(765 S. K. m. 121, 124) (1632 S. K. m. 52)
Davacı, 10.01.2005 tarihinde kayda giren dava dilekçesinde özetle; kızına kimlik kartı verilmesine dair başvurusunun KKK.lığı ve Milli Savunma Bakanlığınca mahkumiyetinden dolayı reddedildiğini, Askeri Ceza Kanununda 22.03.2000 tarih ve 4551 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak Subay ve Astsubayların rütbelerinin geri alınamayacağı yönünde hüküm getirildiğini, mahkeme kararı ile memnu haklarının iadesine karar verildiğinden daha önce hakkında verilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kalktığını, dolayısıyla kazanılmış Anayasal hakkının iadesinin gerektiğini belirterek işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının TSKde Sağlık Kd.Bçvş. rütbesi ile görev yapmakta iken 02.06.1976 tarihinde kendi isteği ile emekli olduğu, hakkında Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.1985 tarih ve E:1984/82, K:1985/13 sayılı kararı ile 11.06.1982 tarihinde kasten adam öldürmek sonucu işlediği sabit görülerek TCK. 448, 51/1, 59/2 maddeleri gereğince sonuç olarak onbeş yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına TCKnun 31 ncü maddesi gereğince müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, TCKnun 33 ncü maddesi gereğince verilen ceza süresince yasal kısıtlılık altında bulunmasına karar verilmesi ve hükmün kesinleşmesi üzerine 03.11.1988 tarihli onayla Askeri Ceza Kanununun 35 ve 37 nci maddelerine göre yedekte rütbesinin geri alınarak 1111 sayılı Askerlik Kanununa tabi tutulmasına karar verildiği, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 19.06.2002 gün ve 2002/296 müteferrik nolu kararı ile davacının kasten adam öldürmek suçundan mahkumiyetine dair Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 27.02.1985 tarih ve E:1984/82, K:1985/13 sayılı kararı yönünden memnu haklarının iadesine karar verildiği, davacının kızına askeri kimlik kartı verilmesine ilişkin yaptığı başvurunun KKK.lığının 29.11.2004 tarih ve PER:4184-1009-04/Per.İşl.D.Em. ve Arş.Sb.Astsb.Ks. sayılı yazısı ile reddedildiği ve davacının yasal süre içinde işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Kimlik kartına ilişkin hususlar TSK. İç Hizmet Kanununun 34/e ve TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddelerinde hükme bağlanmış olup bu hükümlerde, Silahlı Kuvvetler mensuplarına verilecek kimlik katının veriliş biçim ve koşullarının yönerge ile saptanacağı öngörülmüştür. Kanun ve Yönetmelik hükümlerinde, TSK. dan emekli personele kimlik kartı verilmesine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Milli Savunma Bakanlığınca çıkarılan 30.4.1984 tarih ve (30-8) sayılı MSY 52-7 (A) TSK TSK. Kimlik Kartı Yönergesinde ise, Silahlı Kuvvetler mensupları ve ailelerine ilaveten, kapsam genişletilerek subay ve astsubay emeklileri ile bunların ailelerine de kimlik katı verilmesi öngörülmüştür.
M8Y 52-7(A) TSK Kimlik Kartı Yönergesinin 6 ncı maddesinin (h) bendinde; Emeklilik esnasında cezai nedenlerle Türk Silahlı Kuvvetleri emeklilik statüsünü kaybeden emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların kendilerine ve aile fertlerine ait kimlik kartları geri alınır ve kimlik kartı verilmez şeklinde hüküm yer almaktadır.
Davacı, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından memnu haklarının iadesine karar verilmesi nedeniyle hakkında verilmiş olan bütün cezalarının bütün sonuçları ile ortadan kalktığını, bu nedenle askeri kimlik kartı verilmesinin gerektiğini iddia ettiğinden; önce memnu hakların iadesi kavramı üzerinde durmak gerekir.
Bilindiği üzere yürürlükten kaldırılan 765 sayılı TCK. nun 121-124 ncü maddelerinde düzenlenen memnu haklarının iadesi müessesesi, bir ceza mahkumiyetine bağlı olarak veya doğrudan yasaklanan hakların ve müebbet ehliyetsizliklerinin, iyi halli mahkumun talebi ile, bir deneme süresi sonunda, şartların gerçekleşmesi halinde, geleceğe yönelik olarak yetkili mahkemece geri verilmesini öngörmektedir. İade kararı, geçmişe yürümez ve mahkumiyeti ortadan kaldırmaz. Yasak hakların iadesi hangi kanunda yazılı olursa olsun, hükümlünün bu hakları yeniden kazanma ve kullanma ehliyetinin elde etmesi demektir (DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki ceza Hukuku, Genel kısım, c.III, 8.B,İstanbul 1980, s.405 vd.; EREM Faruk: Ceza Hukukun Genel Hükümler, 14.B, Ankara 1997, s.1030 vd. GÜNAL, H.Yılmaz: Adli Yolla Memnu Hakların iadesi, Ankara 1961 s.45, 110 vd). Öyle ki, memnu hakkın iadesi halinde, hükümlü yeni bir memuriyete girebilir, tecil ehliyeti geri gelir, aftan yararlanabilir, ancak tekerrüre esas teşkil eder (GÜNAL, s. 110 vd.; EREM, s.1049 vd; DÖNMEZER-ERMAN, s.405 vd.) somut bir örnek vermek gerekirse, yüz kızartıcı bir suçtan dolayı mahkum olan ve ihtiyar meclisi üyeliğini kaybeden kişi, memnu hakların iadesinden sonra yeniden seçilme ehliyetini kazanır. (EREM, s.1050).
Memnu hakların iadesi konusunun 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 52 nci maddesinde de düzenlendiği görülmektedir. Bu Kanunun Memnu hakların ne suretle verileceği ve neticeleri başlıklı 52 nci maddesinde:
1 - Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun memnu hakların geri verilmesi hususundaki hükümleri askeri şahıslar hakkında da tatbik olunur.
2 - Memnu hakların geri verilmesine karar verildiği takdirde mahkûmiyetle zayi olan bilcümle askeri rütbe, unvan, memuriyet, nişan ve askeri hizmet esnasında kazanılan tekaütlük ve sair haklar geri gelmez. Şu kadar ki bu kararı alan tekrar orduya girerse yeni baştan rütbe, nişan ve madalya ve tekaüt hakkı kazanabilir.
3 - Umumi af ilanında mahkûm bulunan askeri şahsın nişan, rütbe ve madalya ve tekaütlük hakkının geri verilmesi, ancak Umumi Af Kanununda yazılı olmağa bağlıdır. hükmü bulunmaktadır.
Açıklamalar sonucunda dava konusu uyuşmazlık incelendiğinde davacının kızına askeri kimlik kartı verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, esasen uyuşmazlığın memnu hakların iadesi ile bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira davacının askeri kimlik kartı almaya hak kazanması için öncelikle (emekli) astsubay statüsünde bulunması gerekmektedir. Davacı bu statüde bulunmadığından kızına kimlik kartı verilmesi mümkün değildir; dolayısıyla hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Buna göre her ne kadar memnu hakların iadesi kurumu, kaybedilen hakların ileriye dönük olarak talep edilmesine imkan verirse de, davacının kimlik kartına ilişkin hak kaybının söz konusu mahkumiyet sonucu ve doğrudan yasa gereği değil, statü değişikliğinden kaynaklandığı, 1602 sayılı Kanunun 52 nci maddesi hükmü de dikkate alındığında davacının kendisini kimlik kartı almaya müstehak hale getiren (emekli) astsubay statüsüne kabulünün mümkün olmadığı gibi halihazırda böyle bir statüter konuma sahip bulunmadığı, dolayısıyla ancak bu statüye girmekle ve feri olarak talep edilebilecek bir haktan yararlandırılmamasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı idare cevap layihasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy