(5434 S. K. m. 45, 56, 72)
Davacı 07.01.2005 tarihinde Denizli İdare Mahkemesi, 11.01.2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; oğlu
..in Diyarbakır 6 ncı Zırhlı Süvari Alay Komutanlığında askerilik görevini yaparken, 17.04.1970 tarihinde askeri araçla taş ocaklarından tas çekme sırasında cemse devrilmesi sonucunda bir başka çavuş arkadaşıyla birlikte öldüğünü, kendisinden önce vefat eden esinin aylık bağlanması için müracaat ettiğini, müracaatı sonuçlanmadan eşinin vefat etmesi üzerine kendisinin tekrar müracaatta bulunduğunu, talebinin yeterli belge bulunmadığından reddedildiğini, ancak gerekli belgeleri tutma yükümlülüğünün, resmi makamlarda olduğunu belirterek aylık bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava ve tahsis dosyasının incelenmesinden; davacının oğlu
in Diyarbakır 6 ncı Zh. Süvari Alay Komutanlığında askerlik görevini yapmakta iken 17.04.1970 tarihinde Diyarbakır Asker Hastahanesinde trafik kazasına bağlı beyin kanaması nedeniyle vefat ettiği, davacının oğlundan dolayı yetim aylığı bağlanması talebinin reddedilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dul anaya muhtaç olması durumunda vazife malullüğünden dolayı aylık bağlanmasını öngören düzenleme 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 72 nci maddesinde yer almaktadır. Ancak öncelikle aylık bağlanabilmesi için davacının oğlunun vazife malûlü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bilindiği üzere 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 56 nci maddesinde muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde sevkleri esnasında vazife malûlü olmaları halinde kendilerine aylık bağlanacağı belirtilmektedir. Yine aynı kanunun 45 nci maddesinde de vazife malullüğünün tanımı getirilmiş bu maddede; bir kimsenin vazife malûlü sayılabilmesi ve bu nedenle kendisine aylık bağlanabilmesi için maluliyetin görevin ifası sırasında ve görevin neden ve etkisiyle oluşmasının gerekeceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacının oğlu
..in ölüm olayına ilişkin belgeler, Askerlik Şubesi Kütük Kayıt defteri, Nüfus Müdürlüğünden temin edilen ölüm kağıdı ve davacının dilekçesine eklediği gömme izin kağıdıdır. Her üç belgeden de ilgilinin askerlik görevini ifa ettiği sırada 17.04.1970 tarihinde Diyarbakır Asker Hastahanesinde trafik kazasına bağlı beyin kanamasından öldüğü anlaşılmakla birlikte, ölüm olayının vazife esnasında ve vazifenin sebep ve tesiriyle meydana geldiğine dair herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Ölüm olayının nasıl meydana geldiğinin aydınlatılması maksadıyla Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğüne, Çivril Askerlik Şubesi Başkanlığına, Kara Kuvvetleri Komutanlığına, 7 nci Kor. Komutanlığı Askeri Savcılığına, 7 nci Kor. Komutanlığı Askeri Mahkemesine, Mahkememizce ve davalı Kurum tarafından yazılan yazılara müteveffa ile ilgili bilgi ve belge bulunmadığı, şeklinde cevaplar verildiği görülmüştür. Her ne kadar belgelerin tutulması ve muhafazası görevi idarenin sorumluluğunda olmakla birlikte, ölüm olayından 35 yıl gibi uzun bir süre geçmiş olması nedeniyle, ilgili kurumların arşiv hizmetlerini düzenleyen mevzuatları gereği bazı kayıtların imha edilmesi tabiidir. Bu durumda bir hizmet kusurundan ve idarenin yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilemez. Davacının oğlunun askerde iken vefat ettiği sabit olmakla birlikte vazife esnasında ve vazifenin sebep ve tesiriyle vefat ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı görülmekle, bu gerekçeyle davacıya vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yukarda açıklanan sebeplerle;
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının oğlu
.in askerlik görevi sırasında, Diyarbakır 6 ncı Zh. Süvari Alay Komutanlığında görev yapmakta iken 17.04.1970 tarihinde Diyarbakır Asker Hastahanesinde trafik kasasına bağlı beyin kanamasından öldüğü hususu, Askerlik Şubesi Künye kaydı ve gömme izin kağıdından hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde anlaşılmaktadır. Davacının oğlu
.in vazife esnasında ve vazifenin sebep ve tesiriyle vefat edip etmediği hususunda yeterli belge bulunmamakla birlikte, elde mevcut belgelere göre ölümünün askeri hastahanede vuku bulması, firar veya izin tecavüzüne ilişkin künye kaydında herhangi bir kayıt bulunmaması, davacının hayatin olağan akışına uygun, tutarlı ve dosyadaki mevcut belgelerle örtüşsen açıklamaları, 1970 yılındaki Diyarbakır'daki sivil araç trafiğinin azlığı gibi hususlar gözününe alındığında davacının yaralanmasına neden olan trafik kazasının, vazife esnasında meydana geldiğinin kabulünün hakkaniyete daha uygun olacağı vicdani kanaatinde olduğumuzdan işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk kararına katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy