(657 S. K. m. 113, 115, 121) (Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik m. 6, 7)
Davacı, 02.06.2005 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 01.02.1990 tarihinde J. Loj. K.lığında göreve başladığını, 08.02.1996 tarihinde J. Gn. K. Per. Bşk.lığı emrine atandığını, 2000 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdiğini, Aralık 2000de Uzman Yardımcılığına atanması için talepte bulunduğunu, görev yaptığı yerde boş uzman kadrosu bulunmadığı için talebin reddedildiğini, 2001 ve 2002 yıllarında yenilediği taleplerinin de reddi üzerine görev yaptığı yere uzman kadrosu açılması veya uzman kadrosu bulunan başka bir birime atanma talebi üzerine Kasım 2002de Genel Sekreterlik Basın ve Halkla İlişkiler Tanıtım Şube Müdürlüğü emrine atandırıldığını, bu şubedeki Basın ve Halkla İlişkiler Tanıtım Uzman kadrosuna görevlendirme usulü ile veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak göreve başladığını, uzman kadrosu görev tanım formunda asgari 2 yıl bu görevde çalışmış olma şartının bulunması nedeniyle uzman yardımcılığına atanması amacıyla 2002 yılı aralık ayında verdiği dilekçenin yönerge şartlarını taşımadığı gerekçesiyle reddedildiğini, 08.11.2004 tarihinde Hrk. Bşk.lığı Eğt. Okl. D. Eğt. S. Md.lüğü emrine atandığını, bu şubede görev yaparken 2005 yılı Şubat ayında uzmanlığı yükseltilmesi için tekrar dilekçe verdiğini, dilekçesinin halen yürürlükte bulunan Yönergenin 6/2a-(3) kısmında belirtilen değerlendirmeye alındığı yıl itibarıyla son beş yıllık sicil notlarının ortalaması ile son sicilinin 90 ve üzerinde olmak şartını sağlamaması nedeniyle sınava giremeyeceğinin belirtildiğini, bu durum karşısında 2000-2005 yılları arasında bazı sicil üstleri tarafından haksız ve sübjektif olarak verilen sicil notları ve olumsuz değerlendirmelerin bulunduğunu düşündüğünü, 2000, 2001, 2002, 2003 ve 2004 yılları düşük sicil ve olumsuz kanaatlerinin iptaline, bu sicil notları nedeniyle uzman yardımcılığı sınavına alınmama işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere dava konusu istemlerle ilgili açıklamaların ilk olarak iptali istenen siciller yönünden yapılması gerekmektedir. Dava dosyası ve davacının özlük dosyasının incelenmesinden davacının genel olarak sicil eğiliminin çok iyi seviyede olduğu, 7 adet takdir belgesine sahip davacının 16.12.2004 tarihli uyarı cezası bulunduğu anlaşılmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 113 ncü maddesinde Sicil amirleri belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil raporlarında memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek tespit ederler, 115 nci maddesinde; Sicil amirleri maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte bunların genel durum ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirirler hükmü yer alır.
657 sayılı kanunun 121 nci maddesi Devlet memurunun mesleki ehliyetinin tespiti amacı ile sicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli, taşıyacağı sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve bunların derecelendirilmesi, muhafaza ile görevli makamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek merciler; Vali ve Kaymakamların hangi memurların birinci, ikinci ve üçüncü sicil amirleri olduğu, hangi memurlar hakkında sicil verecekleri ve diğer hususlar genel yönetmelikle düzenlenir hükmünü amirdir.
İşlemin neden ve maksat unsuru yönünden denetimine gelince; bilindiği gibi sicil işlemleri idarenin takdir yetkisini yoğun bir şekilde kullanarak tesis ettiği bir işlem grubu olmakla, işlemlerdeki hukuka aykırılığın kendini gösterdiği durum uzun yıllar yüksek sicil ortalamasını yakalayan bir personelin sicilinin birden bire önemli miktarda düşmesi ve bu düşüşün o sicil dönemine ait disiplinsizliği ve başarısızlığı ortaya koyan bir takım belge ve bilgilerle izah edilememesidir.
Dava konusu 2000 yılı sicil işleminde, 1 ve 2 nci sicil üstünce çok iyi seviyede sicil notu takdir edildiği ve her iki sicil üstünce olumlu kanaat belirtildiği, 2001 yılı sicil işleminde, 1 ve 2 nci sicil üstünce çok iyi seviyede sicil notu takdir edildiği, 1 nci sicil üstünce kanaat belirtilmediği, 2 nci sicil üstünce olumlu kanaat belirtildiği, 2002 yılı sicil işleminde 1 ve 2 nci sicil üstlerince çok iyi seviyede sicil notu takdir edildiği 1 nci sicil üstünce olumlu kanaat belirtildiği, 2 nci sicil üstünce kanaat belirtilmediği, 2003 yılı sicil işleminde ise 1 nci sicil üstünce iyi, 2 nci sicil üstünce çok iyi seviyede sicil notu takdir edildiği her iki sicil üstünce kanaat belirtilmediği görülmektedir. Davacı, sicilinin sübjektif takdir edildiğine dair somut bir neden ileri sürmediği gibi resen yapılan araştırmada da bu yönde bir bilgi ya da belge bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle sicil safahatı uyumlu olan sicil işlemlerinde hukuka aykırı bir yön görülmemektedir.
2004 yılı sicil işlemi incelendiğinde, 1 nci sicil üstünce (Basın-Halkla İlişkiler Tanıtım ve Yayın Şube Md.) 03.09.2004 tarihinde sicil tanzim edildiği, iyi seviyede sicil notu takdir edildiği ve kanaat belirtilmediği görülmektedir. 1 nci sicil üstünün görevden ayrıldığına dair bir belge yok ise de davacının özlük dosyasının incelenmesinde, 29.11.2004 tarihi itibarıyla bir eylemi nedeniyle davacının savunmasının Halkla İlişkiler Tanıtım ve Yayın Şube Müdür Vekili olarak görev yürüten J.Yzb
. tarafIndan istenildiği, yine disiplin cezasının 16.12.2004 tarihli olarak aynı personel tarafından takdir edildiği, kararın 21.12.2004 tarihinde ise J.Bnb.
tarafından Basın Halkla İlişkiler ve Tanıtım Şube Müdürü Sıfatıyla tebliğ edildiği görülmekle 03.09.2004 tarihli 1 nci sicil üstünce tesis edilen işlemin 1 nci sicil üstünün görevden ayrılması nedeniyle tesis edildiği ve asgari çalışma süresi şartını da sağlamış olması nedeniyle usulüne uygun olarak tanzim edildiği değerlendirilmektedir. Davacı, sicilinin sübjektif takdir edildiğine dair somut bir neden ileri sürmemekte resen yapılan araştırmada da bu yönde bir bilgi ya da belge bulunmadığı görülmekle bir yıl öncesine göre bir miktar düşüşle beraber takdir edilen sicil notunda hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
Konuyla ilgili düzenlemeler getiren (08.09.1986 tarih ve 86/10985 sayılı Bölümler Kurulu Kararı ile yürürlüğe konan) Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 14 ncü maddesinin birinci fıkrasında bir görevde 6 ay veya daha fazla bir süre bulunup başka göreve atananların sicil raporları bunların atanmalarından önceki sicil amirlerince ayrıldıkları tarihi takip eden onbeş gün içinde doldurulur ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim edilir şeklinde hüküm mevcuttur. Konuyla ilgili olarak, uygulamayı gösteren daha alt norm olan JGY: 51-12 Jandarma Genel Komutanlığı Memur İşlemleri Yönergesinin 2 nci Kısım 3-b-1 madde ve fıkrasında da buna benzer hüküm getirilmiştir. 2004 yılında 2 nci sicil Amirince düzenlenen sicili incelendiğimizde ve yukarıda zikredilen düzenlemelere göre değerlendirdiğimizde, bu yılda 2 nci sicil amirince düzenlenen sicilde yetki unsuru yönünden herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı hakkında bu yılda 2 nci sicil amirince 31.12.2004 tarihi itibariyle sicil düzenlenmiş olmakla sicili veren Genel Sekreterdir. Davacı bu tarihten önce Genel Sekreterlikten, Harekat Başkanlığı emrine atanmış ve 27.12.2004 tarihinde yeni atandığı Harekat Başkanlığında göreve başlamıştır. Bu durumda, yukarıda belirtilen sicil yönetmeliği ve yönerge gereği yapılacak olan; davacı hakkında 27.12.2004 tarihi itibariyle eski görev yerindeki amir tarafından sicil düzenlenmesi ve 31.12.2004 tarihi itibariyle artık yeni yerinde sicil düzenlenmemesiydi. Davacı hakkında bu işlem yapılmış ancak sicil tarihi 27.12.2004 olarak değil 31.12.2004 olarak yazılmıştır. Mevzuat hükmüne göre sicil düzenleyen kimse yetkisiz değildir. Bu nedenle sicilin bu bölümünde işlemin sağlığını etkileyen herhangi bir yetkisizlik bulunmamaktadır.
2004 yılında düzenlenen sicilleri, takdir edilen notlar açısından değerlendirdiğimizde de bu notlarda, sicil işlemlerinde sübjektif davranıldığını gösteren herhangi bir bariz düşüşün bulunmadığı değerlendirilmiştir. Zira davacı bu yılda 25 Kasım2004 tarihli bir uyarı almıştır. Bu hususta dikkate alındığında takdir edilen notlar bakımından herhangi bir hukuka aykırılıktan bahsedilememektedir.
Sonuç olarak belirtmek gerekirse davacı hakkında iptali talep edilen yıllarda tanzim edilen sicil notlarında ve takdir edilen kanaatlerde her hangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 2001 yılı 1 nci sicil üstü, 2002 yılı 2 nci sicil üstü, 2004 ve 2004 yıllarında 1 ve 2 nci sicil üstlerince kanaat belirtilmediğinden konusu bulunmayan talepler hakkında davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Konunun 2 nci bölümünü ise uzman yardımcılığı sınavına alınmama işleminin iptali istemi oluşturmaktadır. Görevde yükselme ile ilgili olarak genel esasların Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik ile getirildiği görülmektedir. Yönetmeliğin, Hizmet Süresi başlıklı 6 ncı maddesinde; Devlet memurlarının görevde yükselme mahiyetindeki atamalarının yapılabilmesi için kurumların çıkaracakları görevde yükselme yönetmeliğinde belirtilen süre kadar bulunduğu kurumda veya diğer kurumlarda alt görevlerde çalışmaları şartının getirildiği, 7 nci maddede ise; Kurumlar, atama yapacakları kadrolar için başvuranlarda aranacak sicil disiplin şartlarını çıkaracakları özel yönetmeliklerinde belirler. Ancak, son sicil notlarının olumlu ve son üç yıllık sicil notu ortalamasının 70 puandan aşağı olmaması şartı aranır şeklinde hüküm bulunmaktadır. Yine aynı Yönetmeliğin Geçici 5 nci maddesinde; Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapanların görevde yükselme niteliğindeki atamaları bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde kendi mevzuatlarına göre çıkaracakları yönetmeliklere göre yapılır şeklinde hüküm mevcuttur.
Konuyla ilgili olarak ölçütler getiren ve işlemin tesisinde dikkate alınan mevzuat, JGY: 51/12 Jandarma Genel Komutanlığı Sivil Memur İşlemleri Yönergesi dir. Yukarıda da belirtildiği üzere bir üst yönetmelik ile bu konuda ilgili Komutanlıkça bir yönetmelik çıkarılması hususu emredilmiş ise de ilgili kurum olan Jandarma Genel Komutanlığı bu konuları bir Yönerge ile düzenlenmiştir. Bu konuların Yönetmelik yerine bir Yönerge ile düzenlenmesinin salt bu bakımdan bakıldığında direkt olarak bu nedenle işlemi sakatlamayacağı kanısına varılmıştır. Zira hem Yönerge, hem de Yönetmelik, kurumlarca oluşturulan düzenleyici işlemler olduğundan, kurumun bu konuda alt bir düzenleme yapmasına cevaz verilmesi karşısında genel düzenlemenin adının ne olduğu, işlemin hukuka uygunluğu açısından önem arz etmemektedir. Yönetmeliğin Geçici 5 nci maddesinde Jandarma Genel Komutanlığı, memurların yükselmesi ile ilgili genel düzenleme yapma konusunda yetkilendirilmiştir. Bu düzenlemenin Yönetmelik başlığı yerine Yönerge başlığı altında yapılmasının, Yönergede, üst yönetmelik ve Kanunla düzenlemeye aykırı hükümler olmaması koşuluyla önemi yoktur. Zira JGY 51/12 Yönergesinde de böyle aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Konuyla ilgili hükümler getiren Jandarma Genel Komutanlığının 51/12 numaralı Yönergesinin Görevde Yükselme ile Sınıf ve Unvan Değişikliği başlıklı 6 ncı Bölüm 2 (a) madde ve bendinde yükselmeye tabi tutulacak memur için getirilen koşullardan birinin de; değerlendirmeye alındığı yıl itibariyle son 5 yıllık sicil notlarının ortalaması ile son yıl sicili 90 ve üzerinde olmak olduğu görülmektedir. Davacının, sicilleri itibariyle bu koşulları sağlamadığı görülmekle idarece oluşturulan işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Üye Hâk. Alb. Celâl Işıklar Yönetmeliğin emri uyarınca yeni düzenlemelerin de ancak Yönetmelik ile getirilmesinin gerektiği, Yönerge ile düzenleme getirilmesinin hukuka uygun olmadığı, ancak davacı hakkında yapılan işlemin, idarece, genel yönetmelik hükümlerine uygun oluşturulması nedeniyle hukuka aykırı bulunmadığı şeklinde ayrışık oy kullanmıştır.
Davalı idare cevap lahiyasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karsısında genel bütçeli idareleri avukat sIfatIyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
2000, 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında tanzim olunan siciller ve belirtilen kanaatlerin iptaline ilişkin istemlerin REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı devlet memurunun uzman yardımcılığı sınavına kabul edilmeme işleminin ve buna dayanak teşkil eden bazı sicillerin iptali için açtığı davanın reddi yönündeki hükme katılmakla beraber, sayın çoğunluğun gerekçesine katılmam mümkün olmamıştır. Zira, işleme esas mevzuatın özel yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken üst yönetmelik cevaz vermediği halde doğrudan yönerge ile düzenlenmiş olması hukuka uyarlı değildir.
Şöyle ki, Bakanlar Kurulunun 15.03.1999 tarih ve 59/12647 sayılı kararı ile (18.04.1999 tarih ve 23670 no.lu Resmi Gazetede yayımlanarak) yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelikin Görevde Yükselme Yönetmelikleri başlıklı 15 nci maddesine göre; Kurumlar, bu Yönetmeliğin kapsamına giren görevlere atanacaklarda aranacak öğrenim düzeyi ile hizmet süresi, alt görevlerde bulunma süresi, sicil ve disipline ilişkin şartlar ile bunlar için verilecek görevde yükselme eğitiminin ilanı, şekli, süresi, konuları, ağırlıkları ve kapsama dahil edilecek diğer unvanlar ve bunlara ilişkin seçme kriterlerini, yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konulara ilişkin diğer hususları Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşünü alarak çıkaracakları yönetmelikle düzenler. Ayrıca hizmet süresi ile sicil ve disiplin şartları da, Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddeleri uyarınca kurumların özel yönetmeliklerinde belirlenir. Ayrıca, Geçici Madde 1in gereği, Görevde Yükselme Yönetmeliklerinin 6 ay içerisinde çıkarılması, ya da çıkarılmış Yönetmeliklerin 6 ay içerisinde bu Yönetmeliğe uygun hale getirilmesi lâzımdır.
Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet Memurları bakımından özel bir düzenleme öngörülmüş olup Yönetmeliğe 21.05.2000 tarih ve 2000/1231 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Yürürlüğe giren Geçici Madde 5 ile şu hüküm eklenmiştir; Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapanların görevde yükselme niteliğindeki atamaları, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde kendi mevzuatlarına göre çıkaracakları yönetmeliklere göre yapılır. Buna göre, Geçici Madde 5in açık hükmü gereği, Silahlı Kuvvelerinde görevli devlet memurlarının görevde yükselme niteliğindeki atamaları kendi özel Yönetmeliğine göre yapılmak zorundadır.
Somut olayda görevde yükselme niteliğindeki atama kapsamında uzman yardımcılık sınavına alınmama konusunun Bakanlar Kurulu Yönetmeliğinin amir hükmüne rağmen özel yönetmelikle değil, araya başka bir düzenleme girmeksizin doğrudan yönerge ile (Jandarma Genel Komutanlığının 24 Haziran gün ve PER:3958-8-04 sayılı emirle yürürlüğe giren JGY:51-12 Jandarma Genel Komutanlığı Sivil Memur İşlemleri Yönergesi) düzenlendiği, işleme de dayanak teşkil ettiği görülmektedir.
Bundan dolayı, işlemin hukuki sebebi olarak salt yönergeye dayanılması hukuka uyarlı değildir. Nitekim, savunmaya ekli belgelerden davalı idarenin taslak bir Yönetmelik hazırlayıp Devlet Personel Başkanlığının görüşüne başvurduğu görülmektedir. Kuruma tanınan düzenleme yetkisinin, yönerge şeklinde de kullanılabileceği hususu ve işlemin hukuka uygunluğuna etkisi konusuna gelince; bilindiği gibi, Türk Hukukunda Yönetmelik, yetkili organ, kapsam, hiyerarşik konumu, yayımı ve uygulanabilirlik şartları itibariyle Anayasal tanıma sahip (AY m. 124) , ayrı ve özel bir hukuki rejime tâbi düzenleyici işlem kategorisinde iken yönergeler idarenin adsız düzenleyici işlemlerindendir. Doktrinde Prof. Turan GÜNEŞin sarahatle belirtildiği üzere; ... eğer kanun belli bir işleme atıfta bulunmuşsa, öyle sanıyoruz ki, idarenin düzenlemesi o işlem kategorisi ile yapılmak gerekir. Kanun koyucu, bu hükümle şeklî bakımından işleme bir özellik kazandırmak istemiştir. Tüzüğe atıfta bulunduğu takdirde bazı kuralların nisbî bir istikrar kazanmasını, yönetmeliğe atıfta bulunmuş ise, işlemin vatandaşa Resmi Gazete ile duyurulmasını istemiş olabilir. Tabiidir ki, bir tüzük yapılmış olması, daha sonra 113 ncü maddeye dayanarak bir yönetmelik çıkarılmasına engel değildir. Fakat idari faaliyetin bazı esasları tüzükle tesbit edilmiş olacağından, idare yönetmeliği yaparken tamamen serbest olamıyacaktır. Aynı hal suretini-organlar bakımından söylediklerimiz mahfuz kalmak şartıyla- yönetmelik ve düzenleyici işlem ilişkilerine tatbik edebiliriz. // Kanunun yönetmeliğe atıfta bulunduğu hallerde, idarenin bir tüzük yapmasına hiçbir engel bulunmadığını ayrıca belirtmeye bile lüzum yoktur. Bu halde yönetmelik idareye yüklenen asgari şarttır. İdare dilerse, bir tüzük yapmak suretiyle kendini daha da fazla bağlıyabilir. Yâni, üst normun belli bir düzenleyici işleme atıfta bulunması halinde, bu idareye yüklenen asgari şarttır, bunun altında-burada Yönetmelik- bir düzenleyici işlem yapılamaz. Şüphesiz, idare isterse daha üst normu tercih ederek kendini bağlayabilir.
Nitekim Danıştay da, kanun veya tüzüğün çıkarılacak yönetmeliğe yollamada bulunduğu hallerin genelge yahut Bakanlık cetveli ile düzenlenemeyeceğine (6.D. 18.10.1993, 1993/36-4317;5.D., 18.11.1986, 1982/3371-1986/1262); özel kanununda yönetmelik hazırlamak yetki ve görevinden bahsedilse bile Diyanet İşleri Başkanlığının değil, bağlı olduğu Başkanlığın Yönetmelik çıkarabileceğine (6.12.1988, 1986/1938-1988/2866) hükmetmiştir.
Bu açıklamalar karşısında; konunun kamu personeline ait genel hükümler kapsadığından 24.03.1964 tarih ve 3011 sayılı Kanun gereği yayımının söz konusu olması, Bakanlar Kurulu Yönetmeliğinin amir hükmü uyarınca Devlet Personel Başkanlığının görüşüne başvurulmasının gerekmesi gibi özellikler de dikkate alındığında, yönetmelik şeklinde yapılması icap eden düzenlemenin, doğrudan yönerge ile tesisine imkan yoktur. Hâl böyle olunca da, yönergeye dayanıldığı takdirde işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılığı söz konusu olacaktır.
Bununla beraber, davacının sicil safahatı, performansı son dönemdeki 16.12.2004 tarihli uyarı cezası dikkate alındığında, işleme mesnet teşkil etmesi gereken Bakanlar Kurulu Yönetmeliğinin 7 nci maddesindeki son sicil notlarının olumlu olması ve disiplin şartı hükmü gereği uzman yardımcılık sınava alınmamasında takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanılmadığı kanaatinde olduğumdan, ayrışık gerekçe ile davanın reddi yönündeki karara katılıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy