surete mahrum kalmadığı belirtilmiştir. Davacıya tam ve daimi maluliyet yardımı yapılabilmesi için gereken kurucu unsur olan bir işle meşgul olmak imkanından katı surette mahrum kalma hali söz konusu değildir. Davacının mevcut hipertansiyon hastalığının tedavisinin olanaksızlığı GATA Askeri Hastane Sağlık Kurulunun Ek raporundan anlaşılmakla birlikte, OYAK tam ve daimi maluliyet yardımının ödenebilmesi için, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesine neden olan hastalığının tedavi edilemezliği yanında, bu hastalığın aynı zamanda bir işle meşgul olma olanağından kendisini kesin biçimde yoksun bırakması da gerekmektedir. Bir başka anlatımla Silahlı Kuvvetlerden ilişkin kesilmesini gerektiren bir hastalık, tek başına OYAK tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmasının yeterli nedeni sayılamaz.
Bu hallere ayrıca bir işle meşgul olma olanağının kesin şekilde yitirildiğinin eklenmesi gerekmektedir. 205 sayılı OYAK Kanununun 26/a(4) maddesinde tam ve daimi maluliyet yardımının, ölüm yardımı gibi hesap edileceğinin hüküm altına alınması da bu görüş ve kabulü doğrulamaktadır. Davacı vekili OYAK Genel Müdürlüğünün GATA Komutanlığından ek rapor istemesinin ve artik asker kişi olmayan davacı hakkında GATA Komutanlığının rapor düzenlemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
18 Mart 1998 tarih ve 23290 sayılı Resmi Gazetede yer alan özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik 5 nci maddesinde belirtilen Ek 3 sayılı Özürlü Raporu Vermeye Yetkili Sağlık Kurulları Listesine Gülhane Askeri Tıp Akademi (GATA) Komutanlığı 08 Kasım 2001 tarih ve 24577 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan değişiklik ile eklenmiştir. 3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 ncu maddesinde Uzman Erbaş emeklileri ve aileleri ile ilgili sağlık hizmetlerine, muayene ve tedavilerinin askeri hastanelerde yürütüleceği hüküm altına alınmıştır. Sağlık işlemlerinde 211 Sayılı TSK İç Hizmet Kanunu hükümlerine tabi olan Uzman Erbaşlar hakkında 2955 Sayılı GATA Kanun ve Yönetmeliği hükümlerine göre askeri hastanesi olan GATA K.lığı tarafından emekli statüsünde bulunsa da sağlık kurulu raporu düzenlemesi işleminde mevcut mevzuat karşısında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan istikrarlı ve basiretli bir idareden beklenen; bir idari işlem tesis edilmeden önce o idari işleme dayanak teşkil edecek tüm diğer işlem ve faaliyetlerin eksiksiz olarak yerine getirilmesidir. Nitekim, OYAK Genel Müdürlüğünün tüm üyelerinin temsil edildiği ve tüm üyelerini bağlayan 28 Mayıs 1994 tarihli 34 ncü Genel Kurulunun 2 nolu kararında maluliyet yardımına esas maluliyet oranı tespitlerinin sadece GATA K.lığı tarafından yapılacağı karar altına alınmıştır.
İdarenin ayrı bir uzmanlık alanında faaliyetini sürdüren bir organın tıbbi değerlendirilmesine başvurması ve objektifliğini daha önceden almış olduğu bir karar ile ortaya koyma yaklaşımının idari istikrar ve basiretli idare ilkeleri içinde görmek gerekmektedir. Tesis edeceği işlemin hukuka uygunluğu açısından, idarenin başka bir organının (veya kurumun) değerlendirmesine ihtiyacı olan ve bu hususun idari yargı organlarınca da istikrar bulmuş kararlarında yenilenmesi karşısında; davalı kurum olarak OYAK Genel Müdürlüğünün tam ve daimi malullük yardımı yönünde işlem tesis etmesinde GATA K.lığı Sağlık Kurulu raporuna başvurmasında ve bu raporu dayanak almasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İdari istikrar ve basiretli idare ilkeleri ışığında hareket etmeyen bir idarenin dava konusu işlemi tesis etmesi karşısında, bu konunun idari yargı organı tarafından yerine getirileceği, uyuşmazlık konusunun çözüme ulaşması için aynı şekilde tesis edilen işlem kapsamında tıbbi bir değerlendirmeyi içeren sağlık kurul raporuna başvurulacağı gerçeği karşısında; hakkında herhangi bir şekilde sahtelik veya hukuk dışı yollarla elde edildiğine ilişkin kanıt bulunmayan GATA Sağlık Kurulu ek raporunun hukuken dikkate alınması gerektiği tüm tartışmalardan uzaktır. Nitekim AYİM bir çok kararında davalı kurum tarafından alınan sağlık kurulu kararına itibar ettiği gibi Yüksek İdare Mahkemesi olarak kendisi de ayni yöntemlerle GATA Sağlık Kurulunun tıbbi değerlendirmesine başvurmuştur. (AYİM 1.Dnin 05.05.1998 tarih ve E:1998/300, K:1998/517, 1.Dnin 26.01.1999 tarih ve E:1999/57, K:1999/135, 1.Dnin 09.05.2000 tarih ve E:1999/440, K:2000/552; 18.04.2000 tarih ve E:1998/946, K:2000/460; 23.05.2000 tarih ve E:2000/139, K:2000/577 Sayılı Kararları,)
Sonuç itibariyle davacı hakkında GATA Komutanlığı tarafından düzenlenen ek rapora dayanılarak davacıya tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmaması işleminde hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy