(2709 S. K. m. 92) (5434 S. K. m. 64, 69)
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacılar yakını Dz.İkm.Yzb
..ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı Erdek Deniz Üs K.lığı Satınalma Komisyon Bşk.lığı emrinde görev yapmakta iken 26 ŞUBAT 2005 tarihinde 1 Nolu Lumbarağzı Nöbetçi Subaylığı görevini ifa ederken gece istirahate çekildiği nöbetçi subay odasında kat kaloriferinden sızan karbondioksit/karbonmonoksit gazından zehirlenerek vefat ettiği, bu olay nedeniyle davacılar tarafından 17 MART 2005 tarihli dilekçeyle davalı idareye müracaat edilerek Dz.Yzb
..ın şehit sayılmasının talep edildiği, Dz.K.K.lığının 31 MART 2005 tarih ve PER: 4185-205-05/Per.D.Bşk.Des.Dnş.Ş.Şehit/Gazi İşl.Ks.sayılı cevabi yazısı ile istemin reddedilmesi üzerine davacılar vekilince AYİMde bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere; davacıların yakını Dz. İkm. Yzb.
ın Erdek Deniz Üs Komutanlığı Satınalma Komisyon Başkanlığında görevli iken 26.Şubat 2005 tarihinde 1 nolu Lumbarağzı nöbetçi subayı olduğu, gece 24:00 sıralarında, nöbetçi astsubaya, sabah uyandırılması talimatını verdikten sonra mahsus yerde istirahate çekildiği sabahleyin oda kapısı bir er tarafından açıldığı ve is içerisinde Yzb.
.ın baygın halde bulunduğu yapılan tıbbi müdahaleye rağmen müteveffanın kurtarılamadığı hususu bir vakıa olarak sabittir.
Davacıların vekili müteveffanın şehit sayılması (vefat edenin şehit statüsüne alınması, şehadet belgesi verilmesi ve şehit mezarı yaptırılması açısından) yolunda talepte bulunmuş, bu talebe Deniz Kuvvetleri Komutanlığının PER:4185-205-05/Per.D. Bşk. Dnş. Ş. Şehit/Gazi İşl. Ks. sayılı ve 31 Mart 2005 tarihli işlemi ile olumsuz yanıt verilmesi üzerine süresinde İşlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, hukukumuzda şehit ile ilgili olarak, kime şehit denileceği ve ne gibi hukukunun bulunacağını tespit eden kanun düzeyinde bir norm mevcut değildir. 1325 Tarihli Askeri Tekaüt ve Maaş Kanununda şehit kavramı geçse de tanım verilmemektedir. Keza 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 64 ve müteakip maddesinde Harp Malullüğünden söz edilmekle birlikte, şehit le ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Kanununun 69 ncu maddesinin (d) bendinde : ...64 ncü madde de yazılı hallerde şehit olmuşlarsa;... ibaresinin, şehit ya da şehadeti tam olarak açıkladığı da ileri sürülememektedir.
Diğer yandan bu konuda TBMMnin 927 Sayılı yorum kararı ile 4992 sayılı Kanuna ek 5107 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı mevcuttur. Bu kararlarda, harpte veya eşkiya müsademesinde her nevi düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı belirtilmiştir.
Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan (MSY 439-1) Şehitlik Yönergesi, şehitliğe kimlerin gömüleceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti ve tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespiti amacı ile çıkarılan idarenin bu hususlardaki iç işleyişi ilgili bir düzenlemesidir.
Bu yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmış, 3 ncü maddesinde ise 7 nci maddede yazılı nedenlerden dolayı ölenler şehit olarak tanımlanmıştır. Ancak bu tanımlama idarece şehitliklere defnedilecekler ile sınırlı bir tanımlamadır. Zira Yönergede şehitliğe gömülenlere ŞEHADET BELGESİ verileceği, bu belgenin vefat eden personelin şehitliğe gömülme hakkını kazandığını ifade eden bir belge olduğu, bu belgenin hak sahiplerine şehitlik nedeniyle yasaların tanıdığı hakların verilmesi zorunluluğunu doğurmayacağı belirtilmiştir.
Dava konusunu teşkil eden şehitlik kavramının yer aldığı Şehitlik Yönergesi hükümleri incelendiğinde Yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmıştır. Bu maddeye göre; Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda belirtilen durumlarda olanlar gömülür. -Harpte fiilen ateş altında ölenler, yada yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da düşman silahlarının tesiriyle ölenler, yada yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, - İç Güvenlik görevlerinde (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler yada yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, -Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca fiilen çatışma sırasında ölenler yada yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), -Ailesi arzu ettiği takdirde, ölen Milli Savunma Bakanları, Orgeneraller ve Oramiraller, -TSK mensubu veya TSKnden ayrılanlardan (emekli, istifa v.b.) daha önce TSK mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler, -Herhangi bir askerî tesis, kışla ve binanın v.s. yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler, -Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun; vazifeli olarak askerî uçak veya askerî maksatla kullanılan uçak, helikopter gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi batması, infilak etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), yurt dışında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölenler ile T.C. Anayasasının 92 nci Maddesi veya Türkiyenin taraf olduğu anlaşmalar uyarınca yada 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun EK-10 ncu maddesi gereğince görevlendirilenler ile yabancı ülkelerde veya uluslararası Sahalarda yapılan eğitim, tatbikat, manevra veya harekat sırasında bu görevlerin başlangıcından bitimine kadar geçen süre içinde ölenler. hükmünü amirdir.
Davacıların yakınının ölüm hadisesi yukarıda ayrıntılı olarak belirtilmiş olmakla, ölümü doğuran olay; Nöbetçi subayının yattığı odadaki bir gaz sızıntısı nedeniyle yaşamını yitirmesi şeklindedir. Bu ölüm şeklinin yukarıda Milli Savunma Bakanlığı Şehitlik Yönergesinde belirtilen hallere girmediği hususu sabittir. Bu durumda, ölüm şeklini, mevzuata uygun olarak nitelendirip istemi reddeden mezkur işlemde hukuka aykırı bir durum olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı idare cevap lahiyasında lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de; haksız çıkan tarafa yüklenen avukatlık ücretinin, esas itibariyle diğer tarafın vekalet/avukatlık sözleşmesi ile temsil olunmasından doğan masrafının karşılığı olduğu ve yasal temsilciler bakımından ancak kanunun açıkça öngördüğü takdirde hükmedileceği dikkate alındığında, 178 sayılı KHK ve 4353 sayılı Kanun hükümleri ile temsil/tevkil tekeli öngören gerekçesi karşısında genel bütçeli idareleri avukat sıfatıyla temsil yetkisinin münhasıran hazine avukatlığı teşkilatına ait olduğu, bakanlıklarda çalışan memur avukatların idari temsilden öte avukatlık ücretini hak eden bir tevkil görev ve yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy