(2709 S. K. m. 138) (1602 S. K. m. 63)
Davacı vekili, 13.01.2004 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesinde ve bu yolla 16.01.2004 tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin adi malul kabul edilmemesi ile maluliyet aylığı bağlanmaması işlemlerinin iptali istemi ile AYİM de açtığı iptal davasında AYİM 3. Dairesinin 09.10.2003 gün ve 2003/374 sayı ile yürütmenin durdurulması karar vermesine karşın davalı idarece bu kararın gereğinin yerine getirilmediğini ve bu nedenle müvekkilinin üzüntü ve ızdırap yaşadığını belirterek, 3.500.000.000 TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmektedir.
Dava ve tahsis dosyası ile davacı hakkındaki Dairemizin 2003/374 esasına kayıtlı diğer dava dosyasının incelenmesinden; davacının 13.01.1994 tarihinde TSKlerinde uzman erbaş olarak göreve başladığı, bir yılda toplam 2 aydan fazla istirahat alması nedeniyle 13.01.2002 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği, açıkta iken Manisa Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 25.06.2002 gün ve 481 sayılı raporu ile Kronik HBV enfeksiyonu B/52 F-3 Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği, raporun Emekli Sandığı Sağlık Kurulunda görüşülüp 24.03.2003 tarih ve 1139 sayılı kararı ile adi malul olduğuna karar verildiği, davacının emeklilik onayının 26.05.2003 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından onaylandığı, ancak Sandık Yönetim Kurulunun 16.05.2003 tarih ve 328 sayılı kararı gereğince davacının durumu Sandık Sağlık Kurulunda 26.06.2003 tarihinde yeniden incelenerek 2907 sayılı karar ile önceki kararın iptaline ve davacının adi malul olmadığına karar verildiği, bunun üzerine davacının kurumuna yazı yazılarak 26.05.2003 tarihli emekliye sevk onayının iptalinin istendiği ve 08.08.2003 tarihinde Milli Savunma Bakanı tarafından davacının emeklilik onayının iptal edildiği, daha sonra davacının 19.09.2003 tarihinde adi malul aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemiyle Mahkememizde dava açtığı ve yürütmenin durdurulmasını talep ettiği, AYİM 3 ncü Dairesinin 09.10.2003 tarih Gensek No:2003/2315, Esas No: 2003/374 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın 27.10.2003 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği, bunun üzerine 11.11.2003 tarihinde Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce Kara Kuvvetleri Komutanlığına yazı yazılarak yeniden emeklilik onayı istendiği, davacı hakkında yeniden alınan emeklilik onayının 05.02.2004 tarihinde Sandığa ulaştığı ve 11.02.2004 tarihinde, 01.02.2002 tarihinden geçerli olmak üzere davacının malulen emekli aylıklarının bağlandığı anlaşılmaktadır.
Gerek Anayasanın 138. maddesi ve gerekse 1602 sayılı Kanunun 63 ncü maddesi uyarınca idarenin Askeri Yüksek İdare Mahkemesince verilen esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların gereğini altmış gün içinde yerine getirmeye mecbur olduğu aksi durumda idarenin sorumluluğunun doğacağı hukuki bir olgudur. Bu bağlamda, yargı kararlarının idarece hiç yerine getirilmemesi, eksik yerine getirilmesi veya geç yerine getirilmesi durumunda idarenin hizmet kusuru ilkesi uyarınca sorumlu olacağı, diğer yandan yargı kararının uygulanmaması hukuki veya fiili imkansızlıktan kaynaklanmış ise de idarenin bu takdirde kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca sorumlu olacağı da kuskusuzdur.
Bu açıklamalar kapsamında, dava konusu işlem incelendiğinde, AYİM 3. Dairesinin 09.10.2003 gün ve 2003/374 sayılı yürütmenin durdurulması kararı ile davacı hakkında adi malul kabul edilmeme ve maluliyet aylığının bağlanmaması işlemlerinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği ve söz konusu kararın tebliği üzerine davalı idarenin 11.11.2003 tarihli yazısı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığından davacı hakkında malul olarak emekliye sevkine ilişkin onayın alınmasını istediği, 23.01.2004 tarihinde emekliye sevk onayının verildiği ve Kara Kuvvetleri Komutanlığının 29.01.2004 tarihli yazısı ile onay kararının davalı idareye gönderildiği, 05.02.2004 tarihinde söz konusu yazının davalı idare kayıtlarına geçmesi üzerine davalı idarenin 11.02.2004 tarih ve 52477 sayılı işlemi ile davacıya 10.derece 8. kademe intibakı esas alınarak 01.02.2002 tarihinden itibaren maluliyet aylıklarının bağlandığı görülmektedir.
Bu tespit ve açıklamalardan sonra davalı idarenin yürütmenin durdurulması kararının kendisine ulaşması üzerine, kararın uygulanmasına çok kısa bir sürede (15 gün) geçtiği ve 5434 sayılı Kanunun Ek-26 ncı maddesi gereğince davacının kurumundan emeklilik onayı istediği ve bu onayın Sandığa ulaşmasını müteakip 6 gün sonra maaş bağlanması işlemini gerçekleştirdiği, bu itibarla yürütmenin durdurulması kararının hiç yerine getirilmemesinin söz konusu olmadığı, ve bundan dolayı idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun bulunmadığı, davacıya maaşlarının geç ödenmesinin sebebinin idarenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesinden yani iç işleyişinden kaynaklandığı, bundan doğan zararların ise faiz ödenmek suretiyle karşılanabileceği, davacının adi malul sayılmama ve aylık bağlanmama işleminin iptali istemiyle açtığı 2003/374 esasına kayıtlı davada faiz talebinde de bulunmadığı, sonuç itibariyle ortada manevi tazminat ödenmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy