(Kamu Kurum Ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik (DEĞİŞİK BAŞLIK RG T: 28.12.2004 RG NO: 25684) m. 1)
Davacı vekilleri, 28.02.05 tarihinde AYİMde kayda giren dava dilekçesinde özetle; davacının Trabzon Askerlik Şubesinde ASAL Uzman Yardımcısı olarak görev yapmakta olduğunu, bu görevde üç yıllık süresini doldurması ve olumlu siciller alması nedeniyle uzman kadrosuna atanmak için gerekli şartları taşıdığından 31.12.2004 tarihinde uzman kadrosuna atanma istemiyle başvuruda bulunduğunu, davalı idarenin 18.01.05 tarih ve MİY.:4300-173-05/Asal.D.Per.Ş.Svl.Me.Ks.285 sayılı yazısı ile yönerge değişikliği çalışmaları yapıldığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini ancak, bu işlemden kısa bir süre sonra 27.01.2005 gün ve (4) sayılı atama onayı ile davacı gibi uzman yardımcısı olan personelin bulundukları yarde uzman kadrolarına atandırıldıklarını, davacının uzman kadrosuna atandırılmama işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptaline, davacının bu işlemden dolayı uğradığı maddi zararların yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinden; davacının 04.12.1998 tarihinde MSBlığı kadrolarında göreve başladığı, 21.11.2001 tarihinde uzman yardımcılığı görevine atandığı, gerekli şartları sağlaması nedeniyle Trabzon Askerlik Şubesi Başkanlığının 07.01.2005 tarihli yazısıyla uzman kadrosuna atanma teklifi yapıldığı, MSBlığının 10.01.2005 tarihli yazısı ile MSBlığında Görevli Sivil Memurların Görevde Yükselme Yönergesinde değişiklik çalışmaları ve bu konudaki yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar uzman kadrosuna atama teklifi yapılmamasının emredildiği, 11.01.2005 tarihinde davacı hakkında yapılan atama teklifinin MSB kaydına girdiği, 21.02.2005 tarihinde Yönerge değişikliğinin yürürlüğe girdiği, 21.07.2005 tarihinde de davacının uzman kadrosuna atamasının yapıldığı, bilahare davacının 30.09.2005 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü emrine naklen atamasının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar Başsavcılık düşüncesinde davacının 21.07.2005 tarihinde uzman kadrosuna atanmasının davanın kabulü niteliğinde olduğunu ileri sürmüş ise de; davacının 27.01.2005 tarihli atama emri ile uzman kadrosuna atanan personelle birlikte atanması gerektiğini ve bu nedenle özlük haklarında kayba uğrandığını ve bu zararların tazminini istemesi nedeniyle talep tarihinden daha sonraki bir tarih olan 21.07.2005 tarihinde davacının uzman kadrosuna atanmış olması ve geçmişe yönelik olarak davacının özlük haklarındaki kayıpların ödenmemiş olması nedeniyle davalı idarenin atama işleminin davayı kabul niteliğinde olmadığı, bu nedenle davanın esastan incelenerek sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
TSK görevli Devlet memurlarının görevde yükselme ve unvan değişiklikleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna dayanılarak çıkartılan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik ve bu yönetmeliğe dayanılarak çıkartılan Milli Savunma Bakanlığında Görevli Sivil Memurların Görevde Yükselme Yönergesi esaslarına göre yapılmaktadır.
Anılan Yönetmelik ve Yönerge hükümleri incelendiğinde, gerekli şartları sağlayan tüm personelin uzman kadrosuna atanması gerektiğine dair emredici bir hüküm bulunmadığı, atamanın boş kadro bulunması ve nitelikli personele ihtiyaç duyulması halinde yapılacağının düzenlendiği idareye takdir alanı bırakıldığı görülmektedir. İdarenin kamu hizmetini daha etkin bir şekilde yürütebilmek maksadıyla yine yasa ve yönetmelikle kendisine verilen yetkiye dayanarak her kadro görev yeri için çeşitli nitelikler araması ve bu nitelikleri belirlemesi takdir yetkisi içerisindedir. MSBlığının 10.01.2005 tarihli yazısında da belirtildiği üzere geçmişte yapılan atamalarda yaşanan olumsuzluklar ve Yönergenin bazı hükümlerinin güncel şartlara uygunluğunu kaybetmesi gibi kamu hizmetinin daha iyi yürütülmesini amaçlayan gerekçelerle yeni düzenleme yapılıncaya kadar uzman kadrosuna atamaların bir süre durdurulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı, davalı idarenin 10.01.2005 tarihli yazısından sonra 27.01.2005 tarihinde kendisi ile aynı durumda olan bazı personeli uzman kadrosuna atadığını beyan etmekte ise de; atanan personelin atama tekliflerinin Ekim 2004 tarihinde MSBlığına ulaştığı ve süre gelen bir atama süreci sonunda atamalarının yapıldığı görülmektedir. Davalı idarenin belli bir aşamaya gelmiş işlemleri sonuçlandırmasında ancak henüz başlangıç aşamasında bulunan işlemleri ise yeni düzenleme yürürlüğe girinceye kadar işleme koymamasında takdir yetkisi sınırları içerisinde hareket ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, davalı idare yeni düzenleme getirirken geçici maddelerle davacı ve davacı ile aynı durumda olanları yeni getirilen ek yükümlülüklerden muaf tutmuş ve davacının talebini değerlendirmeye alarak 21.07.2005 tarihinde uzman kadrosuna atamıştır.
Davalı idare cevap layihasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy