(1602 S. K. m. 69)
Davacı vekili 25.11.2004 tarihinde Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği ve 13.12.2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dilekçesinde özetle; müvekkiline adi malul aylığı bağlanmaması işleminin iptali, yürütmenin durdurulması ve yasal haklarının geriye dönük faiziyle ödenmesi, talebiyle açtıkları davada, talebin yerinde görülerek davalı kurum kararının iptaline ve davacıya hak ediş tarihinden itibaren maaşlarının ve yasal faizlerinin ödenmesine karar verildiğini, davalı kurumun karar düzeltme talebinin de Mahkeme tarafından reddedildiğini, buna rağmen davalı kurum tarafından davacıya, yargılama devam ederken 12.013.380.000 Türk Lirası ödendiğini, bunun 01.12.2002 tarihinden itibaren maaş ödemesi olduğunun bildirildiğini, bu durumda müvekkiline sözleşmenin fesih tarihi olan 14.10.2001 tarihinden 01.12.2002 tarihine kadar geçen döneme ait maaşlarının ödenmediğini, davalı kurumun yargılama sırasında maluliyet aylığı bağlanmasını kabul etmesi üzerine, Mahkemece davacının esasına ilişkin hüküm kurulmadığını, kurulan hükümde müvekkiline hangi tarihten itibaren maaş bağlanması gerektiği konusunda açıklık bulunmadığını, bu nedenle davalı kuruma, fesih tarihinden itibaren maaşlarının tamamının ve faizlerinin ödenmesi için yaptıkları başvuruya, davalı kurumun 5434 sayılı Kanunun 91/c maddesi uyarınca red cevabı verildiğini, oysa müvekkilinin 91/b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle Mahkemenin 07.04.2004 tarih ve Gensek No: 2003/2022, Esas No: 2003/162 ve Karar No: 2004/476 sayılı kararının, müvekkilinin adi maluliyet maaşını hak ediş tarihinin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişik kesme tarihi olan 14.10.2001 tarihi mi yoksa davalı kurum tarafından tespit edilen 01.12.2002 tarihi mi olduğunun tavzihini talep etmiştir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 69 ncu maddesi; Daireler veya Daireler Kurulundan verilen kararlar müphem ise yahut birbirine aykırı hüküm fıkralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın tavzihini veya aykırılığın kaldırılmasını isteyebilir.
Tavzih dilekçeleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazlası ile verilir. Kararı vermiş olan daire veya Daireler Kurulu, işi inceler ve lüzum görürse dilekçenin bir nüshasını, tayin edeceği süre içinde cevap vermek üzere, diğer tarafa tebliğ eder. Cevap iki nüsha olarak verilir. Bunlardan birisi, tavzih veya aykırılığın kaldırılmasını isteyen tarafa gönderilir.
Görevli daire veya Daireler Kurulunun bu husustaki kararı, taraflara tebliğ olunur. Tavzih veya aykırılığın kaldırılması, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir. hükmünü taşımaktadır.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde somut olay incelendiğinde; davacı vekili tarafından dava açıldıktan ve Mahkememiz tarafından yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra davacıya adi maluliyet aylığının (01.12.2002 tarihinden itibaren) bağlanmasının davalı kurum tarafından kabul edildiği ve bu tarihten itibaren aylıklarının 26.02.2004 tarihinde bağlandığı; Mahkememizin 07.04.2004 tarih ve E.2003/162, K.2004/476 sayılı kararı ile davacıya adi maluliyet aylığı bağlanması nedeniyle adi maluliyet aylığı bağlanmamasına ilişkin işlemin iptali istemi hakkında kabul nedeniyle davanın esasi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına ve adi maluliyet aylıklarına hak ediş tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle davacıya 01.12.2002 tarihinden itibaren davalı kurum tarafından adi maluliyet aylıklarının yargılama devam ederken (26.02.2004 tarihinde) bağlanması ve bunun Mahkememizce kabul olarak değerlendirilmesi karşısında, bu durumun ancak karar düzeltme talebine konu edilebileceği; tavzih koşullarının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan yasal faizin başlangıç tarihinin ise yine karar düzeltme talebine konu edilebileceği; tavzih isteminin 1602 sayılı Kanunun 69 ncu maddesine göre ancak kararın yerine getirilmesine kadar istenebileceği, somut olayda bu talebin kararın yerine getirilmesinden sonra istendiği, taraflar arasındaki bu konudaki uyuşmazlığın ayrı bir dava konusu yapılabileceği, kararın yerine getirilmesinden sonra tavzih talebinde bulunulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin kararın tavzih edilmesi isteminin REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy