(357 S. K. m. 2) (926 S. K. m. 26) (Askeri Hakim Adaylarının Seçimi Ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmelik m. 5)
Davacı 20.06.2005 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesi ve cevap dilekçelerinde özetle; KKK.lığı mensubu sağlık yüzbaşı olarak görev yaparken Hava K.K.lığının 20.05.2005 tarihli emri ile muvazzaf subaylar arasından askeri hakim sınıfına personel alınmak üzere sınav açıldığını, bu emirde başvuru için kuvvet farklılığı şart koşulmamasına rağmen 09.06.2005 tarihinde kendisinin yaptığı başvurunun Kara Kuvvetleri mensubu olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu, kuvvet ve sınıf değişikliği için yasal bir engel bulunmadığını, kendisiyle eşit olan Hv.K.K. mensubu subayların başvuruları kabul edilirken kendisinin başvurusunun kabul edilmemesinin eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu belirterek askeri hakim temini için yapılan sınava başvurusunun reddi işleminin iptaline, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
AYİM Nöbetçi Dairesinin 09.08.2005 tarih ve Gensek No:2005/1838 Esas No:2005/119 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı KKK.lığı mensubu bir subay olarak Hv.K.K.lığının 2005 yılında askeri hakim sınıfına geçiş için yapılacak sınava girmek için yaptığı başvurunun reddi işleminin iptalini talep etmektedir. Dava konusu işlem davacının Hv.K.K.lığı mensubu olmadığı, 2005 yılında yapılacak sınava sadece Hv.K.K.lığı personelinin katılabileceği, bu durumun ilgili emir ile duyurulmuş olduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Davanın çözümünde iki husus önem arz etmektedir. Birincisi Hv.K.K.lığının 2005 yılında askeri hakim sınıfına personel temini için yapılacak sınava sadece Hv.K.K.lığı mensubu subayların katılabileceğine ilişkin bir koşulun getirilip getirilmediğidir. İkinci husus da Hv.K.K.lığının böyle bir koşulu getirmesinin hukuken olanaklı olup olmadığıdır.
Davalı idarenin savunması ekinde gönderdiği belgeler arasında yer alan Hv.K.K.lığının 09.03.2005 tarihli ve Harp Okulu Mensubu Subaylardan Askeri Hakim Sınıfına Personel Temini konulu emrin 1 nci maddesinde ilgi (a) ve (b) gereği, kendi nam ve hesabına Hukuk Fakültesini bitiren Harp Okulu Mezunu Hv.K.K.lığı mensubu subaylardan Askeri Hakim sınıfına personel temin edilebilir ifadesi yer almaktadır. Hv.K.K.lığının 20.05.2005 tarihli mesaj emrinde de 09.03.2005 tarihli emre atıf yapılarak Harp Okulu mezunu olmayan dış kaynaklı muvazzaf subayların da askeri hakim sınıfına personel temini için yapılacak sınava başvurabilecekleri belirtilmiştir.
Bu iki emir birlikte değerlendirildiğinde Hv.K.k.lığının 2005 yılında askeri hakim sınıfına personel temini için yapılacak sınava Hv.K.K.lığı mensubu olan Harp Okulu mezunu subaylarla dış kaynaklı muvazzaf subayların katılabileceği, diğer Kuvvetlerin mensubu olan subaylara sınav giriş hakkının tanınmadığı anlaşılmaktadır.
Bu noktada, Hv.K.K.lığının askeri hakim temini için yaptığı sınava diğer Kuvvetlerin personelini kabul etmemesinin hukuka uygun olup olmadığının üzerinde durulmalıdır.
Askeri hakim kaynaklarını düzenleyen 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 2 nci maddesinde ve bu kanunun uygulamasını sağlamak üzere çıkarılmış olan Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4 ncü maddesinde askeri hakim kaynakları belirlenmektedir.
Bu kaynaklardan yararlanma konusu ise Askeri Hakim Adaylarının Seçimi ve Yetiştirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 5 nci maddesinde düzenlenmiştir: Buna göre Bu kaynaklardan hangisinden ne şekilde ve ne oranda yararlanılacağı öncelikle askeri yargı hizmetinin ihtiyaçları, TSK İnsan Gücü Planı ve Kuvvet Komutanlıkları ile J.Gn.K.lığının Personel Yetiştirme Planları göz önünde tutularak Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine Milli Savunma Bakanlığınca tespit olunur. Bu tespitlerle belirlenen kontenjanlar Gen.kur.Bşk.lığınca Kuvvet Komutanlıklarına bildirilir.
Yukarıdaki hükümde ifade edildiği gibi askeri hakim temininde 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu ile belirlenen kaynaklardan ne şekilde ve hangi esaslara göre yararlanılacağı hususunda Kuvvet Komutanlıklarının personel yetiştirme planları göz önünde bulundurulmaktadır. TSK İnsangücü Planı ve Kuvvetlerin Personel Temin ve Yetiştirme Planları doğrultusunda temin ve yetiştirme faaliyetlerini yapmaya ve uygulamaya Kuvvet Komutanlıkları yetkilidir. Bu kapsamda personel yetiştirme planına göre askeri hakim temin edilirken 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunda belirtilen kaynaklardan hangilerinin tercih edileceği ve tercih edilen kaynağa göre personel seçerken aranacak şartları belirleme konusunda her Kuvvetin takdir hakkının bulunduğu kabul etmek gereklidir.
Davacının Hv.K.K.lığının yaptığı sınavda başarılı olması, davacının Kuvvetinin ve sınıfının değişmesini gerektirmektedir. Kuvvet değişikliği işlemleri 926 sayılı Kanunun 24 ncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmü ile ihtiyaç fazlası olan personelin Kuvvetinin diğer Kuvvetlerin ihtiyaç duyması halinde değiştirilmesine olanak tanınmıştır. Ancak bu işlemin yapılabilmesi için ilgili subayın mensubu olduğu Kuvvette hizmet fazlası konumunda olması, başka bir Kuvvetin de o subaya ihtiyacının bulunması ve Genelkurmay Başkanlığının da Kuvvet değişikliğini uygun görmesi gerekmektedir. Görüldüğü üzere Kuvvet değişikliği işlemlerinde iki ayrı Kuvvet K.lığının ihtiyaç duyma ve hizmet fazlası olarak belirleme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Özellikle mensubu olunmak istenen Kuvvet Komutanlığının bu konudaki takdir yetkisi daha belirgindir. Bir Kuvvet Komutanlığı ihtiyaç duyduğu personeli mevzuatın sınırları içerisinde kalmak koşuluyla istediği şekilde temin edebilir. Bu bağlamda Hv.K.K.lığının ihtiyaç duyduğu askeri hakim sınıfından olan personeli temin için açtığı sınava sadece Hv.K.K.lığı mensubu olan subayları kabul etmesinde takdir yetkisinin kullanılması bakımından hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Nitekim davacının mensubu olduğu KKK.lığı da 06.07.2005 tarihli yazısında davacının ihtiyaç fazlası konumunda olmadığı belirtilmiştir. Böylece davacının Kuvvet değiştirmesinin şu an için mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır.
Sonuç itibariyle Hv.K.K.lığının takdir yetkisini kullanarak başvuru için öngördüğü Hv.K.K.lığı mensubu olmak koşulunun mevcudiyeti karşısında davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy