(1602 S. K. m. 20) (926 S. K. m. 24) (Türk Silâhlı Kuvvetleri Subay Sınıflandırma Yönetmeliği m. 8)
Davacı 21 Mayıs 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; 1997 yılında hem OBİ kursuna hem de ABD Yüksek Lisans Okulunda Bilgisayar Mühendisliği Programında öğrenime seçildiğini, daha kapsamlı olması nedeniyle tercihini yüksek lisans öğrenimi yönünde yaptığını ve 27 ay süreli öğrenimini başarı ile tamamladığını, ardından 2000 yılı genel atamalarında KK MEBS Bşk.lığı Bilgi Sistemler Dairesi Yazılım Geliştirme Şubeye Uygulama programcısı olarak atandığını, bir yıl bu görevde kaldıktan sonra aynı başkanlıkta Plan Yönetim ve İdare Şubede Sistem İletişim subayı olarak görevlendirildiğini, 2002 yılı genel atamaları ile aynı şubede Geniş Alan Şebekesi İşletim Subayı görevine atandığını, 2004 yılı genel atamalarına kadar bu görevini sürdürdüğünü, bilgisayar mühendisliği konusunda yapmış olduğu yüksek lisans eğitiminin yanında aynı konuda yurt içi ve yurt dışı kurslara katılarak 19 sertifika aldığını, 11 Şubat 2004 tarihli dilekçe ile mühendis sınıfına geçirilme isteminde bulunduğunu, istemin reddedilmesi üzerine AYİMde açtığı iptal davasının devam etmekte olduğunu, mühendislik sınıfına geçirilme isteminin reddi üzerine 16 Mart 2004 tarihli dilekçe ile Muhabere (OBİ) sınıfına geçirilme isteminde bulunduğunu, K.K. MEBS Başkanının olumlu görüşüne rağmen isteminin topçu sınıfında genç rütbeli subaya ihtiyaç bulunduğu gerekçesiyle reddedildiğini, 2004 yılı genel atamalarında 9 ncu P.Tüm.Top.A. 3 ncü Top.Tb.1 nci Bt.K.lığı (Sarıkamış/Kars)na atandığını, bu işlemin iptali istemiyle AYİMde açtığı davanın da devam etmekte olduğunu, Muhabere sınıfına geçirilmesi için gereken şartları taşıdığından isteminin reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptalini istemektedir.
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 24 ncü maddesinde kuruluş ve kadro değişikliği sebebiyle veya idarece görülecek lüzum üzerine subayların sınıfının değiştirilebileceği belirtilmiştir.
Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 8 nci maddesi, personelin ilk ve yeniden sınıflandırılmasında (1) Sınıfların kadro ihtiyacı, (2) Personelin sağlık durumu, (3) Zihni kabiliyetler, (4) Tahsili, sivil mesleki tecrübesi, alakaları, (5) Fiziki profili ve (6) isteğinin dikkate alınacağını amirdir.
Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere personelin yeniden sınıflandırılmasında idarenin takdir yetkisi bulunmaktadır. İdare ilgili kişinin isteği de dikkate alınarak sınıfların kadro ihtiyacını karşılayacak şekilde sınıf değişikliği yapabilecektir.
Kamu hizmeti, kamu yararına olacak şekilde yürütülür. Hizmetin hangi ve ne nitelikteki personel eliyle yürütüleceğine karar vermede, takdir hakkı hiç kuşkusuz idareye aittir. İdare kamu hizmetini gördüreceği personeli seçerken hizmetin özelliklerini, hizmetin gereksinme duyduğu personelin niteliklerini ve personelin sınıf mevcudunu göz önünde bulundurmak durumundadır. Hizmet etkinliğinin sağlanması için idare gerekli önlemleri alma, bu husustaki mevzuat düzenlemelerini görevli ve sorumlu idare ilkesi gereğince yapmak zorundadır. Yeniden sınıflandırma konusunda davalı idarenin geniş bir alanda takdir yetkisi bulunmaktadır. Elbette ki bu takdir yetkisi sınırsız ve denetlenemeyecek bir yetki değildir. Davalı idare savunmasında değişik sınıftaki birçok subayın yurt içi ve yurt dışında lisansüstü öğrenim gördüğünü ve görmekte olduğunu bunların tamamının sınıflarının değiştirilmesinin sınıf destekleme oranlarını muharip sınıflar aleyhine azaltacağını davacının Topçu sınıfından Muhabere (OBİ) sınıfına geçirilmesi halinde zaten düşük olan Topçu sınıfında sınıf destekleme oranının Muhabere(OBİ) sınıfı lehine daha da düşeceğini belirterek bu konudaki geniş takdir yetkisini topçu sınıfında zaafiyete neden olmamak için davacının sınıfının değiştirilmemesi yönünde kullanmıştır. Kaldı ki, hangi dalda ve ne kadar personele İhtiyacı olduğunu bilebilecek olan idarenin kendisidir. Bunun aksini savunmak yargı yerinin doğrudan ihtiyaç belirlemesi veya idareye ihtiyacın var denmesi yerindelik denetimi anlamına gelir. Bu husus 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesinin İkinci fıkrasında açıkça yasaklanmıştır.
Davalı idarenin işlemini tesis ederken objektiflikten uzaklaştığına ve takdir yetkisini kullanırken zaafiyet gösterdiğine dair bir belge ve bilgi bulunmadığı, dolayısıyla bu bakımdan da işlemde sakatlık olmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından idarenin Muhabere OBİ sınıfının destekleme oranları cevaplarından farklı bildirdiği ileri sürülmüş ise de, bunun topçu birliği kadrolarında çalışan kurmay subayların dahil edilmesinden ve dava açıldıktan sonraki gelişmelerden kaynaklandığı görülmekle bu iddialara itibar edilmemiş, Kara Harp Okulu mezunu olan davacının yetiştirilme amacı ve Kuvvetin hedefi, topçu sınıfında duyulan nitelikli personel ihtiyacı, kendi tercihi üzerine OBİ Temel kursu yerine yurt dışına PG eğitimine gönderilmiş olması, yüksek maliyetli bu eğitimden dolayı davacıdan şimdiye kadar istifade edilmesi, yurt dışı PG eğitiminin sınıf değişikliği gerektirmemesi göz önüne alındığında sınıf değişikliği yapılmaması işleminin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
926 sayılı TSK Personel Kanununun 24/d ve bu Kanunun 25 nci maddelerine göre düzenlenen subay sınıflandırma yönetmeliğinin 3 ncü Bölümünün 10/1 maddelerinde ikinci bir tahsil yapanların ilgili sınıflara geçirileceği belirtilerek idareye takdir yetkisi tanınmakla beraber, Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 13/c maddesi gereğince yayımlanan KKY 2002-6 Kara Kuvvetleri Subay ve Astsubayları ile adaylarına ait sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesinin Yeniden Sınıflandırma başlıklı 3 ncü Bölümünün Yeniden Sınıflandırmayı Gerektiren Durumlar ve İşlemler başlıklı 10 ncu maddesinin idarece ikinci bir öğrenim yaptırılanlar başlıklı c) alt bendinde, 1) Kara Kuvvetleri Personel Temin Yetiştirme ve Uzman Personel Temin ve Yetiştirme Planlama uygun olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığına adına ikinci bir öğrenime gönderilenler bu öğrenimlerini başarı ile bitirenler sınıflandırma kurulunca öğrenimleri ile ilgili sınıflara geçirilirler denmek suretiyle belirtilen hal ve sebepler çerçevesinde takdir yetkisinin kapsamı sınırlandırılmıştır.
Sınıf değişikliği hususunda Kanunda öngörülen takdir yetkisinin ilgililer lehine veya aleyhine sonuç doğuracak şekilde kullanılabileceği açıktır. Bununla beraber, konu yararlandırıcı işlemler olduğunda idarenin alt düzenleyici işlemlerle bu takdir yetkisini sınırlaması mümkündür. Daha açık bir ifadeyle, idare, Norm Koyucu sıfatıyla, kendi belirleyeceği hal ve şartlara münhasıran takdir yetkisini ilgililer lehine bağlı yetkiye dönüştürülebilir. Bu durumda,Kendi koyduğun kurala kendin riayet et/Tu patere legem quam facisti kuralı gereği, idare, düzenleme ile birel işlemi yapan aynı makam olsa bile birel işlem düzenleyici işleme aykırı olamayacağından Yönergenin 3 ncü Bölüm/10 ncu madde/c alt bendi hükmü uyarınca resen davacıyı ilgili sınıfa geçirmek zorundadır.
Bundan başka, adı geçen Kanunun 24 ve 25 nci maddelerinde yeniden sınıflandırmanın Sınıflandırma Kurulları tarafında yapılacağı, Subay Sicil Yönetmeliğinin 12/b maddesinde Yeniden sınıflandırmak, subaylar için sınıf değişikliği sonuçlarını ihtiva eden tutanaklar, mensup oldukları Kuvvet Komutanlığının ve Jandarma Genel Komutanlığının onayı ile kesinleştirirler denilmek suretiyle sınıflandırma kurulu kararının kesinlik kazanması için Kuvvet Komutanın onayının gerektiği belirtilmektedir. Dolayısıyla, somut olayda olduğu gibi bu gereğe uyulmaması, esaslı bir usuli sakatlık teşkil ettiğinden işlemi hukuka aykırı kılar.
Diğer taraftan, Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinin 3/a maddesinde, Hizmetin ifası bakımından şahsı haiz olduğu vazifelerinden en müessir bir şekilde istifade edilebileceği mevkiilere müterakki bir şekilde getirebilmek için Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı, onu beden ve zihni kabiliyetlerini, fiziki profili, mesleği, tahsili, tecrübe ve isteklerinin askerlik hayatı boyunca devamlı olarak değerlendirilmesi işlemidir şeklinde tanımlanan Sınıflandırma nın unsurları ve 4/a maddesinde, şahsı, haiz olduğu vasıflardan, azami en müessir bir şekilde istifadeyi temin için, Silahlı Kuvvetlerde en fazla ehliyetle hizmet edebileceği göreve yöneltmek suretiyle muharebede başarıya ulaşmaktır olarak belirtilen sınıflandırma amacı göz önüne alındığında; 1992 nasıplı davacının mesleki safahatı itibariyle topçu sınıfından ziyade OBİ branşına ait görev yerlerinde çalışması gelecekte üst subay rütbelerinde çalışacağı OBİ kadrolarında destekleme oranının topçu sınıfından düşük olması, yurt dışına PG eğitiminin temel kursa göre maliyetinin çok yüksek olması, muhabere sınıfı OBİ branşında iken sağlık sebebiyle ordudonatım sınıfına geçirilen iki subayın halen OBİ kadrolarında çalıştırılmaya devam edilmesi, bilgisayar sistemleri konusunda PG eğitimine ilaveten çoğu yurt dışında 23e yakın kursa gönderilmiş bulunması, davacının OBİ branşı görevlerinde uzmanlık kazandığını ve yüksek performans sergilediğini gösteren ödül ve takdir belgelerine sahip olması, MST 386-9 TSK OBİ Görevleri ve Eğitim Modülleri standardına görev davacının aldığı OBİ yüksek lisans eğitiminin OBİ temel/tekamül eğitiminin üstünde bulunması, MY51-2 TSK Bilgi Sistem Personel Temin Yetiştirme ve İstihdamı Yönergesi gereği bu personelin BS teşkilatı kadrolarında görevlendirilmelerinin gerekmesi ve idarenin iddiasının aksine OBİ branşının büyük oranda Harp Okulu neşetli subaylardan oluşması karşısında davacının muhabere sınıfı OBİ branşına geçirilmemesinde kamu yararı bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu sebeplerle, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı işlemin iptali gerekirken davanın reddi yolunda gerçekleşen sayın çoğunluk görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy