(1086 S. K. m. 91, 92, 95) (1602 S. K. m. 56)
Davacı 18.02.2005 tarihinde Balıkesir Vergi Mahkemesinde ve 24.02.2005 tarihinde AYİMde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; eşinin Balıkesir Defterdarlığında görev yaptığını, ayrıca hamile olduğunu, bu sebeplerle eşinin görev yaptığı Balıkesir iline atamasının yapılması için idareye yaptığı başvurunun reddedildiğini, bu işlemin Anayasanın 41 nci maddesindeki aile bütünlüğünün korunması ilkesine aykırı olduğunu belirterek, atama istek formu gereği atamasının yapılmaması işleminin iptalini talep etmiştir.
Davalı idarenin 21.07.2005 tarihinde AYİM kaydına giren yazısından, davacının 14 Temmuz 2005 tarihli Bakanlık onayı ile atamasının Orhaneli Askerlik Şubesi emrinden Balıkesir İnşaat Emlak ve Enf. Bölge Başkanlığına yapıldığı bildirilmiş, davacının istemi doğrultusunda atamasının davalı idare tarafından yapılması kabul olarak değerlendirilmiştir. Kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesi olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 92 nci maddesinde tanımlanmış olup uyuşmazlığı kesin surette sona erdiren, davanın esasına girilmesini önleyen ve kesin hükmün tüm sonuçlarını doğuran taraf beyanıdır.
Davacının atamasının Balıkesir iline yapılmış olması ile davacının bu yöndeki isteminin davalı idarece kabul edilmesi nedeniyle atama talebinin reddine dair işlemin iptali istemi ile ilgili olarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Atama talebinin reddi işleminin iptali istemi hususunda 1602 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi delaletiyle H.U.M.K.nun 91-95 nci maddeleri uyarınca kabul nedeniyle DAVANIN ESASI HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının Balıkesir'deki bir göreve atandırılmama işleminin iptali için açtığı davada, ara karar üzerine, MSBlığının 19.07.2005 tarihli işlemiyle davacının 14.07.2005 tarihli Bakanlık onayı ile atamasının yapıldığı bildirilmiş bulunmaktadır. Söz konusu işlem idarenin kabulü olarak değerlendirilmiş ise de, olumsuz bir işlemin iptalinin istendiği ve açık bir kabul iradesi bulunmadığı dikkate alındığında, HUMKnun da öngörülen kabul kurumu çerçevesinde değil, idare hukukuna özgü işlemin geri alınması prensibinden dolayı bir karar verilmesine yer olmadığı kanaatindeyim. Zira GÖZÜBÜYÜKün de belirttiği gibi, sonuçları itibariyle medeni yargılamadaki kabul kuramıyla benzerlik göstermekte ise de (GÖZÜBÜYÜK, Seref: Yönetsel Yargı, 17.B, Ankara 2003, s.192); işlemin geri alınması, davanın kabulünden farklı olup somut olayda geri alma sebebiyle konusuz kalan bir dava söz konusudur. Danıştay da, ilgili memurun dava esnasında göreve tekrar atanması ve kapatma kararlarının geri alınması davalarında geri almadan dolayı konusuzluk sebebiyle bir karar verilemeyeceğine içtihat etmiştir. (Danıştay 5. D. 12.02.1948, DKD, s.40, s.99-100; 8. D., 10.10.1995, 94/4863, 95/2898, DD.s.91, s.923, 10. D., 21.01.1986, 85/169, 86/31, DD.s.64-65, s.410, 10. D., 20.04.1988, 85/632, 88/726, DD. S.72, s.692)
Bu sebeple, nihai karara iştirak etmekle beraber çoğunluk gerekçesine katılmam mümkün olmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy